B. Can TERZİ

Kulübün efsaneleri arasında yer alan Mustafa Denizli, takımın başına büyük umutlarla getirilmişti. Ancak G.Saray tecrübeli teknik adamla adeta çöküşe sürüklendi. Önceki gün antrenmana çıkmayan Denizli, dün resmen istifa etti. Peki hata neredeydi? Öcal Uluç, "Sorun çözme yerine şikayet etmeyi ön plana çıkardı" derken, Turgay Renklikurt "İlk düğmeyi yanlış iliklersen diğerleri de yanlış iliklenir. İki yakan bir araya gelmez" ifadesini kullandı. Levent Tüzemen ile Hakan Ünsal "Devre arasında gerekli transferler yapılmadı" fikrinde birleşirken Evren Turhan "Hocanın getirilişi de hatalıydı. Hamzaoğlu döneminde en azından ruh vardı" dedi. 

Denizli’nin gelişi mi hataydı, gidişi mi?
ÖCAL ULUÇ:
 Gelişi hata değildi. Yönetimin aldığı doğru bir karardı. Ama maalesef Denizli hoca kendisinden istenen ve beklenen düzeni kuramadı. Sorun çözme yerine şikayet etmeyi ön plana çıkardı. Ve bu da kendisine yakışmadı. İstifası Galatasaray’da verdiği en doğru karar oldu. 
TURGAY RENLİKURT:   Tıp bilimini bütün mesleklerden ayrı bir yere koyan bir özelliği vardır: Doğru tespit, doğru teşhis, doğru tedavi prensibi. Aslında hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da bu prensibin geçerli olması gerekiyor. Eğer doğru tespiti ve teşhisi yapamazsan, doğru tedaviyi yapamazsın. Mustafa Denizli doğru tespit yapamadı. Galatasaray’ın durumunu ve konjonktürü iyi süzemedi. Kendisini verilen sözlerin yerine getirilip getirilemeyeceğini tespit edemedi. Kendisini de itiraf etti, “Kariyerimi riske ediyorum. Eğer kariyerime bir şey olacaksa Galatasaray’da olsun” dedi. Bu cümleyi kurduğu anda zaten peşinen kaybetmeyi göze almış demekti. Ben Denizli’nin bu sözlerini duyduğum zaman mecaz yaparak “Denizli şans oyunlarını seven biri, ama bu sefer hep yek atacak” demiştim.  Çünkü bütün kumarbazlar zarı kontrol eder. Denizli kontrolsüz oynadı. Nitekim gazetemde de bunu yazmıştım. Mustafa Denizli her attığı adımda yanlış tespit yaptığını gördü.  Verilen hiçbir söz yerine getirilmedi. Doğru tespit yapamadığı için doğru teşhis de koyamadı. Ve inisiyatif Denizli’nin elinden gitti. O sadece bir şarkıya uygun hareket etti. Şarkının adı da” Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına.” O baht rüzgarı da onu kariyerinde ciddi yara olmasına sebep oldu. Atalarımız zaten şöyle söyler “İlk düğmeyi yanlış iliklersen diğerleri de yanlış iliklenir. İki yakan bir araya gelmez. Tıpkı Mustafa Denizli’nin olayında olduğu gibi .
LEVENT TÜZEMEN: Kimse zorla gelmedi. Özellikle Başkan Dursun Özbek kendisiyle aynı dili konuşabilecek teknik direktörü seçti. Çünkü Hamza Hoca ile arasında ciddi jenerasyon farkı vardı. Üstelik Hamza Hoca'nın getirilişinde hocayı yönetim içinden tek istemeyen kişiydi. Ben hala başkanın Denizli’nin gitmesine onay verdiği düşünmüyorum. Ama Mustafa Denizli oyuncuların sorumluluk almamalarından kaynaklı problemler yaşadı. Bu kadar kötü sonuçları kimse beklemiyordu. Daha fazla yıpranmamak için de bırakmayı seçti. Mustafa Denizli’yi teklif yapıldığında “Bu takımı gençleştirip yenilemeyiz, gerekli transferleri yapacağız” sözü verilmişti. Bu sözün alt metnini okursak 5 yabancı 2 yerli futbolcu alınacaktı. Donk zaten Hamza hocanın transferiydi. Linnes de 5’inci sıradaki bir tercihti. Ama Denizli transferi yapamadığı gibi Burak’ı da kaybetti. 
HAKAN ÜNSAL: İkisi de değil. Gelmesi de hata değil gitmesi de. Hoca açısından kariyerinin başladığı yerde iyi bir finalle kariyerini noktalamak güzel olacaktı. Ancak devre arasında transferleri yapılmamasıyla, Burak’ın gidişiyle, Sinan’ın sakatlanmasıyla hayalleriyle an itibariyle gelinen durum uyuşmadı. Gidişinde de hata yok. Hoca bir şeylerin değişmeyeceğini anladı. Kalsa ne değişecekti. İstenilenler yapılabilecek olsa bu bölümde yapılırdı zaten. 
EVREN TURHAN: Mustafa Denizli’nin takımın başına getirilişi, gelişi de bence hataydı. Yönetim Hamza hocayı göndermekle hata yaptı. Hamza Hamzaoğlu ile oturmuş bir sistem vardı. Tamam belki bu sezon çok istikrarlı bir görüntü çizilmemişti ama takımın ruhu ve enerjisi vardı. Mustafa Denizli de gelirken “Ben buraya 3-4 kaliteli adam aldırıp, takımı toparlarım” düşüncesine kapıldı. Baktığın zaman zaten şampiyonluk yaşamış bir takım. Yabancılar da kaliteliydi. Ama transferler yapılamadı. Hamza Hoca da yapamamıştı sezon başı, bunu görmeliydi Mustafa Hoca.  Sonrasında mevcut takıma da sihirli değneğini dokunduramadı. En büyük sorun ekibinin olmamasıydı. Oyuncularla iletişim eksik kaldı. Diyaloglar kuramadı. Ayrıca Mustafa Denizli döneminde takım fiziksel açıdan da sınıfta kaldı.
Yönetim şimdi ne yapmalı?
ÖCAL ULUÇ:  
Geçici süreçte altyapı hocası takımın başına getirildi. Uzun vadede ne olacak göreceğiz. Ama bir Hollandalı olmasın. Zira en ünlü Hollandalıların Galatasaray tabloları ortada. Okan Buruk gibi hocalar da Hamza Hoca'dan fazlasını yapamaz. Yönetim zor durumu; dürüst ve ilkeli İtalyan, Alman ya da Fransız hocayla çözmeli. 
TURGAY RENKLİKURT:  Galatasaray Yönetimi’nin şu an gündemindeki en önemli olay aslında UEFA’nın ne karar vereceği. Her şey buna bağlı. Bu karar mali genel kuruldaki kararları da etkileyecek.  
LEVENT TÜZEMEN: Nasıl bir hoca getirilmesi konusunda yönetim yeterli bir bilgiye ve tecrübeye sahip değil. Şu an için altyapı hocasında karar kılındı. Ama şunu biliyoruz ki yönetim mali kongrede ağır eleştirilecektir. Yapacakları ilk iş güven tazelemektir, bunun için de mayıs ayında seçime gitmelidir.  
HAKAN ÜNSAL: Kongreye gitmeli. Bunu yönetim gitsin anlamında söylemiyorum. Yönetim güven tazelemek adına kongreye gitmeli, yeniden yetki almalı. Her şeyi  açık açık tüm çıplaklığıyla anlatmalı. Ayrıca tek yılı kurtarmak yerine, en az 3 yıllık planı yapıp, programları, projeleri genel kurul üyelerinin önüne koymalı.
EVREN TURHAN: Yönetimin aslında eli kolu bağlı UEFA’dan gelecek karar nedeniyle. Ama bu yönetim en başından itibaren olumlu bir görüntü çizmedi. Basınla diyaloğunu kuramadı. Yönetim içinde futboldan anlayan biri olmadığı için çoğu konuda yetersiz kalındı. Ayrıca kamuoyuna her şeyi eksik anlattılar. Tecrübe eksikliği Galatasaray’ı bugünkü durumuna getirdi. Ben büyük ihtimalle mayıs ayında yönetimin bırakacağını düşünüyorum.