HASAN SARIÇİÇEK

“Birçok hastanesi olan başarılı bir iş adamıyım, 2002’den beri de futbolun içindeyim. Erciyes ve Kayserispor’a 8 dönem başkanlık etmiş biri olarak bu oyunu iyi bildiğimi düşünüyorum. ‘15 yıl öncesine göre futbolda ne değişti?’ diye baktığımda, gerçek şu; kral çıplak ve kulüplerin tamamı iflasın eşiğinde. Bu havuzdan Millî Takım’a hüzünden başka ne yansır?” Bu sözlerin sahibi, ‘kurtarıcı’ olarak bakan emriyle ‘zoraki’ sarı-kırmızılı kulübe yeniden getirilen Kayserispor’un gedikli başkanı Erol Bedir… Dolu dolu 15 yıl; yoğun yaşanmış bir tecrübe… Haliyle Erol Başkan ile futbolumuzun perde arka yüzünü konuştuk. İşte Bedir’in gözünden futbolumuzun gerçekleri:

Dikkat kulüpler batıyor!
“Dikkat! Futbola harcadığımız para, Çin ve Katar kulüpleri kadar… Oyuncular, Çin’e ve Katar’a giden otoyoldan önceki son çıkış olarak Türkiye’yi kullanıyor. Eskiden ‘yayın gelirleri kulüpleri kurtaracak’ denirdi. Pasta büyüyor, umutlanıyoruz ama futbol hep küçülüyor. Gelirler 1,5 kat artarken futbolcuların fiyatları 4’e katlandı. Aslında korkunç paralar dönüyor arada birileri kazanıyor ama kulüpler batıyor. Nasıl ki, kişi başına millî gelirimiz; 12 bin dolarken harcamamız; milli geliri 50 bin dolar olan Norveç kadar ise futbolda da aynı durum var; büyükler çok harcıyor, küçükler de onlara özenerek, iz sürüyor.”

Anadolu figüran değil
“Kulüpler Birliği’nde haykırıyorum, ‘Anadolu kulüpleri bu filmin figüranı değil oyunun bir parçası. Artık bu gerçeği anlayın’ diye. Maalesef, beklentileri yok edilmiş ve ezberlenmiş oyunu tekrarlamakla uçuruma sürükleniyoruz. Sürekli ‘Marka değeri’ diyoruz. Sözüm ona Avrupa 6.sıyız. Peki, Avrupa’nın rekabetçi ligleri sıralamasında Süper Lig ilk 10’a girer mi? Beş takım dışında şampiyon üretemeyen ligin rekabet gücü olamaz. Sözüm ona Türkiye futbol ülkesi, kimi kandırıyoruz? Nüfusu onda birimiz kadar olan Portekiz’den dünyanın her takımında yüzlerce futbolcu ve teknik adam mevcut...”

Millî kaptanları aldık
“Kayserispor’da öyle güçlü kadro kurduk ki; çok sayıda millî takım kaptanı var: Oleksandr Kucher Ukrayna, Cristian Sapunoru Romanya, Asamoah Gyan Gana millî takımlarında kaptan. Bunun yanı sıra Silviu Lung Romanya, Ryan Mendes ise Yeşil Burun Adaları’nda forma giyiyor. Bu bizim için gurur vesilesi. Ligin ilk maçındaki Galatasaray yenilgisi tamamen bir Östersunds yanılmasıdır. O maçı kazansak bugün puan farkıyla liderdik. Nitekim sonrasındaki 7 maçın 4’ünü kazanıp, 2’sini beraberlikle kapattık ve 14 puanla ikinci sıraya yerleştik. Galatasaray yenilgisi ise tamamen tesadüf…”

Menajerler kazanıyor
“Tarladaki 40 kuruşluk domates sofraya 10 liraya geliyorsa üretenden çok parayı aracı kazanıyor, bu iş futbolda da böyle… Üçüncü şahıslar araya girince transfer astarı yüzünden pahalı oluyor; şirketler, menajerler, avukatlar işin içine girdiğinde faturayı kulüp ödüyor. Kulüpler Yasası çıksa hangi yönetici astarı yüzünden pahalı transfere kalkışır? Dikkat edin, bankaya, futbolcuya, işletmeciye, borcu olan kulüplerin devlete tek kuruş borcu yok, niye? ‘Devlet yakama yapışmasın’ diye. Benzer sistem transfere de getirilmeli… Borçtan yönetici sorumlu tutulmalı. Bakalım o zaman ‘Kredi’ diye banka kapısı çalan yönetici kalır mı?”

Gyan’ı 10’da 1’ine aldık
“Bu ülkede transfer işi çok karışık… Bizim 600 bin doları çok gördüğümüz futbolcuya büyük takımlar, sırf tribünleri tatmin için 10 milyon avro bonservis bedeli ödemeye çalışıyor. Bu çılgınlık!  Ben Asomah Gyan’ı transfer ederken 3-5 milyon avro bonservis bedeli, 2,5 milyon da oyuncu için 6 milyon avro talep edildi. Arada, şirketler, avukatlar ve tam 15 menajer vardı. Biz, ‘1 milyondan fazla ödeyemeyiz’  dedik. Başka kulüpler, futbolcuya 2,2 milyon verdi. Menajerleri devreden çıkardık, Gyan’ı 550 bin avro artı, 100 bin avro maç başına, toplamda 750 bin avroya transfer ettik. Nerede 6 milyon avro, nerede 750 bin avro?” 

BEDİR’İN, KAYSERİSPOR’A BAŞKAN OLMASININ HİKÂYESİ...

“Annem yoğun bakımda idi. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Mehmet Özhaseki aradı, ‘Erol Kardeşim” dedi, ‘Kayserispor’un sana ihtiyacı var.’ Beyefendi’ye, annemin yoğun bakımda olduğunu söyledim, izin istedim. Bakan Bey, ‘Annenize, Allah şifa versin. Sonuçta hepimizin annesi var. Kayserispor da yoğun bakımda, bu toplumsal mesele. Kayserispor küme düşerse, bu şehir seni de beni de affetmez’ dedi. Karar vermem zordu. ‘Düşüneyim’ dedim, ‘Koca 1,5 milyonluk şehirde Kayserispor’a başkanlık yapacak kimse yok mu? Beni affedin. Ayrıca Kayserispor’un durumu bu kadar kötüyse, neden ben? Size ve bu şehre ne kötülük ettim?” diye sordum. Israrım kâr etmedi, teklifi emir telakki ettik, kolları sıvadık.”

Beni ve yönetimi denetleyin
“Borçlar? Göreve geldiğimizde takım, 12 puanla ligin dibindeydi. Herkes küme düşmüş muamelesi yapıyordu. Oyuncular kaçmıştı. Maçlar 300 kişiye oynanıyordu. Onlar da protestoculardı. Bilanço hiç ortada yoktu, kapalı kutu aldım kulübü, ilk defa tanıştığım 20 kişi ile. Borcu 37 milyon TL biliyorduk, herkese borç ödemeye başladık. Telefon üstüne telefon, ‘Borca, 5,5 milyon avro ilave’ diye. Bir kulüp hiç denetlenmez mi, tarihindeki ilk mali kurulu ben yaptım. Şu an, borç 100 milyon TL. Hâliyle gelecek yönetime tek kuruş borç bırakmamaya söz verdik. ‘Beni ve yönetimimizi denetleyin’, diye bas bas bağırıyorum.”  

Kayserispor Başkanı Erol Bedir, yazarımız Hasan Sarıçiçek’e samimi açıklamalar yaptı. 

GYAN’I NASIL İKNA ETTİ

Gel bir hikâye yaz!
“Biz, Gyan’a cebine girecek paranın değişmediğini anlattık. Hikâyesi de var. Çin’de ilk yıl 11, ikinci yıl 8 milyon avro kazandı, sponsor hariç.  Eto’o Kamerun’da ne ise Asomah da Gana’da o. Yani o bir kahraman… Kendisine, ‘Eto’o, Antalya’ya geldi, kaptanlık yapıyor, gel enerjilerimizi birleştirelim. Sen de bizim takıma önderlik et, Türkiye’deki futbol devlerine kafa tutalım, başarırsak hayatının hikâyesini yazarsın. Olmazsa az para kazanmış olursun, senin paraya değil, güzel bir hikâyeye ihtiyacın var’, dedik…  

Beşiktaş taraftarı başka
“Kayserispor olarak Türkiye’de geçmek istediğimiz kulüp var ama örnek aldığımız yok. Aksine büyüklere biz örnek oluyoruz. Fenerbahçe, Hepsinin de dağ gibi sıkıntıları var. Sadece Beşiktaş’ın taraftarına hayranız, tribündeki o coşkuyu istiyoruz. Yabancıya sınır getirilemez. Türkiye’deki potansiyeli düşününce ‘getirilmeli’ diyorsunuz... Bakın, Göztepe’nin sahaya çıkan 11’ndeki 10 oyuncu yabancı, bizim 9’u yabancı. Memnun muyum, değilim ama başke çare yok.”

‘SORUMLUSU O DEĞİL’ 

Kimse suçu Lucescu’da aramasın!

“Millî Takım’ın başında niye Türk adam değil de, yabancı var? Erol Bedir olarak Mircea Lucescu’nun Millî Takım’a gelmesinden mutluluk duyuyorum.  O bir futbol filozofu… Bizi, Dünya Kupası finallerine götüremedi ama inandığım insan. Bu demek değil ki, Fatih Terim’in başına gelenleri onaylıyorum. Kimse Lucescu’yu suçlu seçmesin. Keşke, Türkiye; son 10 yılda Şenol Güneş, Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Abdullah Avcı dışında yeni teknik adamlar üretseydi de 72 yaşındaki Lucescu’ya ihtiyaç duyulmasaydı. Maalesef, bizde sistem ciddi arıza veriyor.”

TFF’ye cezayı kim kesecek?
“Türkiye Futbol Federasyonu cezalarla gündem olan ‘tepkili kurum’ olmamalı, herkesi dinleyip, futbolun meselelerine çare üreten müessese olmalı. Eğer bir ülkede oynanan sezonun en önemli üç finalinde olay çıkıyor ve TFF buna mâni olamıyorsa, bunda kulüpler kadar TFF’nin de sorumluluğu yok mu? Kulüplere ceza kesiyorsunuz, peki, finallerin sahibi olan TFF’ye kim ceza kesecek? Artık bu ülkede futbol adına bir şeyler değişmeli.”

ÇOCUKLARIM HAYATIMIN ANLAMI
Babalarının izinde gidiyorlar... Bir oğlum, iki kızım var; Gökberi, Aybüke ve Ilgım... Biri doktor, diğeri diş doktoru. En küçükleri tıpta okuyor. Onlar benim hayatımın anlamı. Çocuklarıma kaç puan aldıklarını hiç sormadım ama sınava nasıl hazırlandıklarıyla yakından ilgilendim. Eğer hazırlıkları optimal yaptıysanız sınavın önemi yok. Hep buna inandım.