Fenerbahçe formasıyla 10 sezon boyunca top oynadı, 313 resmi maça çıktı. Oynadığı 235 lig maçının 210'una ilk 11'de başladı, 187'sinde 90 dakikayı tamamladı. Milli liglerin başladığı 1924 yılından bu yana Sarı-Lacivertli formayla en çok maça çıkan 10'uncu, Süper Lig'de en fazla oynayan 9'uncu  futbolcu unvanına sahip. Sarı-Kanaryalar'ın 103 gollü unutulmaz şampiyonluğu kazandığı 1988-89 sezonunda takımın vazgeçilmezlerinden biriydi. 38 hafta süren sezonun 36. haftasında, Bursaspor maçının 67. dakikasında attığı penaltı golü, Fenerbahçe'nin ikinci Beşiktaş'la arasındaki puan farkını 4'e çıkardı ve zaferin habercisi oldu. Futbolu bıraktıktan sonra da yıllarca Fenerbahçe'ye hizmet etti. Yardımcı antrenörlüğün ardından teknik direktörlüğe kadar yükseldi. 1989'daki şampiyonluğun müjdecisi olmuştu, 2015'te kaçan zaferin sorumlusu ilân edildi. Tribünlerin sert protestolarına maruz kaldı. Gözyaşlarını saklayamadı ama küsmedi de.
 
Şimdi Eskişehirspor'un başarısı için çalışan Kartal, samimi açıklamalarda bulundu. 
 
Fenerbahçeliliğini sık sık vurguladı, Milli Takım'ı değerlendirdi, geçen sezon kaçırdığı şampiyonluğu anlattı. Alex'e tavsiyede bulunmaktan geri kalmadı, futbolcu oğlu Emre'nin performansından, beyaz gömlek giymesinin sırrına kadar pek çok şeyi paylaştı. 
 
Daha fazla uzatmadan sizi İsmail Kartal'ın sözleriyle baş başa bırakmakta fayda var…
 
'Eskişehirspor teklif yapınca heyecanlandım'
 
“Fenerbahçe'den ayrıldıktan sonra Almanya'ya gittim. Joachim Löw'ün aracılığıyla Bayer Leverkusen'in hocası Roger Schmidt'le çalıştık. Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Slovakya'ya seyahat ettim. Oyuncu portföyümü genişletmek için birçok maçı canlı izledim. Türkiye'ye döndükten sonra iki Süper Lig kulübünden teklif aldım ama kabul etmedim. Eskişehirspor teklif yapınca heyecanlandım. Çünkü burası tam anlamıyla futbol şehri. Üst düzey tesisleri var. Bu takım şu an bulunduğu yerden çok daha iyisini hak ediyor. Geçen yıl kadroda olan ama bu sezon ayrılan önemli oyuncular oldu. Eksiklerini kapatmaya çalışacağız. Çok zor bir görev üstlendik ama başaracağımıza inanıyorum. Başkan, taraftar, yönetici ve takımla hep beraber bu işin üstesinden geleceğimizi umuyorum. Tabi taraftarlarımıza büyük görev düşüyor. Onların oluşturduğu sinerji ve atmosferin sonuçlara yansıması olumlu olursa başarının gelmemesi için bir sebep yok. İlk etapta eksiklerimizi belirledik. Önümüzdeki 10 maçta adım adım ilerleyeceğiz. Oyuncularımın performansı elbette belirleyici olacak.”
 
'Milli Takım'ı kutluyorum'
 
“Millet olarak geçirdiğimiz zor ve acılı günlerde bizi mutlu ettikleri için Fatih Hoca (Terim) ve tüm milli futbolcuları kutluyorum. Federasyon Başkanı'na ve yöneticilerine de teşekkür ederim. Milli Takım ülkemizi gururlandırdı ve hepimize moral verdi. Sadece son galibiyetlerden bahsetmiyorum, ortada ciddi bir başarı var. Turnuvaya çok kötü başladık ama sonunda gerekeni yaptık. Caner Erkin Şener Özbayraklı, Mehmet Topal ve Ozan Tufan'ın çok iyi maçlar çıkardığını eklemem gerek. Milli Takım iyi bir jenerasyon yakaladı.”
 
'Disiplinli oynamanın meyvesi'
 
“Fatih Terim, belirlediği stratejileri iyi uyguluyor. İzlanda maçından önce herkes 4-6-0 sistemini konuştu. Bu oyun tarzıyla beraberlik için sahaya çıkacağımız söylendi. Ben, sonucun galibiyet olacağını başından beri söyledim. Sonuçta dediğim gibi oldu ve takımımız maçı kazanmayı bildi. Disiplinli oynamanın meyvesini topladık. Golü duran toptan bulduk ama maç boyunca üstün olmamızı taktiksel disipline borçluyuz.”
 
'Şifre: Takım oyunu'
 
“Grubun favorisi Hollanda'ydı ama herkesi şaşırttılar. Bildiğimiz Hollanda gitmiş, sadece isimleri kalmış. Geçmişten kalma sistemlerinin günümüz futbolunda işe yaramadığı artık aşikâr. Formalarla maç kazanma devri bitti. 'Büyük takım' olmak galibiyet için yeterli değil. Rakip futbolun doğrularını gerektiği gibi uyguluyorsa yıldızların performansı o kadar etkili olmuyor. Bireysel beceriden ziyade takım oyunu ön planda olmalı. Biz, grubu üçüncü tamamladık. Lâkin son maçlardaki oyunumuzla hepsini dize getirdik ve bana göre grubun şampiyonu olduk. Herkesi cân-ı gönülden kutlamak gerek. Milli Takım bu iradeyi ortaya koyarsa Fransa'da da başarılı olmamamız için hiçbir sebep yok.”
 
'Volkan meselesi fazla uzadı'
 
“Futbol olarak kendimizi geliştiriyoruz, bu umut verici. Fakat tam anlamıyla seviye atlayabilmek için bazı şeyleri aşmanın vakti geldi de geçiyor. Mesela Volkan Demirel'in TT Arena'da sahayı terk etmesi hâlâ konuşuluyor (16 Kasım 2014'te oynanan, Milli Takımımız'ın Kazakistan'ı 3-1 yendiği ve maçtan önce ısınmaya çıkan Volkan Demirel'in tribünlerden edilen küfürlere tepki göstererek sahadan ayrıldığı maçı kast ediyor). Mesele fazla uzadı. Hepimiz insanız ve o anda birçok kişi benzer şekilde hareket edebilirdi. Volkan'ın orada karşılaştığı durumu ve ruh hâlini tahlil etmek gerek. Kendi seyircisinden küfür işitti ve hâliyle çok etkilendi. Tüm futbolcular da tıpkı bizim gibi Ay-Yıldız'a hizmet etmek istiyor. Olmaması gereken şeyler yaşandı. Bu tür meseleleri artık hâlletmek gerek. Gelişimin işaretlerini son maçlarda gördük. Konya seyircisi çok önemli bir şeyi ispatladı. 'Nasıl Milli Takım seyircisi olunur?' ve 'Milli Takım nasıl desteklenir?' gibi soruların yanıtlarını Konya'daki tribünlerden aldık.”
 
'Fenerbahçe'yi çalıştırmak hayâlimdi'
 
“Ben, çok iyi bir Fenerbahçeliyim. Bu takımı ne kadar çok sevdiğimi herkes biliyor. Fenerbahçe'nin teknik direktörü olmak hem çok güzel hem de çok zordu. Fenerbahçe'yi çalıştırmak benim hayâlimdi ve Allah bunu bana nasip etti. Geçen sezon elimizdeki imkânlarla en iyisini yapmaya çalıştık ve sezonu yüzümüzün akıyla bitirdik. Fenerbahçe, bu sezon Avrupa'da ve şampiyonluk hedefliyor. Bunda katkımız olduysa ne mutlu bize.”
 
'3 Temmuz'da çamur atanlar ülkeden kaçtı'
 
“3 Temmuz sürecinde nihayet âdil karar verildi. Biz, iddiaların iftira olduğunu, sahada kazanılan şampiyonluğun tertemiz olduğunu ilk günden bu yana söyledik. Aykut Hoca (Kocaman) da bunu vurguladı, ben de ısrarla belirttim. Ne kadar dürüst olduğumuzu herkes biliyor. En çok üzüldüğüm şey, bizi tanıdıkları hâlde çamur atmaktan çekinmediler. İftiralara karşı kendimizi savunmak zorunda kaldık. Günlerce gözyaşı döktük, deplasmanlarda taşlandık, sabahlara kadar uyku uyumadık, ailemizi tâciz ettiler ve sonunda kurşun bile yedik! Tüm bunlara rağmen dik durduk. Fenerbahçe'nin menfaati, o sancağın dalgalanması için elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyduk. Allaha şükürler olsun haklılığımız ortaya çıktı. Atılan çamurların iziyle leke bırakamadılar. Çok mutluyum. Müfteriler ülkeden kaçtı. Biz, göğsümüzü gere gere ayakta durmaya devam ediyoruz.”
 
'Hazırlıksız yakalandım'
 
“Fenerbahçe teknik direktörü olduğumda çok hazırlıksızdım. Ersun Yanal ile yollar ayrıldıktan sonra Başkan Aziz Yıldırım beni çağırdı ve “Artık Fenerbahçe'nin teknik direktörüsün, bunu hak ettin” dedi. Ben de teşekkür ederek odadan ayrıldım. Pantolonum bile kulüpte ütülendi ve kendimi bir anda basının karşısında buldum.”
 
'Kurşunlanınca dengemiz şaştı'
 
“Önceki sezon şampiyon olmuştuk ama 3 Temmuz'un etkileri hâlâ devam ediyordu. Ekonomik sorunlar vardı, transfer yapılmadı, hatta göğüs reklamımız bile yoktu. Gerçekten sıkıntılar had safhadaydı. Biz, yokluklara rağmen devreyi lider bitirdik. Devre arasında yönetimle değerlendirme yaptık. Eksikler gündeme geldi ama mevcut kadroyla sezonu tamamlamaya karar verildi. Biz de eldeki kadronun potansiyelinden en iyi şekilde yararlanmaya gayret ettik. Tam ritmimizi bulmuştuk ki, kurşunlanma olayı (4 Nisan 2015'te oynanan ligin 26. hafta maçında, deplasmanda Rizespor'u 5-1 yenen Fenerbahçe'nin takım otobüsü Trabzon Havalimanı'na giderken kurşunlanmıştı. Saldırının failleri hâlâ tespit edilemedi) yaşandı. Bazı futbolcuların psikolojisi bozuldu, dengemiz şaştı. Bunun üzerine bazı oyuncular da protesto edildi ve moralleri daha da bozuldu. Son ana kadar mücadele ettik ama şampiyon olamadık. 'Nasip böyleymiş' diyelim.”
 
'Akhisar maçına çok üzüldüm'
 
“Kadıköy'de 2-1 yenildiğimiz Akhisar Belediyespor maçı kırılma noktasıydı. Gençlerbirliği maçında zaten çok kötü oynamıştık ve mağlubiyeti hak etmiştik. Eskişehir'deki maçta iki taraf da galibiyeti hak etmemişti ve o maçta da berabere kaldık. Sezon boyunca sadece bu üç maçta kötü oynadık. Bilhassa farklı kazanabilecek durumda olduğumuz Akhisar Belediyespor maçından yenik ayrılmak beni çok üzdü.”
 
'Hakemler yüzünden 7 puan gitti'
 
“Hakemlerle ilgili fazla konuşmadım ama tanık olduğum bazı örneklerde maalesef olumsuz etkilerini gördüm. Geçen sezon tam 7 puanımız hakem hataları yüzünden gitti. Yaş ortalaması yüksek bir takım olmamıza rağmen sezon boyunca en az yenilen, en az gol yiyen, en çok şut atan, en çok topla oynayan, koşu mesafelerinde hep en üst noktada olan bizdik. Sınırları zorladık. Hepsinde birinci sırada Fenerbahçe olduğuna göre, demek ki antrenör olarak doğru işler yapmışız. Şampiyonluğu kaçırmamızda dış etkenlerin payı büyük.”
 
'Aykut Kocaman da yardımcı hocaydı, Fatih Terim de'
 
“Yardımcı antrenörken takımın başına geçmem tartışma konusu olmuştu. Fatih Terim, Joachim Löw, Mustafa Denizli ve Aykut Kocaman da yardımcı antrenörlükten geldi. Hepimiz eğitim aldık ve öğrendiklerimizi uygulayarak geliştirmeye çalışıyoruz. Aynı takımda yardımcı antrenörlük ve teknik direktörlük yapmanın avantajları da var, dezavantajları da. Ben, bunun avantajlarını yaşadığımı düşünüyorum. Başka takımdan biri teknik direktör olunca ne oluyor? O da tepeden inmiyor ya! Başarılı olmanın yolu, basamakları yavaş yavaş çıkmaktan geçer.”
 
'İnşallah Fenerbahçe'ye dönerim'
 
“Futbolcuyken de, teknik direktörken de boş kâğıda imza attık ve ne kadar iyi bir Fenerbahçeli olduğumu ispatladım. İlk etapta Anadolu kulüplerinde görev yaparak tecrübelerimi aktarmayı ve artırmayı hedefliyorum. Donanımımın üzerine koymayı hedefliyorum. İlerleyen süreçte yeniden Fenerbahçe'de çalışmak istiyorum. İnşallah bu bana tekrar nasip olur ve bu kez şampiyon olmak için elimizden ne geliyorsa yaparız. Şu anda Eskişehirspor'un sezonu en iyi yerde bitirmesi için çaba gösteriyorum.”
 
'Fenerbahçe bu sezon şampiyon olur'
 
“Bu sene çok önemli bir sponsorluk anlaşması yapıldı ve iyi transferler gerçekleştirildi. Fenerbahçe'nin kadrosunda yıpranmış oyuncular vardı, yüzleri eskimişti. Tribünlerin yeniden dolması gerekiyordu. Kulüp doğru bir hamleyle kadroyu yeniledi. 'Bu değişimin kademeli olarak yapılması daha iyi olur muydu?' sorusu kafama takılıyor. Çok yetenekli ve klas oyuncular var. Fenerbahçe'nin bu sezon şampiyon olacağına inanıyorum.”
 
'Allah Pereira'ya kolaylık versin'
 
“Robin van Persie çok büyük bir oyuncu. Fenerbahçe'de bulduğu fırsatları da iyi kullandı. Fernandao'yla arasında tercih yapılmak zorunda gibi bir algı var ama ben birlikte oynayabileceklerini düşünüyorum. Fernandao ileride çok güçlü, Persie'nin de bitirici özelliği var. Bu yüzden ikili sistem denenebilir. Vitor Pereira'yı tanımıyorum. İşi hiç kolay değil ama bence başarılı olacak. Çok yüksek egoya sahip oyuncuları yönetiyor, oynamayanın sıkıntı çıkarması muhtemel. Allah kolaylık versin.”
 
'Alex, iyi çalışmalı'
 
“Alex de Souza ayrılalı epey oldu, futbolu da bıraktı ama Fenerbahçe'den gidişi bugün de konuşuluyor. Çok klas ve kaliteli bir oyuncuydu. Fenerbahçe'ye önemli katkı sağladı, birçok başarı kazandırdı. Türkiye'de iyi para kazandı. Ayrılık sürecinde Aykut Kocaman'la beraberdim. Fenerbahçe'den söz ediyoruz. İsimler, kulüpten daha büyük olamaz. Aykut Hoca ile büyük sorunları yoktu. Başkanla sıkıntı yaşadılar ve ipler koptu. Ona bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum. Antrenörlük yapmayı hedeflediğini duydum. Şunu bilmeli; oyuncu olmakla antrenör olmak arasında ciddi farklar vardır. Kendini çok iyi hazırlamalı ve yetiştirmeli. Burada kulüplerin kapıları herkese açıktır.”
 
'Sabır ve hoşgörü lâzım'
 
“Ülkemizde Türk antrenörlere daha fazla tahammül gösterilmeli. Bu sorunu şu anda Hamza Hoca (Hamzaoğlu) yaşıyor. Onunla pro lisans kursunda beraberdik. Başarılı ve aynı zamanda çok iyi biri. O da benim gibi hizmet ettiği takımın taraftarlarınca protesto edildi. Bunları hak etmiyoruz. Büyük kulüplerde çalışmak kolay değil. 'O çıksın, bu girsin' diye konuşuluyor ama içinde olan ve sıkıntıları yaşayan biziz. Geçen sene bazı kırgınlıklarım da oldu. Birtakım meseleler fazla abartılıyor. Milli Takım'ın başarısına bakın. Demek ki bizde de bir şeyler var. Biraz daha sabır ve hoşgörüye ihtiyacımız var.”
 
'Oğlum yetenekli bir futbolcu'
 
“Teknik direktör gözüyle oğlum Emre Kartal'ı da izliyorum. Fenerbahçe Koleji'nde okuyor ve futbol oynuyor. Mevkii sol bek. Bizim ailede solak oyuncu yok ama iyi çalışırsa gelişebilir. Yetenekli bir oyuncu. 2003 grubunda oynuyor ve bazen kaptanlık da yapıyor. Her şey onun elinde, izleyip göreceğiz.”
 
Beyaz gömleğin sırrı
 
“Maçlara beyaz gömlekle çıkıyorum. Resmi giyinmeyi pek sevmem. Bir gün eşim bana, 'Niye beyaz gömlek giymiyorsun? Bence sana yakışır' dedi. Takım elbise giymekten hoşlanmadığım için denedim. Kendime bakınca yakıştığını gördüm ve tarzımı devam ettirdim.”
(Yetkin Etkin / Sporalemi.com)