ÖMER FARUK ÜNAL

 

Abdulkadir Bitigen, incelenmeye değer bir hakem profiline sahip. Hakem klasman düşünce, bu işten vazgeçer. Toparlanmak, geri dönmek kolay değildir. 2013’te Süper Lig’e çıktı, istediği noktalara gelemedi... Ve 2017’de düştü. Ben “Diş hekimiyim, mesleğime sarılırım, bu iş buraya kadarmış” deyip kenara çekilmedi. 2018’de adını ilk sıraya yazdırmayı bildi, kendisini düşüren aynı MHK Süper Lig’e aldı. Ancak, yine ilk 22 hafta Süper Lig’de maç alamadı. Sabri Çelik MHK’sı kalan 12 haftada 6 maç verdi. Çıkış başlamıştı. Bu yıl da Zekeriya Alp, âdeta zor maç arıyordu ki; Abdulkadir Bitigen’e versin. Bence Trabzonspor-Alanyaspor ve Göztepe-F.Bahçe maçları, hayatının en keskin iki virajıydı. Bu iki maçtaki hakemlik duruşu onu, son G.Saray-Beşiktaş derbisine taşıdı. Şimdi hayat hikâyesini Bitigen’den dinleyelim…

> TARİH MERAKLISI
- En son seyrettiğin film ya da takip ettiği diziler neler?
“Son günlerde ‘Fringe’ isimli bilim kurgu dizisini izliyorum, aynı zamanda ‘La Casa de Papel’ isimli dizinin son sezonu yayınlanmış. Açıkçası izlemek için heyecanlanıyorum. En son seyrettiğim film ise ‘Eltilerin Savaşı’ydı. Bir komedi filmiydi.

- En son okuduğun kitap neydi? Daha çok hangi tür kitapları okumayı seviyorsun?
“Tarih ile ilgili bilgilerin paylaşıldığı her türlü kitabı okurum. Geçmişte yaşamış ve bulunduğu zamana önderlik etmiş insanların hayatını okumak, onların verdikleri mücadeleleri öğrenmek beni heyecanlandırır ve şaşırtır. En son Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ‘Tarihin Işığında’ adlı kitabını okudum.

> BABAM ISRAR ETMEDİ
- Hakemliğe başlamanda eski bir hakem olan baban Galip Bitigen’in teşviki ya da ısrarı oldu mu?

Küçükken babamla toprak sahalara amatör maçlara giderdim. Her maça gitmiş çocuk gibi babam maçı izlerken ben hem maçı izler hem de köfte-ekmek yerdim. Evimize misafir geldiğinde de konuşulan konu büyük ölçüde hakemlik olurdu. Hakem olmak gibi kafamda bir düşünce yoktu ama kursun açılacağını öğrendiğim zaman ben de başvurmak istedim. Babamın hakem olması tabii ki benim hakemliğe başlamamdaki en büyük faktör oldu ama bu konuda bana hiç ısrar etmedi.

> ÇOK SINAV KAÇIRDIM
- Diş hekimliği ve hakemlik her ikisi de ciddi mesai ve emek isteyen işler. Hadi şimdi sözleşmeli hakemsin, ilk zamanlar zor olmadı mı? Nelerden fedakârlık yaptın?

Ömer Abi, aslında en zorlandığım konu bu oldu. Üniversitede öğrenci olduğum zamanlarda ağır bir eğitimle beraber, hakemlikle ilgili yapmam gerekenleri de aynı anda yürütmeye çalıştım. Şehir dışından maçtan geldiğim çoğu gece uzun bir otobüs yolculuğundan sonra sabaha karşı eve geldiğim zamanlarda özellikle vize dönemlerinde uyumaz ve sabahki sınava çalışırdım. Yeri gelir bazı sınavlara giremezdim ve yazın bütünlemeye kalırdım. Destek olan hocalarım olduğu gibi hiç tolerans göstermeyenler de oldu. Periodontoloji ana bilim dalında doktoraya başladım. Dört senelik doktora sürecimin üç buçuk yılını tamamladım, son altı aylık sürece girdiğimizde artık ikisi bir arada gitmiyordu ve doktoramı dondurmak mecburiyetinde kaldım.

> HATAYA YER YOK
- Bazen bir hasta, bir dişçi koltuğunda bir saati aşkın oturabiliyor. Belki de 90 dakika. Maç da 90 dakika. Hangisi daha yorucu oluyor? Dişçilik ile hakemlik arasında hiç benzerlik var mı sence?

Hekimlikte de hakemlikte de hataya yer yok. Fiziksel ve mental anlamda ikisi de oldukça yorucu. Daha çok cerrahi işlemler uyguluyorum ve bu da oldukça dikkat isteyen bir durum. Ameliyat süresince kendini, hastayı ve çevredeki bütün faktörleri kontrol altında tutman lazım. Hakemlikte de 90 dakika boyunca en ufak bir motivasyon ve dikkat kaybı yaşamamalısınız ve her şey kontrolünüz altında olmalı. Fakat iki mesleğimi de çok seviyorum.

EŞİM EN BÜYÜK DESTEKÇİM
- Otellerde ve kamplarda kaldığın gece sayısı, sanıyorum evde kaldığından fazladır. Bu duruma eşin ne diyor? Hastanedeki patronun veya mesai arkadaşın Alâaddin Bey ne diyor? Size maç geldiği zaman bozuluyor mu?

Dürüst olmak gerekirse evliliğimin ilk senesinde eşim bu duruma alışamadı. Sözleşmeli hakemliğin ilk senesiydi ve sonuçta bir geçiş süreciydi. Bu kadar yoğun olacağımızı ben de tahmin edemiyordum. Ancak şimdi her şey daha planlı, sezon boyunca yapacağımız seminer, kamp ve atletik test tarihlerinin olduğu bir yıllık plan bize sezon başında veriliyor. Hâliyle eşimde her geçen sene bu duruma daha fazla alışıyor. Şu an en büyük destekçilerimden. Hem patronumuz hem abimiz hem de kliniğimizin ortodonti uzmanı Alâaddin Keykubat futbolu sever. Daha çok futbolun içindeki yaşanan psikolojik ve duygusal konulara değinir. Dinlemekten hep keyif alırım. Kendisi için benim bir müsabakada görev almam, klinikte kalıp çalışmamdan daha öncelikli geliyor. Ya da ben öyle olduğunu düşünüyorum yoksa bunca sene kliniğe bu kadar az gelen bir hekimle çalışmazdı sanırım.

HİÇ PES ETMEDİM
- 2017’de klasman düştün, hakemliği bırakmak hiç aklından geçmedi mi? Klasman düştüğün MHK döneminde bir yıl sonra birinci sıradan çıktın. Bu çok rastlanabilir bir şey değil...
Çok üzülmüştüm. Bu yaşadığım duyguyu anlatamam. O süreçte çevremdeki insanlarla çok iletişim içinde olmadım. Kendim ile baş başa kaldım. Tamamıyla eksiklerim üzerinde durdum. Psikolojik ve fiziksel anlamda yeni sezona hazır olmakta çok zorlandım. Ama pes etmedim çünkü bendeki en ufak olumsuzluk geriye gitmeme sebep olurdu.

BANA DUA EDİYORLAR
- Hastalarınızla futbol ve hakemlik muhabbeti oluyor mu? En çok hangi sorular geliyor?
“Futbolla ilgisi olan her hastamla fazlasıyla oluyor. Klinikte odama gelir gelmez o haftanın maçlarından konuşmaya başlarlar ve ben de vakit anlamında müsaitsem çay eşliğinde uzayan bir sohbet olur. Görev alacağımız müsabakalar basında yayınlandığı zaman başarı mesajı atar ve benim için dua ederler. Bu güzel bir duygu ve büyük bir destek.