Fikret Orman yönetiminin göreve geldiğinden bu yana sabırla izlediği yol onları çıkmaz sokağa değil mutlu sona götürdü. Siyah-beyazlı kulübün kurumsal tarafını bir kenara bırakalım, transferde izlediği politikaya ve saha içine bakalım… Nokta atışları diyebileceğimiz yerinde hamlelerin detaylarına girelim… Alırken de kazanmanın satarken de kazanmanın sadece ticari hayatta değil artık endüstriye dönen futboldaki öneminin altını çizelim… 

 ŞENOL GÜNEŞ Parlatıcı

Slaven Bilic ile yapılandı ancak sportif anlamda istenilen sonuçları alamadı. En büyük defo derbilerdi ve son anlarda şampiyonluklar gitti. Şenol Güneş’in kariyeri ve son olarak Bursa’daki icraatları ortadaydı. Yapısı da felsefesi de Beşiktaş’a yakıştırılıyordu. Takımın başına getirildi, takımın da camianın da havası değişti. Güneş’e olan güven arttı, ileriye umutla bakıldı. Hücum futbolu keyif verdi, atıl durumdaki gençlerin önü açıldı, çürümeye terk edilen ve küstürülen isimler kazanıldı. Tabii ki Beşiktaş kazanacaktı ama bu tek taraflı değildi. Şenol Güneş’e de kariyerinde olmayan şampiyonluğa ulaşma fırsatı verildi. O da bunu elinin tersiyle itmedi. İşe dört elle sarıldı, futbolun tek patronu benim dedi yönetim kanadını tesislerden ve takımın üzerindeki etkinliğinden pasifize etti.

Gomez Bitirici

Çok büyük bir transfer riskiydi ve başarıya dönüştü. Demba Ba gibi bir sezonda en çok gol atan yabancı olarak tarihe geçen bir forvetin yerine geldi. İtalya günleri o kadar da iyi değildi. Bonservisi için Galatasaray’dan 9 milyon avro istenirken Erdal Torunoğulları’nın büyük çabası ile bedavaya opsiyonlu olarak kiralandı. Satın alma bonservisi ise komik bir rakamdı. BİN AVRO. 30 yaşındaki Alman forveti kazanmak adına “sahne senin” dendi sağından solundan müthiş destekler geldi. O da bulduğunu attı, Alman disipliniyle kaliteli kumaşıyla takım elbise giydi. Ligde 26 gol kaydetti, 2 de Avrupa’da. Demba Ba sollandı. Avrupa kulüpleri peşine takıldı. Yuvada kalmasa bile Fiorentina’dan başka bir kulübe satılırsa yüzde 50 hakkı Beşiktaş’a yazıldı. Alan razı, atan razı, veren pişman…

SOSA Kurtarıcı

Sezon başındaki bir fotoğrafı hatırlatalım… Jose Sosa eski kulübü Estudientes’in başkanı Veron ile yemek yerken… 2018’e kadar Beşiktaş ile mukavelesi devam eden Sosa, ayrılmak istediğini yönetime iletti. Ancak o Arjantinli yıldıza vize verilmedi. Şenol Güneş, kadro planlamasında ana kumandalardan biri olarak gördüğü Tangocunun satılmasına karşı çıktı. Ki bu haklılık ve yerinde hamle sezon sonunda yol, su, elektrik olarak Beşiktaş’a hizmet karşılığı geri döndü. 40 maçta görev aldı 8 gol attı ve 13 de asist yaptı. Asist Krallığı’nda zirvede… 8 golden 5’inin anlam ve önemi çok farklıydı. Direkt galibiyete etki etti… Frikiklerde duran topları rakipler adına yakan toplara çevirdi… Sadece kendisi atmakla kalmadı, Gomez’in eski günlerine dönmesindeki faktörü yadsınamazdı.

CENK Nöbetçi

Kendi deyimi ile 3 yaşında futbola başlayan bir isim Cenk Tosun… İki sezondur Beşiktaş’ta ve 2019’a kadar mukavelesi var… Şenol Güneş’in elinde çok farklı bir kimliğe büründü. Hem de öyle bir kimlik ki Semih Şentürk’ten futbolumuzda kalan “NÖBETÇİ GOLCÜ” deyiminin içini fazlasıyla dolduran bir karakter ortaya çıktı. Mario Gomez gibi dünya standartı bir golcünün arkasındaydı. İşi hiç ama hiç kolay değildi. Tek bir görevi vardı çalışacak ve sabırla şans bulacağı zamanı bekleyecek. Bekledi, bekledi, bekledi. Süre aldı gollerini attı. Sezona Mersin maçıda 3 gol atarak SÜPER başlamıştı. Toplamda ise 42 maçta 17 gol ve 6 asistle kulübeden sahaya nasıl bir sinerji katılacağını gösterdi. Ki o Cenk Tosun daha 24 yaşında ve EURO2016’da Milli Takım’ın 1 numaralı forveti olmaya aday.

MARCELO Ekstracı

Devre arasında Çin, Ersan Adem Gülüm’ü bırakmıyor. Cazip teklif var. Ancak bakıyorsunuz takım da şampiyonluğa gidiyor. Olası bir satışta ve şampiyonluğun kaçmasında yönetim hedef tahtası haline gelecek. Bir risk daha alınıyor, Ersan 7 milyon avroya satılıyor. Yerine Alexis Delgado ve Marcelo Guedes alınıyor. Bu isimlerden Marcelo olanı Hannover 96’dan yarım sezonluğuna bedelsiz kiralanıyor. Alexis’in, Akhisar maçında üst üste 3 goldeki hatası nedeniyle üzeri çizilirken şampiyonluğun garantilenmek istendiği Osmanlı maçında sürpriz bir isim ortaya çıkıyor. Marcelo Guedes. Perdeyi açıyor, takımı rahatlatıyor ardından bir gol daha kaydediyor. Düşünün yönetimin iki bedelsiz kiralık hamlesi (Gomez-Marcelo) Beşiktaş’ta başarının mimarlarından oluyor.

ATİBA Süpürücü

Sezon başında sözleşmesi sona ermişti. Gidiyordu. West Ham’a giden Slaven Bilic’in istediği isimlerdendi. Ancak ikinci başkan Ahmet Nur Çebi “Dur gitme. Sen bize lazımsın” dedi, ikna etti ve 1 milyon avro garanti ücret 10 bin avro maç başı, 30 maçta ilk 11’de oynarsa 200 bin avro ekstra pirimi vardı. O ne yaptı 42 maçta süre aldı ve 33’ünde 11’deydi. Veli Kavlak ve Tolgay Arslan’ın sakatlığında Şenol Güneş kaleciden önce onun adını yazıyordu. Çok temiz ve sağlıklı işler çıkardı. Kimse onun tek başına ön libero görevinin üstesinden geleceğine ihtimal vermiyordu. Yaşını (33), başını almış deniyordu. O yıllandıkça keyif veren bir isim olduğunu futboluyla ispatladı. Profesyönellik ve iş ahlakı dersi verdi. İyi savundu ama ne sarı ne de tek bir kırmızı kart gördü. O Kartal’ın ATİBABASIYDI…

QUARESMA Uçurucu

Sporting Lizbon, Barcelona, Porto, Inter, Chelsea, Al Ahli tekrar Porto ve sonrasında yeniden Kartal Yuvası… Portekiz’de doğup, Avrupa futbolunun iyi günlerinde izlemeye doyamadığı isim… İnişli çıkışlı bir grafik sergileyen bir varmış bir yokmuş masalının kahramanı… Ancak o iki sezonluk Beşiktaş günleri ve ayrılığın ardından siyah-beyazlı camianın kendisine olan sevgisini iyi anlayıp Dubai ve Porto günlerinin ardından tekrar dönenlerden… Beşiktaş’ta kendisine verilen değeri gören isim. Sezon başı klasik defosu olan egosunu ön plana çıkardı ancak sonrasında Şenol Güneş’in sabırlı hamlesiyle sakinleştirildi. Hırsıyla hem kendine hem kulübüne zaman zaman zarar verse de futbolmetresinde 37 maçta 5 gol ve 8 asist yazdı. Beşiktaş’taki şampiyonluk hayalini gerçekleştirip yeniden parladı.

vodafone Arena Güçlendirici

Yapımında çok çile çekildi, kazalar oldu, ölümler yaşandı. Ancak orada alın teri, emek, tarih, duygu yoğunluğu ne ararsanız vardı… Bu sezon sonuna da yetişmeyeceği söylendi. Zaman zaman sıkıntılar baş gösterdi. Ancak yönetim son maçlarda takıma itici güç olması adına stadı açmak, kupayı orada kaldırmak düşüncesindeydi. Hatta ‘erken açılır mı?’ eleştirileri de vardı. 11 Nisan’daki Bursaspor maçında resmen açıldı, taraftar desteğiyle galibiyet geldi. Sadece o maçta mı? Sonrasındaki 4-0’lık Kayseri ve 3-1’lik Osmanlıspor mücadelelerinde de mekan oynattı, taraftar itici güç oldu galibiyetler ve şampiyonluk geldi. Peki nokta atışlarının alt unsurlarında kimler vardı? Gökhan Töre, Tolga, Oğuzhan… Bu isimlerin etkileri ve saha içindeki yetkileri de yabana atılamazdı. 

BAŞAKŞEHİR STADI Nefeslendirici

Evet Beşiktaş yönetiminin mecbur kaldığı bir Atatürk Olimpiyat Stadı vardı. Galatasaray’ın buradaki hali ve yaşadıkları kötü anıları ortadaydı. Stadının yapım aşamasında olması nedeniyle yeni arayışlar da vardı. Çünkü Olimpiyat Stadı’nın havası da yolu da taraftar için çileli, takım için ise futbola uygun bir yer değildi. Kutu gibi olan taraftar desteği daha etkili görünen Fatih Terim Başakşehir Stadı kiralandı. 10 maçta 8 galibiyet, 1 mağlubiyet ve 1 beraberlik alındı. Geçiş ve takımı ayakta tutma anlamında Başakşehir Fatih Terim Stadı iyi bir tercihti. Taraftar da maçlara daha fazla ilgi gösterdi. Aradaki Galatasaray ve Başakşehir tercihi öncesinde Fenerbahçe maçlarının Olimpiyat Stadı’nda oynandığını ve tek farklarla kazanıldığını da hatırlatalım.