ZİYNETİ KOCABIYIK

Koronavirüs günlerinde en çok ilgi gösterdiğimiz konu bağışıklığımızı nasıl yükselteceğimiz oldu. Şimdilik Covid-19’un ilk günlerdeki bilinmezliği geride kalmış olsa da görünen o ki bundan sonra farklı farklı virüslerle savaşmak zorunda kalacağız. O hâlde ne yapmalıyız? Cevap gayet net! Vücudumuzun koruma kalkanı durumundaki bağışıklığımızı her an yüksek tutmalıyız. Ama nasıl? Kelle paça çorbası mı içelim, bol bol C vitamini içeren yiyecekler mi tüketelim, D vitamini mi alalım? Bütün bunları ne kadar yapalım, ne zaman yapalım?
Bu soruları biyokimya uzmanı Dr. Emine Akın’a yönelttik. Tıpta uzmanlık eğitimini klinik biyokimya alanında tamamlayan Dr. Akın, bilimsel hayatını vücudun kendi kendini iyileştiren mekanizmaları ortaya çıkarmaya adamış bir bilim insanı. Özellikle İngiltere ve Amerika’da hastalıklardan korunmada beslenmenin ve vücudun iç dengelerinin önemine yönelik çalışmalar yapan Dr. Akın, çalışmalarını “Alkali Vücudun Sırları” ve “İdeal Vücudun Sırları” adını verdiği iki kitapta toplamış. Yani Dr. Akın yiyeceklerle sağlık arasındaki ilişkiyi ‘hücre düzeyinde’ araştıran konunun uzmanı…

‘ANLIK ÇARELER’ ARAMAK BOŞUNA
Sağlığın birçok faktörün etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir süreçtir olduğunu söyleyen Dr. Emine Akın “Sağlık belki bir anda kaybedilebilir ama sağlıklı olmak sadece bir etkene bağlı olarak ortaya çıkan bir durum değildir.  Sağlıklı olmak için vücudumuza bir bütün olarak bakmak, anlık çareler ve iksirler aramak yerine sağlıklı hayatı temelinden anlamak ve buna yönelik alışkanlıkları hayatımıza yerleştirmek çok önemlidir. Böyle yaptığınızda zaten bağışıklık sisteminiz de hep güçlü olur” diyor.

SAĞLIĞININ ŞİFRESİ SENİN ELİNDE
Atalarımızdan gelen genetik mirasın kanser gibi genetiğe bağlı hastalıkların ortaya çıkışında önemli rolü olduğunu hatırlatan Dr. Akın, ancak bugünkü sağlığımızın tamamen bizim elimizde olduğunu vurguluyor. Vücudumuzda bulunan 22 bin genin nasıl davranacağını farkında olmadan bizim belirlediğimizi söyleyen Dr. Akın “Genlerimizi şifreli yazılmış bilgiler gibi düşünebiliriz. Her bir gen vücudun bizi hayatta tutan fonksiyonlarının işlemesini sağlar. İşlerin yolunda gitmesi için bu şifrelerin doğru girilmesi gerekir. Yani şifreler farklı girilirse bunun sonucunda da oluşan etkiler birbirinden farklı oluyor. Yediklerimiz, içtiklerimiz, soluduğumuz hava ve düşündüklerimiz, bu şifrelerin tercüme edileceği yolunu belirliyor. Kısacası hastalıklarımız yaşam tarzımız ve alışkanlıklarımızın vücudumuzda oluşturduğu biyokimyasal yansımaların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Biz bunlara ‘epigenetik faktörler’  diyoruz. Sağlığa iksir reçeteler ve anlık çözümler yerine hücresel düzeyde bakmak gerekir. Böyle yaptığımızda bağışıklık sistemimiz hep güçlü olur” diye açıklıyor.

AKŞAM YEMEĞİNİ GÜN BATMADAN YİYİN
Dr. Emine Akın sağlığını korumak isteyen kişinin  günün son yemeğini gün  batmadan yemesi gerektiğini söylüyor. Vücudumuzda ‘sirkadyan ritim’ denilen ve beyindeki yaklaşık 20 milyon sinir hücresi tarafından ayarlanan 24 saatlik bir döngü olduğunu hatırlatan Dr. Akın “Beynimizde bunu yöneten merkez, gözden giren güneş ışığı ile çalışıyor. Yani sindirim ve boşaltım işlemlerinin ne zaman yapılacağı aslında güneş ışığına bağlı. Gün batımıyla vücut, dinlenme sürecine geçer, sindirim süreci de yavaşlar. Dolayısıyla geç saatte yenen yemek bağırsaklarda normalden daha uzun süre kalır. Bu da yediklerimizin zararlı hâle gelmesine, bağırsaklarımızda yaşayan faydalı-zararlı bağırsak dengesinin bozulmasına sebep olur. Zararlı bakterilerin artması da bağırsak dokusunu tahrip eder ve ‘Sızıntılı bağırsak’ sendromuna yol açar. Bu da birçok alerjik olayların ve iltihaplanmanın tetikleyicisidir” dedi.  

AKDENİZ DİYETİ İLE KANSERDEN KORUNUN
Hipokratın “Yedikleriniz ilacınız olsun” sözünden yola çıkarak özellikle tükettiğimiz yiyeceklerin, kanser, kalp hastalıkları ve diğer kronik hastalıkların ortaya çıkışında etkili olduğunu söyleyen Dr. Emine Akın “Bilimsel araştırmalar, vücuttaki kronik iltihaplanmanın diyabetten, kalp damar hastalıklarına, karaciğer- safra problemlerinden kansere kadar birçok hastalığa sebep olduğunu gösteriyor. Buna karşılık beslenmesinde ağırlıklı olarak sebze ve meyve olan kişilerin vücutlarında kronik iltihap oluşumunun azaldığı  görülüyor. Bu da en iyi beslenme tarzının  hücrlerimizi destekleyen seçimler olduğunu bir defa daha ispatlıyor” dedi.

HASTALIKLARA KARŞI BAĞIŞIKLIĞIN İLACI SU
Günlük hayatımızda sık duyduğumuz sağlık tavsiyelerinden biri: Yeterli miktarda su için! Ama niçin bunu yapmamız gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. “Sağlık için tek bir şey yapacaksanız, o da su içmek olsun” diyen Dr. Emine Akın “Vücudumuzun yüzde 60’ı su. Bu yüzden bağışıklığı güçlendirmek için yapmamız gereken ilk şey su içmek. Vücudun su oranını korumak bütün organlar ve sistemler için çok hayati öneme sahip. Düzenli su içen kişi, bu değişimi üç beş gün içinde fark eder. Ne mi olur?  Daha dinç ve enerjik hissedersiniz. Ağrılarınız azalır. Sabahları daha dinlenmiş uyanırsınız. Bağırsaklarınız düzgün çalışır, karındaki şişkinlik şikâyetleriniz zamanla azalır” diyor.