"Cumhurbaşkanımız şike konusunda hiç önümüzü kesmedi, hatta ‘Hukuk yolu ile Trabzon hakkını arasın’ dedi. Bazı şeyler yanlış biliniyor". "Yaptığım en büyük yanlışlardan biri Onur'u göndermemek oldu. Bir şans daha vereyim dedim iş büyüdü. Şota da büyük hataydı. Denizli’yi getirmeliydim"... Trabzonspor eski Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, geçtiğimiz hafta sonu yapılan Olağan Genel Kurul'da başkanlığı kaybetmesinin ardından Trabzon'da "trabzonhaber.com.tr" internet sitesine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hacıosmanoğlu, teknik direktör seçiminde yaptığı hatalardan, kaleci Onur krizine, şike davası sürecinden son seçimdeki adaylığına kadar başkanlığı dönemindeki birçok konuda paylaşımlarda bulundu. İşte Hacıosmanoğlu'nun sözleri… 

Reklam yıldızından hoca olur mu?
"Teknik adam seçiminde keşke tecrübeli dostlarıma kulak verseydim. Şu Şota'ya ekranda bakıyorum. Oynadığı reklam filminde, hocasını o şekil gören futbolcu, ona saygı duyar mı? Kabahat kimsenin değil; benim. Hami'den sonraki hoca tercihlerimizde önemli hatalar yaptık. Ya Hami ile devam etmeliydik, ya da ondan sonra Mustafa Denizli'yi göreve getirmeliydik. Muharrem Usta benim iyi dostum ve arkadaşımdır. Umarım rahat bırakırlar ki adam çalışabilsin. İşi zor."

En büyük hatam Onur'u satmamak
"Yaptığım en büyük yanlışlardan biridir kaleci Onur'u satmayışım! Makedonya olayından sonra onu göndermem gerekirdi. İyi niyetle bir şans daha vermek istedim. Fakat olmadı. Verdiğim o şans, benim çöküşümü hızlandırdı. Asbaşkanım Ali Kemal Başaran'dan özür diliyorum. O dönem bana yalvardı. 'Onur'u kadro dışı bırakalım. Ya da satalım' dedi. Çok ısrar etti. 'Hayır' dedim. Keşke dinlemiş olsaydım. Makedonya olayı ayrıldığımız güne kadar büyüyerek takıma sirayet etti." 

Ali Ağağoğlu 50 milyon verecekti
"Aslında ben seçimlerden üç gün öncesine kadar, aday olup olmamak arasında çok gelip gittim. Hükümet çevreleri, bu dönem bana sıcak görünmedi. Seçime üç gün kala Ali abiyi (Ağaoğlu) aradım. Aday olmayacağımı, çekileceğimi söyledim. O da bana 'Bu saatte çekilmek bize yakışmaz. Sen aday olarak seçimlere gir. Ben, kazanman halinde pazartesi günü sana 50 milyon lira çıkarırım. Sorunları beraber aşarız' dedi. Ben de bu sözler üzerine adaylıktan çekilme fikrimden vazgeçtim." 

Erdoğan önümüzü hiç kesmedi 
"Cumhurbaşkanımız bugüne kadar beni şike konusunda hiç uyarmadı, önümüzü kesmedi. Yeğeni ve koruması Ali Erdoğan adamın kralıdır. Zaten fanatik ve hasta derecede Trabzonsporlu. Ona minnettarım. Aynı şeyi Mustafa Erdoğan için söyleyemeyeceğim. Ne yazık ki, o da Fenerbahçe yanlısı tavır koydu. Herkes bilsin ki Cumhurbaşkanımız, hiç egnel olmadı hatta 'Trabzonspor hukuk yolu ile hakkını arasın’ dedi. Kamuoyunda bazı şeyler çok yanlış biliniyor." 

Camiadaki akbabalarla uğraştık
'Trabzonspor'da hep yalnız kaldım. Herkes destek vermek için 'benim dediğimi yap' mantığıyla baktı. Yüzümüze gülenler, arkamızdan iş çevirdi. Ankara'da hükümet çevrelerinde benim için 'Bırakın şu manyağı' dediler. Onları adam sandım. Gördüm ki, o adam sandıklarım, Trabzonspor'u yönetmeye kalkışıyor. Dediklerini yapmayınca da fitne çıkardılar. Kimi isimleri yönetimden istifa ettirdiler.  Kısacası biz asıl kendi camiamızdaki akbabalarla mücadele vermek zorunda kaldık." 

Şikecilerin değirmenine su taşıdılar
"Şike davasında benden başka sesi çıkan olmadı. Trabzonspor camiası hiçbir şekilde parmağını kıpırdatmadı. Sesimizi yükseltince 'Bırak kardeşim milletle kavga etmeyi' dediler. Sessiz kaldığımızda da 'Davayı sattı. Pes etti' diye eleştirdiler. Dış güçlerin planlı kıyım yapmalarının tek sebebi, benim şike davasındaki ısrarcı ve dik duruşumdur. Dış güçler bizi bitirmek için uğraşırken, bu camianın büyükleri onların değirmenine su taşıdı." 

Yürekli insanlar kalmamış
"Şike davasında çok bekledim ki, birileri çıkıp masaya yumruk vursun diye. Ama olmadı. Yürekli insanlar kalmamış camiada. Hepsi çıkar, menfaat ve alacağı ihalenin peşinde koşuyor. Taraftarımız hakkını helal etsin. Onların mutlu olması için çalıştım her zaman. Fakat buna müsaade etmeyen, camia içindeki güçlerdi. Çünkü onlar Aziz Yıldırım ile birlikte olmayı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun olmamasına tercih ettiler." 

Trabzon'da satılık kalem çok 
"Trabzon'da basın diye bir şey kalmamış. Birkaç dürüst kişilik dışındakilerin çoğu satılmış kalem. Bizden evvel bu yerel medyaya, yarım trilyonun üzerinde resmi evrak olarak gözüken para gitmiş. Biz onlara iş vermeyince, belden aşağı vurmaya başladılar! Para nereden geliyorsa kalem o tarafa dönüyor."