M.EMİN ULUÇ

15 Şubat 1998… Sadece Fenerbahçe değil, Türk spor tarihi için bir milat. Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’ye başkan oldu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı!... Olmadı da! 19 sezonluk süreçte Fenerbahçe 6 şampiyonluk yaşarken, Galatasaray tam 9 kez lig kupasını kaldırdı. Aziz Yıldırım, Gökhan Gönül’e “9 yılda 2 şampiyonluk gören futbolcu” eleştirisi getiriyor, ancak hiç aynaya bakmıyordu! Peki biz buna şaşırdık mı? Yok aslında kırgın ayrılıklar maalesef Fenerbahçe’de bir gelenek haline geldi. Rüştü’yle başlayan furya, Ümit Özat, Tuncay, Alex, Emre ve Selçuk’la devam etti. Fenerbahçe’de kaptanlık yapan yerli emektarlardan biri daha gönlü paramparça bir şekilde vedasını açıkladı. Mehmet Topal da aynı yolda ilerlerken Volkan Demirel’in sonu da böyle mi olacak sorusu akıllara geliyor!
Hep onlar suçlu!
Olay kaptanlarla sınırlı değil. Aykut Kocaman, Zico, Ersun Yanal gibi Fenerbahçe’yi başarıya taşımış hocalar da sarı-lacivertlilerle tatsız ayrılıklar yaşamıştı. Tabii bu işin manevi yanı, bir de maddi boyutu var ki o daha da düşündürücü. Özellikle de Fenerbahçe’nin bu kadar sıkıntılı olduğu bir dönemde elden kaçan değerler büyük kayıp olarak değerlendiriliyor. Tuncay ve Emre’den para kazanamayan sarı-lacivertliler, Caner Erkin ve Gökhan Gönül gibi milli yıldızların bedava gitmesine de seyirci kalıyor. Aynı milyonlarca avro paralara alınıp elini kolunu sallayarak veda eden lejyonerler gibi. Rekorun Güiza’da olduğu listede kimler yok ki! Kezman’ından Rapaiç’ine, Revivo’sundan Andersson’una kadar hepsi zengin oldu. Fener’in eli boş kaldı.