Ali Çelik/ Lizbon

Geçtiğimiz yıl motosiklet dünyasına sıra dışı çizgileriyle X-ADV modelini sunan Honda, ciddi bir başarıya daha imza atmıştı. Bu yılın sürpriz ise Yeni CB Ailesi. Öyle ki; motorlar tanıtıldığı ilk günden beri gündeminden düşmedi. 

Yeni nesil genç sürücülerin ilham kaynağı: CB125R tüm fotoğrafları için tıklayın

Honda, 1960’lara iz bırakan efsane ‘Cafe Racer’ akımının gerçek aktörlerinden. Ve bu akım özellikle Avrupalı gençler arasında yayılan ve günümüze kadar gelmeyi başaran gerçek bir motorcu ruhu…

Yeni CB Ailesi ise işte bu felsefeden ilham alarak tasarlanmış. Detayını merak edenler için; Honda’nın Neo Sports Cafe ismini verdiği yeni konsepti, Sport Naked, Street Fighter  ve Retro Cafe Racer tarzıyla isminden söz ettiren motosiklet tasarımlarının modern bir karışımı. Yani eskinin deneyimi ustalığı, yeninin teknolojisi ve sokak savaşçısı ruhu. Ah şu Japonlar… 

İlk sürüş deneyimi:  

Portekiz’de düzenlenen ve CB Ailesinin ilk sürüş testi niteliği taşıyan organizasyon tamamen CB125R modeli üzerine tasarlanmıştı. Ve iki günlük sürüş programımızda yağmur tepemizden hiç ayrılmadı. 

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; motosiklete yeni başlayanlar için 125cc dünyasında çok çeşitli motorlar var. Fakat en sıra dışı ve premium model CB125R’la kesinlikle Honda’dan geldi. 

Yakıt ekonomisi ve performansı, şehir trafiğine kafayı takan deneyimli sürücüleri de cezbetmeye yetecek nitelikte. Şöyle ki; CB125R 13,3 beygir güç ve 10,4 Nm tork değeri sunan 124.7cc’lik üstten çift egzantrikli ve sıvı soğutmalı tek silindirli bir üniteye sahip. Sıkışık Lizbon trafiği ve uzun soluklu otoban sürüşünde zorladığımız motosikletlerin gruptaki sürücü ortalaması 100km/2,5 litre. Fakat 8 bin devirin altında vites değiştireni de pek görmedim...
126 kilo ağırlığa sahip CB125R 10,1 litrelik yakıt deposu kullanıyor ve normal bir sürüşle rahatlıkla 450km üzerinde yol yapabilir nitelikte.

Motosikletin tasarımda hipnoz etkisine sahip detaylar var. Bunlar ilk bakışta, Africa Twin’in kullandığı ön kaliperler, X-ADV’yi hatırlatan 41mm’lik amortisörleri görmemizi engelliyor. Honda biraz önce bahsettiğim gibi bu motosikletle kesinlikle 125cc sınıfının premium koltuğuna oturuyor. 

Ön arka Full Led aydınlatma üniteleri gerek tasarımı tamamlayan çizgileri gerekse yerine getirdiği göreviyle gayet başarılı. Henüz birçok üst sınıfta benzerini görmek mümkün değil. Yeni nesil kombine ABS sistemi % 51,6 ön, % 48,4 arka dağılımla çalışıyor. Bu özellik sürüş esansında ki ani fren, yumuşak fren gibi senaryolarında direksiyona daha fazla hakim olmanıza yardımcı oluyor. Yeni ABS sistemi CB125R’da ortaya harikalar işler çıkarıyor. Bu arada ön 296mm, arka 220m disk çapına sahip. 

Hoşuma giden bir detayda renkli LCD göstergesi; hız, motor devri, yakıt seviyesi ve tüketim değerleri, vites konumu, iki ayrı tripmetre, kronometre ve zamanında vites değişimi için sizi uyaran bir hatırlatma ışığına ev sahipliği yapıyor. 5 ayrı parlaklık seviyesine sahip bu parça sadece 230 gram ağırlığında. Neden bunu yazdığımı da hemen izah edeyim, ön taraftaki ağırlık dengesi ve gidon hakimiyetinin daha dinamik olması için, ayrıntılar… Detaylar ve detaylar… 

Her şey o kadar ince hesaplanmış ki; öne doğru yatık silindir odası, optimize edilen arka maşa, merkez noktaları mükemmel ayarlanmış ön arka amortisör yapısı motosikletin sürüşünü gerçekten çok keyifli bir hale getirmiş. 

Sele konforu Naked Bike ve Cafe Racer motorlarda çok ön plana çıkmasa da CB125R bu konuda da bizi memnun etti. Tüm günlük kullanım sonunda hiçbir problem yaşamadık fakat yeri gelmişken hemen belirteyim, arka ayaklıkların konumu yüksek ve arkada oturanlar için biraz alışkanlık isteyebilir. 

Ve tabii ki, vites aralıkları… 250cc ye kadar olan motorlarda sanki ortak bir sorunmuş gibi. Trafikte, ara hızlanma ve yavaşlamalarda sürekli vites isteyen modeller var. Hatta zaman zaman şunu duyuyoruz, ilk makinamı sattım ikinci motorumda viteslere alışamadım. Neden; çünkü başka bir vites kutusu ile tanışmayan yeni sürücüler durumdan habersizler… 

Küçük bir tavsiye, satın alacağınız motorla ilgili bu gibi detayları satıcılar yerine kullanıcılarla konuşmanız. CB125R bu konuda da sınıf ortalamaları üzerinde. İyi ayarlanmış vites kutusunun, tork ve güç dengesiyle uyumu güzel. Tepkiler yerinde, iki günlük test sürüşü sonunda bu yazdıklarımı diğer basın mensubu arkadaşlarla da konuştuk. Genel kanı ortaklaşa aynı. Yağmurun azizliği, uçakta bağlantı noktası çatlayan ve sürekli su alan kaskıma rağmen gayet keyifli bir sürüş testi gerçekleştirdik. CB125R gerek tasarım dili gerekse sahip olduğu konsantre Japon mühendisliği ile etkileyici bir motosiklet olmuş. 

18 bin 500 TL etikete sahip bu yakışıklı, Honda Türkiye yetkililerinden öğrendiğime göre daha şimdiden 100 adet civarında satılmış. CB125R ve temmuz ayında gelecek olan CB250R sanıyorum CBR125R ve CBR250R, KTM Duke 125-250, MT125-MT25, R125 ve R25 gibi başarılı modellerin masasına yumruğunu çok sert vuracak.