Alex'in Türkiye hatıraları gündem oluşturmaya devam ediyor. Sambacı kitabında, İstanbul'dan ayrılırken yaşadıklarını anlatırken çarpıcı ifadeler kullandı.


Fanatik'te yer alan habere göre; Alex kitabında, İstanbul'dan kopuş sürecini şu şekilde anlattı:
'İlk kez bir maçta kadro dışı kaldım'
“Türkiye Ligi'nde benim 136, Aykut Kocaman'ın 140 golü vardı. Bir maç öncesinde beni 18 kişilik kadroya almadı. Bunu neden yaptığını anlayamadım. 8.5 yıllık kariyerimde sağlıklı olduğum dönemleri varsayarak söylüyorum, ilk kez bir maçta kadro dışı kaldım. Bunu öğrendikten sonra duşumu aldım, eşyalarımı topladım ve eve döndüm.
Bir gün sonra maça gidip gitmeyeceğimi düşünmeye başladım. Sonra gitmeye karar verdim çünkü kaptandım. Karım da maçın bizim sahamızda olduğunu ve mutsuz bile olsam takımın bir parçası olduğum için stada gitmem gerektiğini söyledi. Kulübeye yakın bir yerlerde maçı seyrettim.”


'Başkan anons yaptı ve beni unutmalarını istedi'
“Takım iyi oynamadı. İkinci yarının ortasında taraftarlar hocaya, 'Alex nerede?' diye tezahürat yapmaya başladı. Başkan eline mikrofonu aldı ve taraftarları susturmak için anons yaptı. Beni unutup maça konsantre olmalarını söyledi. O zaman karım, 'Böyle bir oyun görmedim. Hadi buradan gidelim' dedi. Başkan 1 yıl hapiste yattı. İnsanlar, şüphede olduğu halde bile başkanı savundu. Takımı ve başkanın imajını korudu. Fakat o an insanlara sessiz olmasını söylediğinde taraftarlara şüphe duyması konusunda bir şans verdi.”


'İyi dinle başkan!'
“Aziz Yıldırım beni aradı ve konuşmamız gerektiğini söyledi. Görüşmede bana, 'Sorunları çözmeniz lazım' dedi. Ben de bir şeyleri çözmeye gerek olmadığını, hocayla aramdaki sorunları çok önceden kendisine söylediğimi hatırlattım. Bana kulübü korumam gerektiğini söyledi. Ayrıca beni çıldırtan bazı şeyler de söyledi. Mesela bana, '2 yaşındaki çocuğunu taraftar için kullanıyorsun' dedi. Bunun üzerine, 'İyi dinle başkan. Hapiste 1 yıl geçirdin. Bu dönemde benim çocuğum stada gitti. Ben 180'in üzerinde golü bu kulüp için attım. Benim oğlum, diğer çocuklar gibi futbolu sevdiği için oradaydı. Çocuğum hakkında konuşmana izin vermem. Hem de bu ses tonuyla' diyerek çıkıştım. Ardından odayı terk ettim. Eve gittiğimde artık ayrılacağım günü saymaya başladım.”


'Bacak bacak üstüne atmamı saygısızca bulmadı'
“İstanbul'dan ayrılmadan önce, dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın sekreteri olan bir kişi geldi. Bana, Başbakanın benimle görüşmek istediğini söyledi. Gecenin 4'üydü ve ertesi sabah gitmemiz gerekiyordu. Kendisine bunu anlattım, ayrıca tüm eşyalarımın bavulda olduğunu söyledim. Ama bana, 'Gelmesen bile 3'te araba yollayacağım' dedi. Ayrıca karım da, 'Alex, Türkiye'nin lideri seni çağırıyor' deyince bir yerlerden elbise buldum ve Başbakan ile buluşmaya gittim. Bana neden ayrıldığımı sordu. Ona her şeyi bacak bacak üstüne atarak anlattım. Bana ironik bir şekilde bakış attı ve, 'Böyle oturabilirsin. Brezilya'da insanlar böyle oturabilir' dedi. Bu halimi saygısızca bulmadı. Daha sonra da, 'Buraya seni insanlar adına, yaşananlar adına üzgün olduğumuzu belirtmek ve yaptığın her şey adına sana ve ailene teşekkür etmek için çağırdım' dedi.”


'Hep birlikte ağlamaya başladık'
“Ayrılık vakti geldiğinde stadın önünden geçerken maç oynanıyordu. Türkiye Milli Takımı'nın maçıydı. Oğlum Felipe, 'Bak baba. Senin maçın' dedi. Bu anda hep birlikte ağlamaya başladık. Bence bir kulüpte tarihe geçip, sonrasında o kulüpte problem oluşturan adam olarak eve döndürülen tek futbolcu benim. Onlara beni istemedikleri her an kendileriyle oturup anlaşabileceğim mesajını verdim. İstedikleri kararı almaları için şans sağladım. Bu ayrılık arkadaşça olabilirdi.”