Övgüler, övgüler, övgüler.. Kıyametler koptu Beşiktaş için seneler sonra iki derbiyi birden aldı. Kaç puan önde Fenerbahçe'den; bir!
Lig koptu mu? Hayır! Size bir şey söyleyeyim mi bu üç puanlık sistemde Galatasaray bile devreye girebilir. Bakın şimdi Türkiye Süper Ligi'nde yanına 3 puan olur diye yazabileceğiniz maç yok. Avrupa'da da böyle… Takımlar böyle birbirlerine yanaştılar. Her takım her takımı yenebilecek güçte. Bir kaleci hatası, bir hakem hatası.. Beşiktaş bu hataları çok iyi bilir, maç fazlasıyla 11 puan öndeyken şampiyonluğu kaybetmişti. Bu sene böyle birşeyin olmayacağının garantisi var mı?
Böyle bir medya, böyle hakemler!
Hâlâ Fenerbahçe'den koparmış değil. Bütün teşkilatın (altını çizerek söylüyorum) ve bütün medyanın arkasındaki Fenerbahçe ile bir puan önde olmakla Beşiktaş için şampiyonluğun garantisinden bahsedemez! 

F.Bahçe'de rekabet değil 'kin' var! 
Ben medyama inancımı çok kaybettim.
Beşiktaş için bu çıkarılan dedikoduların bile Beşiktaş'ı karıştırmaya yönelik olduğunu düşünüyorum.
Çok önemli bir şey söyleyeceğim; Bakın bir transfer Beşiktaş'ı perişan edebilir.
Fernandao kim dünya sporunda? Geçen hafta maçtan çıkarken Fernandao, Van Persie'nin yüzüne bile bakmadı. Düşünün golü atmışım çıkıyorum yerime Van Persie giriyor.
Ben olsam sosyal medyada koyarım, "Görün dünya ben çıkıyorum, yedeğim Van Persie" diye yazarım. Adamın suratından düşen bin parça! Bunlar Fenerbahçe'de birbirini rekabete değil, kine öfkeye sokuyorlar. 

Fenerbahçe'de oturmuş 11 yok 
Volkan ne oynuyor? Nani ne oynuyor?
Biri çıkarsa diğeri girecek!
Beşiktaş gibi Fenerbahçe'nin de beş iyi yedekle istikrarlı bir onbiri olsa, o beş iyi yedek de sıranın kendine geleceğini bilerek oynasalar. (Beşiktaş'ın yedekleri hep oynuyor) O zaman Fenerbahçe, Fenerbahçe olur. Ama şu günkü Fenerbahçe'de kulübedeki herkese düşmanca bakıyorlar. Yılların en yürekten Fenerbahçelileri (Emenike, Sow, Kuyt, Emre gibi) gitti.
F.Bahçe'nin gidenlerinden de bir 11 yaparsın.
Kalanlarıyla iki tane yapıyoruz ya!
Beşiktaş transfer yapacaksa yerine değil, birini atarak yani stoper alacaksan mevcut 4 stoperden ikisini göndereceksin! 

Beşiktaş'ta kimsenin kimseye kini yok 
Beşiktaş'ta kimsenin yerinden şüphesi yok.
Kimsenin kimseye bir kini yok! Ara sıra sinirlenen Quaresma dışında!
Beşiktaş'ın eksik kadrosu aslında şansı.
Çünkü 16 tane sağlam adamı var, kadro bunu kaldırdı. 22 tane sağlam adam Beşiktaş'ta kaldırmaz! Fenerbahçe örneğine döner, o zaman gruplaşmalar başlar. (O ona pas vermez, bu buna selam vermez gibi!)

Başakşehirli Emre'ye kırmızı kart!
Haftanın olayına iki konu seçtim; İlki eski Fenerbahçeli Emre...
Emre, Başakşehir formasıyla çıktığı maçta 50. dakikada ikinci sarı karttan kırmızı görerek oyun dışı kaldı! Fenerbahçe formasıyla yıllarca görmediği kartı Başakşehir forması giyer giymez görüverdi. Bu oldukça önemli altı çizilecek bir olay. Bu Türkiye'de hakemlerin yıllardan beri hangi zihniyetlerle maç yönettiklerinin göstergesidir! 

Yüzlerine bile küfretmişti 
Çok daha ağırlarını, çok daha şiddetlilerini tepki olarak göstermişken, diplerinde yüzlerine küfür etmişken, gözünü, kulağını, herşeyini kapayarak dönüp arkasını giden hakemler, Başakşehirli Emre'ye, hem de aynı olayı arka arkaya...
Önce sarı kart, itiraz ikinci sarı kart ve dışarı! Merkez Hakem Komitesi Başkanı Kuddusi Müftüoğlu kardeşim yorumlasın bu olayı. Bana anlatmasın, kafasında yorumlasın devre arası geldi, hakem seminerleri yapılacak, hakemlere birşeyler anlatacaklar.
Kuddusi Müftüoğlu hakemlere, "Arkadaşlar neden senelerdir Emre'ye ikinci sarıyı çıkarmadınız da şimdi Başakşehir'de çıkardınız?" demeye cesaret edecek mi acaba?
Emre'nin burada suçu yok. Emre'nin günahı yok burada. Emre senelerdir alışmış "Bunu yaparım kart görmem" diye. Kart görmeyenin Fenerbahçe forması olduğunun farkında değil. Başakşehir forması görür, Emre kimsenin umurunda değil. G.Saraylılar için de böyle, Beşiktaşlılar için 
de F.Bahçeliler için de böyle.

Volkan Demirel hiç utanmadı!
İkinci bir olay daha var; Hiç yüzünde kızarma olmadan Volkan Demirel, "Fransa'da oynamak istiyorum" dedi. Hiç kimsenin de "Gık"ı çıkmadı.
Yani sen Türkiye'nin en kritik maçında, maçın başlamasına 20 dakika kala sahayı terkedip git, takımını yanlız bırak. O takımın ne şok yaşayacağını düşünme! O maçı kazanamasaydık neredeydi bugün Türkiye? Play-off'a kalmamız dahi söz konusu değildi.
Ama bütün bunlar başarılmış, Türkiye Fransa'ya gitmeye hak kazanmış, "Fatih hocam beni alırsa ben Paris'te oynarım" diyor!
Konyalıların çok sevdiğim bir lafı vardır; "Alan da kaçan mı?" derler. Hiçbir emek katmaksızın birşeye sahip olmak isteyen beleşçiler için söylerler bu lafı.
Konya Karaman beyliği zamanındandır.
Lafın tamamı Konya'da; "Malaka, alan da kaçan mı?" Malaka da Rumca'da "Uyanık, beleşçi, bedavacı" anlamına geliyor. Yani bizi keriz buldun alıp gidiyorsun, anlamında!
Volkan Babacan, ayağı tir tir titreyerek o maçta oynasın, o takımı oradan çevirsin, sonra nerelere getirsin, play-off'suz Fransa'ya gitmeye getirsin. Volkan Demirel böyle şimdi herşey olmuş bitmiş, malaka! "Ben Paris'te oynarım!" (Bir kibir yüzünden) O da bir tribün tezahüratı yokken hem de nasıl bir anda? Bütün takım sahada ısınırken sen çekip stadı terkediyorsun.
Sonra Emre uyanıp arabası ile Volkan'ı alıp "Ceza yersin" diye uyarıyor, geri geliyorlar. Yanlarındaki koruma adındaki adamlar da basın mensuplarını tartaklıyor.
Bunlar unutulmadı.
Futbol Federasyonu, federasyon değil ki. En az 1 yıl sahalardan men cezası verilmesi gerekirdi. Milli takımı bırakıp gitmek şuç.