'Rehavete sokmuş olabilir'
 
“Avrupa maçları gerçekten de tecrübe istiyor. Tamam bizim takım genç, ama Fenerbahçe'ye bakıldığında yaş ortalaması 25 civarında. Bu önemli bir artı. Biz topa sahip olduğumuzda gençlerin hoşuna gidiyor ama karşı taraf daha fazla topa sahip olursa, gençler iyice zorlanıyor. Belki bu kritik sınav öncesi ligde aldığımız 6-0'lık galibiyet onları rehavete sokmuş olabilir. Onları farklı galibiyetten ötürü tebrik etmiştim ama bu kadar havaya gireceklerini tahmin etmemiştim (Gülerek). Bu sonuçtan sonra grupta gerçekten işler iyice karıştı. Şansımız azaldı ancak tur için hala üç takımın da şansı var. Fenerbahçe birinci dahi olabilir, gruptan belki çıkamaya da bilir. Molde zor deplasman. Suni çim var orada. Benden uyarması... Bizim ise Celtic'i deplasmanda yenmemiz lazım. İddiamızı sürdürmemiz için zaten galibiyetten başka şansımız yok.” 
 
'Simon Kjaer görevini çok iyi yaptı'
 
“Bana göre deplasmanda kazanan ekip, tur için şanslı duruma gelecek ama hala az da olsa şansımız olduğunu düşünüyorum. Bunu genç oyuncularımıza da anlatıyorum... Fenerbahçe'de en çok Kjaer'i beğendim. Müthiş fiziği var ve topları iyi kesiyor. Görevini çok iyi yaptı. Ufak tefek hataları oldu ama hiçbir topu sektirmedi. Defansta güven veriyor, bu tüm defans hattına da yansıyor. Onun dışından Souza ve Mehmet Topal'ı da çok başarılı buldum bize karşı. Bu ikili doğru paslaşmalar yaparken, takım arkadaşlarını iyi yönetirken, bizim takımda bu işi yapanlar çok fazla hata yaptı. Oyunu iyi kuramadık diyebilirim. Bu arada sonradan giren Ozan Tufan'ın da yeteneklerine hayran kaldım. Oyunu dikine oynuyor. Bu tarz benim hoşuma gidiyor.”
 
'İlk maçta başarılı olamadı'
 
“Fenerbahçe'nin teknik direktörü Vitor Pereira bizim takımı iyi analiz etmiş. Maçta onun uyguladığı taktik başarılı oldu ve istediğini aldı. Fernandao'yla başlamadı çünkü iki takım arasındaki savaşın orta sahada olacağını biliyordu. Bu nedenle Robin van Persie ile başladı. Bana göre uzun top istememiştir. Taktiği iyiydi ve futbolcuları da bu taktiği iyi uyguladı. Bizim oyunumuzu bozdu. Biz topla oynamayı severiz ve onun uygulattığı taktik, buna fazla izin vermedi. Pereira bu konuda ilk maçta fazla başarılı olamamıştı, sonradan yaptığı analizle herhalde bu konuda bizi mat etti diyebilirim.”
 
'Burak Yılmaz'ı istedim'
 
“Teknik adam olarak Ajax'ın başına geçtiğimde Galatasaray'dan Burak Yılmaz'ı istedim. Ama maddi olarak bu işin olmayacağını öğrenince vazgeçtik. Çünkü Türkiye'deki futbolcular, inanılmaz paralar kazanıyor”
 
“Ajax'ın başında olduğum süre içinde bir kez Galatasaraylı Burak Yılmaz'ın transferi gündeme geldi. Evet, transfer edilebilir golcü olarak Burak listemizde yer aldı. Ama maddi olarak bu işin olmayacağını öğrenince vazgeçtik. Futbolcularınız Türkiye'de inanılmaz para kazanıyor. Tamam belki oyuncularınız Ajax'ta seve seve forma giymek ister. Ajax büyük bir kulüp ama, onların Türkiye'de kazandığı paraları biz asla ödeyemeyiz. Sizin genç dediğiniz Ozan Tufan mesela. Fenerbahçe'ye kaç paraya geldiğini bilmiyorum.” 
 
'Ozan Tufan, 1.5 milyona bizde oynar mı?'
 
“Fenerbahçe'nin Bursa'ya kaç para ödediğini de gerçekten bilmiyorum ama diyelim ki onu da hallettik. Bizim Ozaf Tufan'ı transfer ettikten sonra kendisine ödeyeceğimiz para 1.5 milyon Euro. Ama yanlış anlamayın, 1.5 milyon brüt rakam. Eee bu paraya Ozan Ajax'ta forma giymek ister mi, siz söyleyin?”
 
Size, 'Galatasaray' desek, bize neler söylersiniz?
 
“Galatasaray'daki dönemimi tabii ki unutmam mümkün değil. Galatasaray taraftarını, statta oluşturulan atmosferi, coşkuyu, futbola olan bakış açısını, İstanbul'u, bu mükemmel şehirdeki 3 büyüğün rekabetini unutmam mümkün değil. Harika günler geçirdim. Orada herkesin seni sokakta tanıması, imza istemesi, fotoğraf çektirmek istemesi güzel anılardı. Benimle tanışmak isteyenler futbolseverler kendilerini tanıtmadan tuttukları takımı söylemeyi isterlerdi. Türk futbolu yıllar geçtikçe taktik olarak da büyük adımlar attı. Yıllar önce uyuyan bir devdi bana göre. Şimdi ise müthiş gençler yetişiyor. Bana sorarsanız, altyapıya biraz daha önem verilirse, daha fazla gençler yetişir ve yetenekler ülke futboluna katkı sağlar.” 
 
Hiç Türkiye'de unutamadığınız anılarınız var mı?
 
“Türkiye'de hiç unutamadığım ve hayatım boyunca unutamayacağım bazı olaylar oldu. Maça öncesi, son anlarda ısınmak için sahaya çıktığımızda taraftarların bizi tribünlere çağırması inanılmaz bir olaydı. Tribünün her kesimine selam vermek için maç başlamadan once 80 bazen yüz metre koşup yumruk şovu yapardık. İyice havaya sokardı bu olay bizi. Bir defasında da hangi maç olduğunu tam olarak hatırlamıyorum ama, otobüsümüz taşlanmıştı. O zaman tercümanlık yapan görevliye sormuştum, 'Camlar sağlam değil mi, kırılmaz?' diye. O da bana, 'Rahat ol, otobüstekiler kırılmaz cam' demişti. 1 dakika sonra camlar aşağı indi ama o yaşadıklarımıza bana çok olumsuz yansımadı. Bu işin bir parçası galiba diye düşündüm...”
 
Türk Milli Takımı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
 
“Türk Milli Takımı'nın başarısı Hollanda'da gerçekten çok konuşuldu. Bizi Euro 2016 grup elemelerinde 4.'lüğe itmeniz çok tartışıldı ama ben Türk Milli Takımı'nın mücadelesine saygı duyuyorum. Takım olarak bu şekilde devam ederseniz istikrar gelecek. Zaten artık Dünya Futbolu'nda 'Biz bu Türkiye'ye saygı duymalıyız' deniyor. Özellikle son maçlarda gösterilen performans, alınan sonuçlar bunu belgeliyor. Fenerbahçe ve Galatasaray'da gerçekten de çok yetenekli gençler var. Türkiye-Hollanda karşılaşmalarını izledim ve itiraf etmeliyim ki, Türkiye bizden çok daha iyi. Arda ayrı bir motivasyon. İnanılmaz bir futbolcu. Finallere gitmenize hiç şaşırmadım, hakettiniz. Terim'in yönettiği takımlar inatçıdır. 90 dakika mücadele eder. Milli Takımınız'a finallerde başarılar diliyorum.”
 
Ajax'ta neden genç oyuncularla mücadele ediyorsunuz. Tecrübeli isimler neden kariyerlerine Hollanda'da devam etmiyor?
 
“Son dönemde Ajax'ta yaşanan sıkıntı belki de Hollanda Milli Takımı'nın da aynası gibi. Altyapımız iyi ama yetenekli gençler ülkemizi erken terkediyor. Bakınız eskiden Ajax'ta 19-20 yaşında 3 oyuncu, 25-26 yaşında 5 oyuncu ve 30 ve üzeri tecrübeli de 3 oyuncu olurdu. Şimdi ne oluyor biliyormusunuz? İkinci sınıfta olan 25-26 yaşındaki grup, artık yurtdışı macerasını deniyor. Zaten buna karşı koyamıyorsunuz, çünkü büyük paralar teklif ediliyor. 30 yaş üstündeki Hollandalı yıldızlar da hala iyi paralar kazandıkları yabancı takımlardan dönmüyorlar. Eeee, bize de 19-20 yaşındakilerle mücadele etmek kalıyor...”
 
Peki genç oyuncuları nasıl takımda tutacaksınız?
 
“Bakınız ben bile Galatasaray'a 29 yaşında gitmiştim. Diğer ünlü yıldızlar da öyle. Van der Sar ve Overmars'a bakın, aynı şekilde yaşları ilerledikten sonra yurtdışı macerasına çıktılar. Paranın gücünü takip ediyorsunuz bazen de tekliflere karşı koyamıyorsunuz. Bizim burada yapacağımız tek şey, altyapıdan gelen yetenekli gençlerin daha erken olgunlaşmasını sağlamamız lazım. Yani 19-20 yaşındaki gençleri öyle eğitmeliyiz ki, 25-26 yaş olgunluğunu aşılayıp o şekilde faydalanmamız lazım. Yoksa eninde sonunda onlara teklif gelecek ve Ajax'ı terkedecekler...”
 
(Fanatik)