Türkiye'nin ilk çocuk hareket üssü Muzipo Kids tarafından düzenlenen 4'üncü Muzip Akademi Eğitim Günleri İstanbul'da yoğun katılımla gerçekleşti. ‘Hareket ederek büyüyen sağlıklı nesiller' manifestosu ile hizmet veren Muzipo Kids, alanlarında uzman konuşmacıların katılımıyla İstanbul WokHUB Ofislerinde yeni bir eğitim etkinliği düzenledi. Türkiye'nin farklı illerinden gelen Muzipo Kids işletme sahiplerinin katıldığı, iki gün süren eğitimlerde Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Burak Özdoğan, Muzipo Kids Kurucu Ortağı Aslı Olgun, Muzipo Kids Eğitim Danışmanı Doç. Dr. Çiğdem Bulgan, Muzipo Kids Dijital Pazarlama Yöneticisi Ahu Binici, BBOM Kurucu Ortağı Burak Ülman, Muzipo Kids Merkez Hareket Eğitmeni-Kızılay İlkyardım Eğitimi Serkan Kaba ve Uzm. Diyetisyen Cansu Büyükbaş konuşma yaptı. İki günlük program 29 Şubat-1 Mart tarihlerinde İzmir'de düzenlenecek.

"Stresten mindfulness ile kurtulun"
Açılışta konuşan b-fit ve Muzipo Kids Kurucu Ortak İletişimci ve Eğitimci Aslı Olgun, 'Dikkatimizi tarafsız ve nazik bir şekilde yönetme becerisi' olarak adlandırılan mindfulness ile stresten uzak bir yaşam sürmesinin yollarını anlattı.

Beynimizin iki tane modu olduğunu anlatan Olgun, "Bunlardan biri gezgin mod, diğeri ise durağan moddur. İlki dokuzgen çizdiğiniz haldir. Yani tam oradasınız, zihin ne geçmiş ne de geleceğe gidemiyor. Ama otomatik yaptığınız yemek yeme, yürüme sırasında zihin gezmeye başlıyor. Ya geçmişteki olaylara ya da gelecekteki olaylara gidiyorsunuz. Gezgin zihnini kontrol etmezsek bu durum bizi kötü hissettirebilir. Hayal gücümüzü kötüye kullandığımızda endişe oluşur. 'Bu proje olmazsa ne yapacağım' diye soruyorum. Bu soru endişeye yol açıyor. 'Bu projenin güzel olması için neler yapabilirim' sorusu ise güzel hayaller kurduruyor. Gün içerisinde zihnimizin gezdiğini fark edemiyoruz. O anda yakalayıp geri getirmek, dikkatle oluyor. Bu yüzden dikkat kasımızın geliştirilmesi öneriliyor" dedi.

"Bağışıklığı kuvvetlendiriyor"
"İçimizde ve dışımızda olan biteni tarafsız ve nazik bir tavır ile gözlemleyebilmek önemli" diyen Olgun, "Mindfulness yaşadığın şu anda kendinde ve etrafında gerçekleşenleri olabildiğince oldukları gibi an be an fark etmektir. Zihinden geçen düşünceleri görmek, yaşadığın duyguları, vücudundaki hisleri oldukları gibi algılamak ve normalde yaptığın gibi gerçekleşenleri isimlendirdiğin ve yargıladığın için tepki vermeden onlarla kalabilmektir. Dikkatini olumluya topladığın anda zihin daha net kararlar alıyor. Sağlığa iyi geliyor. Stresin azsa bağışıklığın kuvvetli oluyor. Sosyal ilişkileriniz olumlu etkileniyor. Çünkü duygusal zekan gelişiyor. Üretken düşünceyi inanılmaz artıyor" ifadelerini kullandı.

"Çocuklar 4-10 yaş arası 5 bin 550 şeker tüketiyorlar, şeker eşittir zehirdir"
Uzman Diyetisyen Cansu Büyükbaş, çocuk beslenmesi erişkin beslenmesine göre daha zor ve karmaşık olduğuna dikkat çekerek, "Çocuklara ödül ve koşul olarak yemek veriyoruz. O çocuklar büyüdüğünde hepsi duygusal yiyici olan yetişkinler haline geliyor" dedi.

Çocukların sosyalleşmeye başlayıncaya kadar mutlaka paketli ürünlerden, hazır gıdalardan korunması gerektiğinin altını çizen Büyükbaş, "Dünya Sağlık Örgütü'ne göre şekerlerden gelen enerji günlük enerjinin yüzde 10'dur. Çocuklarda şeker tüketimi maksimum günlük 5 küp. Yapılan araştırmalarda 4-10 yaş arasında toplamda 5 bin 500 adet küp şeker tükettikleri görülüyor. Ne tüketiyorsanız içerik okuyun. Paketli ürünlerden uzak durun, şeker eşittir zehir. Bir tane tatlı bisküvi iki küp şeker, dört tane yesek sekiz küp şeker. 250 gram şekerli ve asitli içecek 7 küp şeker, bir dilim kek 3-4 küp şeker; bir yumuşak şeker, bir küp şekere eşit düşüyor" şeklinde konuştu.

"Obeziteye yatkınlık 2-5 yaş arası oluşuyor"
2-5 yaş oyun çocuğu dönemi beslenmesinin biraz daha zor olduğunu vurgulayan Büyükbaş, şunları söyledi; "Artık lezzet oturmaya başlıyor, besinleri tatmaya başlıyor aslında bir birey olmaya başlıyor. Bu dönemde asıl beslenme alışkanlıklarının oturduğu dönem. Önemli olan şey günlük alması gereken besin miktarlarını vermek ve onun ihtiyacını sağlamaktır. Çünkü hala bize bağımlıdır. Bu dönemdeki sağlıksız beslenme alışkanlıkları tüm hayatını etkileyecektir. Yağ hücreleri sayıca 7 yaşına kadar oluşur. 7 yaşından sonra hacimsel olarak büyümeye başlar. Yani çocuğumun temelini obezite ve kilo problemi yaşamaması için 7 yaşına kadar atıyorum. Yedi yaşına kadar ne kadar çok yağ hücresi gelişirse, 7 yaşından sonra obezite ve şişmanlık ile karşılaşma riskini artırmış oluruz. Liften fakir yağdan zengin süt çocuğu diyeti artık yağdan fakir liften zengin dengeli bir beslenme şekline geçiyor 2-5 yaş arasında."

Ailelerin, aile büyüklerinin çocuk beslenmesinde en çok yaptıkları yanlışları anlatan Büyükbaş, "'En sevdiği yiyecek köfte patates zaten sebze yemiyor ki.' Bu cümleyi çok duyuyoruz. Bir sürü sebze çeşidi var. Pırasa, lahana vb. tüm sebze çeşitlerini deneyin. Kıymanın içine karnabahar koyabilirsiniz. Farklı bir alternatif koymazsan çocuk en lezzetli ama sağlıksız olan hamburgeri seçecektir. "Can boğazdan gelir" denir. Şu an can boğazdan gidiyor. Ne kadar çok yiyorsanız o kadar çok fazla hasta oluyorsunuz. Çocuğa rehberlik yapabiliriz ama ona asla zorla yemek yediremeyiz. Hamburgeri çok seviyor, yaşasın sosyallik. AVM geziyoruz, havasız ortama çocuğu alıyoruz, sağlıksız fast foodları yediriyoruz. Çocuklarınızı açık havaya götürün, evde yapılan hamburger daha lezzetli. Fırında patates yapın. Dışarıdaki hamburgerin etini, hangi yağda pişirdiğini bilmiyoruz." dedi.

"Çocuğa yemekten sonra ödül şartı koşmayın"
Çocuklara yemeklerini yemeleri şartı koşularak, yemek sonrası paketli ürünlerin (çikolata) ödül olarak verildiğini anlatan Büyükbaş, "Çocuk büyüyor, 'şunu başarırsam kendimi şöyle ödüllendireceğim' diye düşünüyor. Sonra çevresinden de bunu bekliyor. Çocuğa yemekten sonra zararlı bir şeyi şart koşarak vermeyin. Çok yemek istiyorsa onun belli bir günü ve saati olsun, o günlerde verelim. Ama asla bir şeyi şart koşarak vermeyin. 'Vücudun şekere ihtiyacı var, o daha çocuk, yakar. Çocuğun doğal şekere, karbonhidrata ihtiyacı var. Ben mazotlu arabama LPG koymuyorum. Bu da aynı mantık. Tam buğday ekmek ver, kendi yaptığın poğaçayı ver. Ama neden pakete girmiş, tu kaka şekeri çocuğuna yediriyorsun." diye konuştu.