Aşırı yeme isteği kişinin gün içinde sürekli bir şeyler yeme arzusu olduğunu belirten Psikolog Gülcem Yıldırım, ‘’Aşırı yeme isteği genellikle ruhsal problemlerle ilgilidir. Obezite yani şişmanlık tüm dünyanın ortak problemidir. Dünyada bununla ilgili çok fazla araştırma yapılıyor, yeni ilaçlar bulunuyor, yeni egzersiz yöntemleri bulunuyor, gıda takviyeleri üretiliyor, vücuttaki yağları yakıcı ekstreler, değişik bitkiler kullanılıyor. Şuana kadar bu yöntemlerin hiçbiri bir işe yaramadı. Dünyada obezite problemi gün geçtikçe hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. O zaman obeziteyi ilaçla, gıda takviyesiyle ya da egzersizle halletmek pek mümkün görünmüyor. Obezitedeki yani fazla yemedeki problem ruhsal problemlerle ilgilidir. Bu konu ihmal edildiği için yapılan bu çalışmaların hiçbiri fayda sağlamıyor’ dedi.

Değerlilik duygusu mu yiyorum ekmek mi?

Ruhsal problemlerin en önemli nedeninin çocukluğumuzda eksik kalan, ihtiyacımız olan duygular olduğunu dile getiren Psikolog Gülcem Yıldırım, ‘’Anne-babamızın ya da bize bakım veren kişinin bize bir sebepten veremediği olumlu duyguları yiyeceklerden almaya çalışırız. Bilinçdışımız yani beynimiz böyle zanneder. Gerçekte diyelim ki ekmek yiyoruz, aslında ekmek yiyoruz başka bir şey yemiyoruz ama biliç dışımız zanneder ki değerlilik duygusu yiyorum. Ya da var olma duygusu yiyorum.

Bu durum şöyle gelişir. Bu aralar hayatımızda bir olaylar olur, değersiz hissederiz kendimizi aşırı yeme isteği olur, ekmek yemeye başlarız. Ekmek yedikçe rahatlarız, değerli hissederiz. Bilinçdışımız değerlilik duygusunu ekmekten aldığını zanneder. Ya da yalnız kaldım, terkedildim tatlı yiyorum kendimi var olmuş hissediyorum. Bedenim genişliyor, var oluyorum.

Kötü duygular geldiğinde aşırı yeme isteği olur, özellikle ekmek, makarna, çikolata, tatlı, pilav gibi karbonhidrat ve şeker içeren gıdalara yönelmeye başlarız. Yani buradaki açlık fiziksel bir açlık değil, ruhsal, duygusal bir açlıktır. O zaman bir insan egzersiz yaparsa, diyet yaparsa, zayıflarsa bir süre sonra hissettiği bu kötü duygularla tanışmaya başlıyor’ dedi.

‘’Aşırı yeme isteğinin en önemli nedeni kötü duygulardan kaçmaktır’’ diyen Psikolog Gülcem Yıldırım, açıklamasını şöyle sürdürdü; ‘’Aşırı yeme bozuluğu tedavisinde; temelde yatan yatan olumsuz duygulara bakılır bu duygular; değersizlik, yalnızlık, yokmuş gibi hissetme, yetersizlik, boşluk, anlamsızlık ve korkudur.Şayet kişi hissettiği bu olumsuz duyguları halletmediyse diyelim ki 10 kilo verdi, bir süre sonra 11 kilo olarak geri alacak. Zaman içinde yavaş yavaş kilosu artmaya başlayacak, defalarca zayıflayacak, defalarca geri alacak. Her defasında kilosu öncekinden bir tık yukarı çıkacak.

"Sebze ya da et yediğinizde rahatlamıyorsanız bilin ki bu ruhsal bir ihtiyaçtır"

Bu yüzden yemek yerken ben aslında ne yiyorum, ne hissediyorum da bunu yiyoruma bakmak gerekir. Karbonhidrat yemedi diyelim o an sebze yedi, salata yedi rahatlayacak mı? Yoksa illa bir karbonhidrat gerekiyor mu? Ekmek gerekiyor mu? Sebze ya da et yediğinizde rahatlamıyorsanız bilin ki bu ruhsal bir ihtiyaçtır.

Karbonhidrat tüketmenin en önemli nedeni içe dönük duygulardır. Kişi içine döndüğünde yani boşluk, yalnızlık, anlamsızlık gibi duygularla temas ettiğinde karbonhidrata yani makarna ve ekmeğe ilgisi artar. Karbonhidratın en önemli özelliği dışarıya odaklanmayı artırmaktır. Örneğin yemek yedikten sonra hep söylenen bir söz vardı ‘gözüm açıldı’, aslında bu sözün anlamı dışarıya olan ilgim arttı içimdeki sıkıntılardan uzaklaştırır.

Şeker tüketmenin en önemli nedeni ise korku duygusudur. Kişi korktuğunda şekere ve şekerli gıdalara ilgisi artar. Kişi korktuğu zaman beyinde sempatik sistem aktive olur. Sempatik sistemin aktive olmasıyla beraber beyin savaş-kaç tepkisi geliştirir. Beynin savaşması ya da kaçması için gerekli olan en önemli şey enerjidir. Şeker tüketmek vücudumuza hızlı bir şekilde enerji kazandırmanın en kestirme yoludur. Dolayısıyla içeride yani beyinde işleyen bu otomatik süreç sizi şeker tüketmeye yönlendirir.’’

"Bir uzmandan destek alabilirsiniz"

Psikolog Gülcem Yıldırım, aşırı yeme isteği nasıl engelleneceği konusunda ise şöyle konuştu;
‘’Fiziksel bir açlık hissetmiyosunuz fakat aşırı yeme ataklarınız varsa hayatınızda o dönem ruhsal olarak size kötü hissettiren bir şey olmuştur. Bu olan olay çoğunlukla son 72 saat içinde gerçekleşmiştir ve siz bu olayın duygusundan çıkamıyorsunuzdur. Hissettiğiniz kötü duyguyu karbonhidratla beslenerek rahatlatmaya çalışıyorsunuzdur. Rahatlatıyor mu, evet rahatlatıyor, onu yiyince kendinizi iyi hissedersiniz.

Hissettiğiniz kötü duygu değersizlik diyelim ki; öncelikle değersiz hissettiğiniz için ekmek yediğinizi bilmek zihninizde bir rahatlama sağlar. İkinci olarak yaşadığınız bu duyguyu bu gün günlük hayatınızda başka nerelerde deneyimliyorsunuz ve üçüncü olarak da bu duyguyu çocukluk yaşantınızda nasıl deneyimlersiniz? Bu üç aşamayı bulmak zihninizin rahatlamasını ve hissettiğiniz kötü duygunun yatışmasını sağlar. Bu bağlantıları kurmak aşırı yeme arzunuzun azalmasını sağlar. Yine de bunu tek başınıza başarmanız çok kolay olmayabilir. Bu konuda zorlandığınızda bir uzmandan destek alabilirsiniz.’’