Düzce Üniversitesi (DÜ) Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "Türk Sporunda Doping" panelinde konuşan Seyhan, Türkiye'de dopingi 2011 yılı ve öncesi olarak ayırdıklarını belirtti. Türkiye'de 2011 yılında doping adına yeni bir adım atıldığını ve dünya çapında da dopingle alakalı bazı anlaşmaların imzalandığını belirten Seyhan, "Bu anlaşmalarda bazı kurallar konuldu ve bunların en önemlisi de Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) olmuştur. WADA, 2003'te ülkelerin taraf olarak imzaladıktan sonra uymaları gereken kurallardır" diye konuştu. Seyhan, 2001 yılında kurulan doping laboratuvarlarında, 2011 yılına kadar 26 bin 30 analiz yapıldığını anlatarak, bunlarda 360 pozitif bulguya rastlandığını kaydetti. WADA'nın dopingle mücadelenin ilk yıllarında bazı böyle zorluklar yaşaması üzerine kendi başına dopingle mücadele edemeyeceğini anlayarak UNESCO ile sözleşme yapma gereği duyduğuna vurgu yapan Seyhan, "UNESCO tüm taraf ülkelerin imzalaması için bir deklarasyon yayınladı. TBMM bunu imzaladı ve Resmi Gazete'de yayımlandı. Bu sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlarının kendisine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğini belirten bir sözleşmedir. Dopingle mücadelenin bir parçası olarak bu anlaşma imzalandı" şeklinde konuştu. Seyhan, Türk sporunda yaşanan doping olaylarının ardından bazı düzenlemeler yaptıklarını ve ödüllerde azaltmaların gerçekleştirildiğini anlatarak, antrenör yönetmeliğinde düzeltmelere giderek dopingten ceza alan bir antrenörün, sporcu ya da antrenör olarak geri dönmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Hacettepe Üniversitesi işbirliğinde bir Spor Enstitüsü'nün kurulacağını dile getiren Seyhan, şunları kaydetti: "Bilimin, ilmin ve sporcunun bir arada olduğu 200 trilyonluk büyük bir kompleks yatırımı olacak. Türkiye Cumhuriyeti olarak bugüne kadar eğitim ayağını biraz aksattık. Bundan sonraki süreçte eğitimle alakalı çalışmaların içerisindeyiz. Sayın bakanımızın ve ülkemizin temel politikası dopinge sıfır tolerans. Bu politikayı uygulayabilmek, ilgili tarafların bu noktadaki hassasiyetle çalışmalarına bağlı olan birşey. Dopinge sıfır tolerans konusunda yapılan çalışmalar kapsamında WADA kurallarında bazı değişiklikler olacak. Dopingte ilk pozitif bulguya rastlanıldığında 2 yıl olan ceza 4 yıla çıkartılacak. Soruşturma yapıldıkça sporcunun doping maddesini nasıl elde ettiği araştırılacak ve suç duyurusunda bulunulacak. Doping ihlallerinde soruşturma için zaman aşımı 8 yıldan 10 yıla çıkarılacak" Türkiye Halter Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve eski milli halterci Halil Mutlu da aktif sporculuk döneminde iyisiyle kötüsüyle dopingle ilgili çok şey yaşadığını anlattı. Şampiyonalara katıldığı dönemde kendi vücudundan da doping çıktığını ifade eden Mutlu, "Bende çıkan maddenin ne olduğunu ben gazetelerden öğrendim. Doping sadece bizim değil dünya sporunun sorunudur. Evet bu ilaç benim vücuduma bir şekilde girdi. Ancak benim vücudumu giren o ilaç, vücutta en fazla kalabilen ve bir haltercinin en son kullanacağı bir ilaçtır. Çünkü güç vermiyor, Benim işim güçle. Dolayısıyla bir şekilde yakalandım, cezamı çektim. Her sporcunun doping konusunda bilgisi olması gerekir" şeklinde konuştu. Dopingin sporun içinde olduğunu herkesin bildiğini ancak kimsenin bu konuda sorumluluk almadığını dile getiren Mutlu, "Sporcuya sorumluluğu iteriz. En büyük suç yukarıdan başlar. Devletin, verdiği ödeneği takip etmesi gerekir. Ayrıca hiçbir sporcunun bu işi para için yaptığına inanmıyorum. En son çözümün ceza olması gerekir. İlk önce eğitim, gençlerimizi eğiteceğiz" dedi. Mutlu, dopingle tanışma yaşının, sigarayla tanışma yaşından aşağı olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Ben doping kullanırken doping kullandığımı bilmiyordum. Beni yöneten başkanım, 2 tane asbaşkanım ve milli takımda görevli olan 3-4 tane antrenörüm benim o platforma dopingli çıkacağımı biliyorlardı. Ben öyle bir sistemde 3 defa olimpiyat şampiyonu oldum. Dördüncü defa olsaydım dünyada tek olacaktım. Bunu bile bile beni uyarmadılar. Farz edin ki ben o dopingli maddeyi bilerek aldım. siz böyle bir sporcuyu oraya götürür müsünüz. 'Sen kimsin ki bu Türk bayrağını orada rezil edeceksin' demezler mi o sporcuya. Beni böyle yöneticiler harcadılar ama ben kendimi harcatmadım ve mücadeleme devam ettim" Konuşmaların ardından DÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdür Vekili Doç. Dr. Kürşat Karacabey, katılımcılara plaket verdi.