STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, geleceğin harp sahasının analizini yaptı. Çalışmada, devlet dışı aktörlerin (örgütler, mikro milliyetçilik, terörizm) ön plana çıkmasıyla savaşların yeni taktik ve sistemlerle yapılması gerektiği belirtildi.
STM'nin çalışmasında, özel kuvvetler personelleri, muharip pilotlar, radar operatörleri gibi farklı sınıflardaki askerlerin eğitim ve tecrübeleri için gereken zaman, altyapı ve bütçenin pek çok modern orduyu zorlayıcı seviyelere geldiği, bunun da söz konusu personelin çatışma sırasında karşılaşacağı fiziksel ve ruhsal risklere karşı korumasının üst seviyeye çıkartılması ihtiyacını doğurduğu kaydedildi.


Çalışmaya göre, önümüzdeki dönemde yaralanma ve travmaları hızla tedavi edebilecek, askerin ortam şartlarına uyum sağlamasını kolaylaştıracak, çeviklik, güç ve psikolojik durumunu artıracak takviye çözümlerin artması bekleniyor.


Nanoteknoloji ve akıllı malzeme alanlardaki gelişmeler, kendi kendini onarabilen, şekil hafızalı, ısı ve benzeri şartlara göre kendini uyarlayabilen malzemelerin üretilmesini mümkün kılıyor. Bu sayede hasar aldığında kendini onarabilen zırhlar, yüksek mukavemeti düşük ağırlık ve hacimde sağlayan plakalar ya da sürat ve irtifaya göre en uygun formu alabilen uçak kanatlarının üretimi söz konusu olabilecek.


Üç boyutlu çıktılar savaş sahasına girecek
Ayrıca, yeni bir sanayi devriminin öncüsü olarak sunulan üç boyutlu üretim teknolojilerinin harp sahasına girmeye başlaması öngörülüyor. Bu teknoloji, tasarımdan üretime tüm endüstriyel süreçlerin otomasyonunu sağladığı için, uzaktan üretim, insansız fabrika gibi konseptlerin geliştirilmesini sağlıyor. Böylelikle ordular ileri harekat bölgelerinde ihtiyaç duydukları yedek parçaları hızla üretebilecek, ikmal hatlarının karmaşıklığından kurtulacak.


"Dördüncü Nesil Savaş" olarak adlandırılan yeni yaklaşımda çok daha küçük, hareket kabiliyeti yüksek, ağ merkezli bir yapıda birbirine bağlı birlikler, siyasi, ekonomik ve sosyal harekatların bir parçası olarak kullanılabilecek.


Bilişim ve iletişim teknolojileri alanındaki gelişmeler, askeri ve sivil neredeyse tüm sistem ve araç gerecin birer bilgisayar bileşeni taşıması sonucunu doğuruyor. Ba alandaki gelişmeler, bilgisayarların işlem kapasitelerinin artması ile 3 boyutlu sanal gerçeklik çözümleri askeri ve sivil alanda giderek daha yoğun olarak kullanılıyor. Bu teknolojiler, çok riskli görevlere hazırlık maksadıyla personelin eğitim yapmasını ya da muhtemel harekat ortamlarına yönelik sanal laboratuvar olarak kullanılmasını sağlıyor. Modelleme ve simülasyon teknolojileri, eğitim, karar destek, durum analizi gibi kullanım alanlarında katma değer oluşturuyor. Örneğin bir bakım personeli, giydiği sanal gerçeklik gözlüğü ile baktığı motor parçasındaki arızalı aksamı tespit edebiliyor, bu aksamın tamir ve değiştirme prosedürlerini gözünün önüne getirebiliyor, elde ettiği bilgileri ağ ortamında paylaşabiliyor.


Öte yandan, yakıt ve güç sistemlerinde kaydedilecek gelişmeler ile 24 saat ve daha fazla sürelerde kesintisiz görev yapan insansız platformlar veya yakıt ikmaline ihtiyaç duymadan çok uzun mesafeleri kat edebilen füzeler gibi sistemlerin geliştirilmesi artık mümkün olabiliyor.