Beşiktaş İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, BJK TV'de katıldığı bir programda birbirinden ilginç açıklamalarda bulundu. Mayıs'ta yapılacak seçimde yöneticiliği bırakabileceğinin sinyalini veren Ahmet Çebi, yaşanan hakem hatalarından, ezel rakipleriyle olan diyaloglarına kadar birçok konuda çarpıcı yorumlar yaptı. İşte İkinci Başkan Çebi'nin gündem oluşturacak açıklamaları: 

Çılgın, agresif ve vicdanlı 
İlk olarak şunu açıkça söylemek istiyorum. Geçen sezon hakem hataları belimizi büktü. Yalnız bu değil sakatlıklar ve şanssızlıklar da yakamızı hiç bırakmadı. Tüm bu yaşananlar, elbette şampiyonluk yarışındaki performansımızı olumsuz etkiledi. Hepimiz elimizden geleni yaptık, yapıyoruz da. Ancak camiada herkesin, en az benim ikinci başkan olduğum kadar, ikinci başkanlık yapma ve isteme hakkı vardır. Onların da önlerini, yollarını açmalıyız. Dinlenmek lazım, ara vermeyi bilmek lazım! Benim yöneticilik açısından bakışım bu. (Ahmet Çebi'nin bu sözleri "Mayıs'ta yöneticiliği bırakacak" şeklinde yorumlandı). 

Ahmet Çebi, takım içinde hangi yöneticinin hangi futbolcu olabileceği ile alakalı soruyu ilginç bir benzetmeyle yanıtladı: "Başkan Fikret Orman, Mario Gomez olurdu.. Başkan hırslı ve azimlidir, vazgeçmez kolay kolay. Ben de Atiba'yım. Hatta güneşte biraz yanarsam Atiba gibi olurum." 

Bu nasıl bir dünyadır? 
Yeni statlarında oynamak için artık gün saydıklarını ifade eden Çebi, bu konuda yaşadıkları sıkıntıları anlatırken ezeli rakiplerine de gönderme yaptı: "İki yıl boyunca rakiplerimiz işte G.Saray ve F.Bahçe gibi büyük camiaların statlarında oynama isteğimiz, misafir olma isteğimizin reddedilmesi benim spor yöneticiliğimde hayatım boyunca unutmayacağım bir hadise olarak kalacaktır. Yani stadımızın olmamasının bizim için dezavantaj olduğunu, rakiplerimizi bilerek ve bunun arkasına sığınarak bu yol ile kendi şampiyonluklarını yapabilmek gibi arzu içerisinde olmalarını halen anlayabilmiş değilim. Yani bu ne hırstır, bu nasıl bir dünyadır ki bizi misafir etmediler. Hakikaten içimin acıdığı en önemli olaylardan bir tanesi budur. Yazık etmişlerdir, doğru etmemişlerdir, bir laf vardır: Bugün bana yarın sana. Ben bunu unutmayacağım." 

Bugün git, yarın gel! 
"Hatta bazılarının verir gibi yapıp da vermeyip, bizleri oyalayıp, bizleri planlama açısından beri bile günlerce meşgul etmiş olmalarını da buradan tenkit ediyorum. Aslında vermeye niyeti yok ama 'Ne demek, tabiki vereceğiz, yönetime soruyoruz, işte o verirse biz vereceğiz' falan gibi söylemler akla zarar şeyler. Bunlar yöneticilerin yapmaması gereken şeyler. Dolayısıyla hem onların vermemelerinin acısını yaşadık hem de onun zorluklarını yaşadık. Düşünün ki bir yönetim kurulu toplantısı yapıyoruz hep gündemimizde bu hafta nerede oynayacağız?. Başakşehir bize kapılarını açtı. Onlara da teşekkür ediyorum. Eğer Vodafone Arena daha önce bitmiş olsaydı, hazır olsaydı biz geldiğimizde inanın belki de iki tane şampiyonluğumuz şu anda bitmişti."

Bu takımı 4 yılda kurduk
Siyah-beyazlı ekibin ikinci başkanı Ahmet Çebi, bu takımı 4 yıllık bir süreç içerisinde kurduklarını söyledi. Çebi, "Bizim geldiğimiz dönemde, Tamer Kıran kardeşimizin futbol şube başkanlığı yaptığı bir süreç var. Allah ondan razı olsun, o dönem çok büyük bütçe sıkıntısı vardı, şimdiki bütçenin belki yarısından daha aşağıdaydı, o süreçte bile biz bugünkü iskeleti oluşturmaya başlamıştık. Tabii ki o iskeletin birinci senesinde bir kısmı oluştu, ikinci senesinde diğer kısmı oluştu, üçüncüsünde diğer kısmı oluştu" diye konuştu. AHMET Çebi şöyle devam etti: "Birincisi, Şenol hocaya iskeleti daha da oluşmuş bir takım geldi. İkincisi, bizler yönetici olarak da transferlerde çok bilinçlendik. Şenol hocanın getirdiği başka bir şey daha oluştu. Bilic hangi futbolcu iyiyse onunla oynamayı tercih ediyordu, Şenol hocamız ise iyi olanla oynamayı tercih ederken, onun olmayacağı dönemde de iyi olmayanı da iyi hazırlayarak geliyor. Bana göre burada hocanın çok büyük bir başarısı var. Şenol Hoca'nın o öğretmenlik eğitimi ve tarzı, hep dağın arkasını planlaması var. Hoca mevcut 11'de oynamıyor, diğer 11'i de ilk 11 gibi hazırlıyor ve oynatmaya hazır bir şekilde hareket ediyor."

Üç kalecimiz olması şart
Tolga iyi bir kaleci, Günay da iyi bir kaleci, daha da iyi olacak. Biz kaleci transferini "Kalecilerimiz iyi değiller, dolayısıyla kaleci almamız gerekir" diye yapmadık. Bizim üç tane kalecimiz olması gerekiyor, Şenol hoca da bunu sürekli vurguladı. En az iki kalecimizin de '1 numara' olmasını istedik. Ben inanıyorum ki Boyko ve Tolga, Beşiktaş'a yakışır iki kaleci olmuşlardır. İkisinin rekabetinin Beşiktaş'a çok pozitif yansıyacağını düşünüyorum. Günay tabi daha çok genç, ileride çok iyi bir kaleci olacağını biliyorum.

Hata istemiyoruz
Şampiyon olmak için her şey hazır diyelim. İnşallah hakemlerin hatalarına maruz kalmayız. Ne lehte, ne de aleyhte. Bir de Allah futbol şansı versin. İnşallah futbol şansı rakiplerimize güldüğü kadar bize de güler. Hakemler az hata yaptıkları rakiplerimiz kadar, bize de az hata yaparlar. Bizler gerekeni yaptık. Geriye hakemler ve futbol şansı kalıyor. Az hakem hataları ve bol futbol şansı olsun.

Çok düdük, çok para mı?
Benim babam Karabükspor'un kurucusu. Trabzon'da da futbol oynadı. Babamın yöneticilik yaptığı Karabükspor zamanında çantasını taşıdım, futbola çok uzak biri değilim. Ama yine de anlayamadığım şeyler oluyor. Hakemlerin sürekli olarak düdük çalmak çok mu hoşlarına gidiyor? Bazen diyorum ki 'Çok düdük çalınca çok mu para alıyorlar?' Hakemlerin maçı çok kesmelerini, kararlara itiraz eden, onların üzerine yürüyen futbolcuları seyrettiğim zaman keyif almıyorum. Maalesef Türkiye'de bu var.

TFF bir alamete gidiyor
Federasyonun oturup kendini bir yargılaması lazım. Federasyon binmiş kayığa, gidiyor alamete. Bunu böyle yapmamaları lazım. Federasyonun kulüplere altyapı için ne yaptıklarını sorması gerekiyor. Sahalar, altyapı tesisleri rezalet. Federasyonun yapması gereken iş, Türkiye'deki futbolun nasıl geliştirileceğini, nasıl futbolcu üreteceğini planlamalı.