M.EMİN ULUÇ

Eski Mısır’da firavunlar tarafından yapılan bir uygulamaydı tarihten silmek. Hükümdar, anılmasını istemediği kişilerin adlarını tapınaklardan, dikili taşlardan kazıtarak unuttururdu. Binlerce yıl öncesindeki bu sistem son yıllarda Fenerbahçe’de hortladı. Sarı-lacivertli camiaya yıllarını vermiş, tribünlerin gönlünde taht kurmuş, sadece çubukluyu giymekle kalmamış aynı zamanda kaptanlık onurunu da yaşamış, yaşarken efsane olmuş oyuncular ayrılık vakti geldiğinde “Hain” olarak yaftalandı ve unutulmaları için düğmeye basıldı. Yönetim tarafından verilen emir doğrultusunda bu oyuncuların fotoğrafları kulübün tesislerinden kaldırılırdı, müzede yer alan kanlı formaları yok edildi, hepsi vefasız olarak damgalandı.
Kaptan olan yanıyor
Fenerbahçe kaptanlarının kimisi rakip takıma gitmekle suçlandı, kimisi paragöz olmakla. Kovulan da oldu, sözleşmesi bittiğinde veda eden de. Hepsi farklı mevkilerin oyuncularıydı, biri Brezilyalı diğerleri Türk’tü. Önce itibarsızlaştırıldı sonra da ötekileştirildi. Rüştü’yle başlayan furya, Tuncay, Ümit Özat, Alex ve Emre’yle devam etti. Fenerbahçe’den uzaklaştırılan son isim ise Gökhan Gönül oldu. Sözleşmesi biten kaptan, Başkan Aziz Yıldırım’ın “9 yılda 2 şampiyonluk kazandı” suçlamasına rağmen imza atmaya razı olsa da yaşanan sürecin sonucunda soluğu Beşiktaş’ta aldı. Gökhan Gönül’ün Fenerbahçe’den kazandığının daha düşük bir ücrete Kartal olması, Fenerbahçe’nin “Parayı tercih etti” iddiasını boşa çıkarsa da, sarı-lacivertliler Gönül’ün üstünü çizdi. 
Bu ne yaman çelişki
Alex’in taraftarlarca dikilen Kadıköy’deki heykeli hâlâ direnirken, yönetim, Beşiktaş’a transfer olan Gökhan Gönül’ün Benfica maçında giydiği kanlı formayı Fenerbahçe Müzesi’nden kaldırdı. Tabii ki taraftarın yoğun baskısı sebebiyle. Bir kaptan daha tarihe gömülmüş oldu böylece. Daha doğru bir tabirle tarihten silindi aslında. Yobo gibi kulübe emekten çok külfet vermiş bir lejyoneri Saracoğlu’nda plaket vererek uğurlayan Fenerbahçe, bir kaptanını daha yok saydı! Peki, bu oyuncular madem bu kadar paragöz, içten pazarlıklı, vefasız, saygısızdı, nasıl oldu da hepsi kaptan oldu? Fenerbahçe’de kaptanlık neye göre veriliyordu? Bütün bu suçlamalar arasında tek masum Fenerbahçe Yönetimi olduğuna göre, yanlış isimleri kaptan yapmış olamazlardı! Peki, sıra şimdi Volkan Demirel’e mi geldi? Bu soruların cevapları tabii ki yine tek bir merkezden cevaplanabilir!

Ağlatan heykel 

Fenerbahçe’nin son dönemdeki efsaneler kuşağında heykeli dikilen bile vardı… O isim Yoğurtçu Parkı’ndaki heykelinin açılışında gözyaşlarını tutamayan Brezilyalı Alex de Souza’ydı. Sambacı, başkan ile ters düşüp ayrıldı ama şu anda bile parkta onu selamlamaya giden, heykeli ile fotoğraf çektiren Fenerbahçe taraftarı olduğunu hatırlatalım.

Alex De Souza

Bir Alex değil… Evet hiçbir lejyoner onun kadar başarılı olamadı Türkiye’de. 2004’te başlayan Fenerbahçe macerasında bir çok rekora imza attı, sarı-lacivertlilerin gönlünde taht kurarken, rakiplerin de saygısını kazanmayı başardı. 8 yıla 3 lig, 1 Türkiye Kupası, 2 Süper Kupa ­­­­­­zaferi sığdırırken, 2 kez gol kralı oldu. Çok sevildi, heykeli dikildi. Ama Aykut Kocaman’la takışması sonunu hazırladı. Başkan Aziz Yıldırım’ın karşısında telefonla oynayınca resmen kovuldu.

 

Gökhan Gönül

Bir ilki başardı o. 2. Lig’den gelip ilk sezonundan itibaren Fenerbahçe’nin bankosu oldu. Omzu çıktı, kafası yarıldı pes etmedi. Tekmeye kafa sokan cesareti, sağlığını riske ederek sahaya çıkan fedakârlığıyla hep özel bir oyuncu oldu. Tek bir hayali vardı. “Ben Fenerbahçe’de Gökhan Gönül oldum, kariyerimi Fenerbahçeli Gökhan Gönül olarak bitirmek istiyorum” diyordu. Hayallerine kan doğrandı. Paragöz olarak yaftalandı. Müzedeki kanlı forması kaldırıldı.

Rüştü Reçber

1994-95 sezonunda transfer olduğu Fenerbahçe’de tam 9 sezon görev yaptıktan sonra soluğu Barcelona’da aldı. Kötü geçen La Liga macerasının ardından Kadıköy’e geri döndü ve 3 sezon daha çubukluyu giydi. 1999-2000’deki meşhur Pendik faciası sonrası Fenerbahçe tesislerinde taraftarlardan (!) dayak yiyen Rüştü kaptanlığı bıraksa da, kulübünden ayrılmadı. 2007-08’de Beşiktaş’a transfer olunca Fenerbahçe tarihinden silindi.

Emre Belözoğlu

Galatasaray’da başlayan kariyerini Avrupa’da sürdürdü ve Türkiye’ye geri dönüşü gönlünde yatan sarı-lacivertli renklerle oldu. Kolay değildi yetiştiği camiayı karşısına almak ama Fenerbahçe sevdası her şeye değerdi. 2008-12’deki çubuklu performansına, kısa bir A.Madrid molası verse de 2013’te yine yuvasındaydı. Pereira gelince, kariyerini F.Bahçe’de bitirme hayalleri suya düştü. Gönderildiğini televizyondan öğrendi. Suskun kalmaya çalışsa da kırgınlığını gizleyemedi.

Ümit Özat

2001-02’de sırtına geçirdiği Fenerbahçe formasını 6 sezon taşıdı. Galatasaray karşı alınan 6-0’lık zaferde sadece son golü atmamıştı kolunda kaptanlık bandı da vardı. 2006-07’de F.Bahçe’de ayrılıp Köln’e giderken, Başkan Aziz Yıldırım’la ciddi tartışmalar yaşamıştı. Uzun zaman karşılıklı sert açıklamalarla süren gerginlik nedeniyle Fenerbahçe camiasının dışında kaldı. Ancak 3 Temmuz sürecinde Yıldırım’ın yanında saf tutunca eski itibarını kısmen de olsa geri kazandı.

Tuncay Şanlı

O sadece Fenerbahçe’nin değil, Türk futbolunun en özel oyuncularından birisiydi. Bitmek tükenmek bilmez enerjisi ve hırsı literatüre “Tuncay Ruhu” deyiminin girmesini sağlamıştı. 2002-07 arasında giydiği çubukluyla unutulmaz gollere imza attı. 6-0’lık zaferde gol perdesini açan oydu, 3-0’lık Manchester zaferinde hat-trick yaparak tarihe geçen de o oldu. Ama kariyerini Avrupa’da sürdürmek istemesi sonunu getirdi. Bedelsiz olarak ayrılınca kötü çocuk ilan edildi.

Oğuz-Aykut unutulmadı

Aziz Yıldırım döneminde geleneksel hale gelen “Efsane katliamı” aslında Ali Şen döneminde start almıştı. Namıdiğer İmparator Oğuz Çetin ile Kral Aykut Kocaman, Ali Şen tarafından derdest edilmiş ve bu olay sadece Fenerbahçe’de değil Türk futbolunda da deprem etkisi yapmıştı. Önce Oğuz, ardından Aykut, Aziz Yıldırım döneminde teknik direktör olarak Fenerbahçe’de görev yaptı. Oğuz Hoca’nın sadece 7 maç oturduğu teknik direktörlük koltuğunda Aykut Hoca büyük başarılara imza attı. Ancak Yıldırım’la yaşanan fikir ayrılıkları vedayı getirdi. Öyle ki, Başkan Yıldırım, “Ben burada olduğum sürece görev yapamaz” diyerek Kocaman’a kapıları kapattı.