Bimsa Genel Müdürü Tunç Tasman, siber saldırılardan, korunma yöntemlerine, güncel perakende çözümlerinden, sosyal medyadaki açıklara kadar gündeme dair konuları hurriyet.com.tr'ye anlattı.

Basman, artık siber saldırıların eskisinden çok daha farklı olduğuna işaret etti.

SİBER SALDIRILARDAN KORKMALI MI?

Tasman, "Eskiden saldırılar, son olarak İETT otobüslerinde görülen "Ekber" olayı gibiydi. Hackerlar ben geldim der giderdi. Ama şimdi artık öyle değil. Şimdi hackerlar ne kadar kazanabilirsem o kadar iyi diye düşünüyor. Bu işi müşteri verilerini çalarak yapaabilir, hesaplarınızdan kendi hesabına para aktarabilir. Şirketin yaptığı her transferden beş lira on lira kendisine atsa yıllar boyu kimse fark etmez. İş bundan para kazanmaya döndü. Hacker dediğimiz kişiler artık, şirket gibi çalışıyor" şeklinde konuştu.

"MAFYA GİBİ RACONLARI VAR"

Basman, hackerların artık belli bir racona göre hareket ettiğini ifade etti ve şöyle dedi:

"Bazıları var, size bir virüs gönderiyor, bilgisayarınızdaki diski kilitliyor ve de parasını vermediğin sürece de açamıyor. Bilgisayarın diskini şifreliyor sadece bozmuyor. Siz şifreyi açtıktan sonra devam edebiliyorsunuz. Çok dürüstler, sadece parasını alıp açıyorlar. Mafya usulü. Raconları var. Dediklerini yapıyorlar. 100 doları gönderiyorsunuz, şifreyi açıyor. Sonrasında siz tabi virüs koruyucularla güvenliğinizi sağlayabiliyorsunuz. Şu anda şöyle deniyor. Şirketlerin yarısı hack edildi, kalan yarısı hack edildiğinin farkında değil."

ANA NEDEN KİŞİLERİN DİKKATSİZLİKLERİ

Tasman'a göre ana neden şöyle:

"Bunun olma nedenlerinden yüzde 70'i insanlardan kaynaklı. Bu da kötü niyetli değil aslında. Şirket çalışanlarının şifrelerini ortam içinde söylemesi. Dikkat etmemesi. Bir kere şirket sistemine girince, hackerlar için işler daha da kolaylaşıyor. Saldırılar hedefleri kredi kartı bilgisi olabilir, müşteri bilgisi de aynı derecede önemli."

ÖNLEMLER NELER?

"Önlemlerin başında çalışanları bilgilendirmek geliyor. Biz kendi şirketimizde ilk olarak bunu öğretiyoruz. Evdeki Wi-Fi bağlantısının şifresini açmanız bile sizi hedef haline getirebiliyor. Sizin evinizdeki Wi-Fi bağlantısına girip, oradan sizin bilgisayarınıza girip, bilgisayarınıza bir virüs atıp, sizin bilgisayarınız şirkete bağlandığınızda buraya dahil olup, sisteme girebiliyorlar. Bunu da dakikalar içinde yapabilirler. Hackerlar yöntemleri çok iyi biliyorlar. Çok da zor değil."

"PERAKENDEDE DİJİTALLEŞME BÜYÜK ÖNEM KAZANMAYA BAŞLADI"

Tasman, 41 yıldır faaliyet gösteren şirketlerine artık tamamen dijitalleşmenin hedef alındığını da ifade etti.

Tasman, "Müşterilerimizin müşterilerine daha verimli olması için çalışıyoruz. Ama şimdi dijitalleşme kısmındayız. Mobil şimdi daha da gelişti. Bütün dünyada herhangi bir zamanda, herhangi bir anda, teknolojiye erişebiliyorsun. 15 sene öncesinde bu kadar kolay değildi. O zaman da derdik internetin kolaylıklarını. Mobil internet ile birlikte vizyonumuz daha da geçerli hale geldi.

"MOBİL TARAFI ÇOK KRİTİK"

Şu anda mobil tarafı ve mobil uygulamalar herkes için kritik önem taşıyor. Bir anda mobil cihazlar, teknolojinin içine doğanlarla birlikte hayatı çok değiştirdi. Mesela kendi çocuklarımı çok eleştiriyorum. Sosyal değilsiniz diye ama bir bakıyorum aslında sosyal. Onun bir oyun grubu var. Onlarla sosyal, ayrıca spor yapıyor spordan bir grup arkadaşı var. Farklı farklı alanlarda sosyalleşiyor. Ama bizim bildiğimiz anlamda değil. Biz illa burnumuzda sümük bisiklete binerdik. Sokağa iki taş koyup arasında futbol oynardık.Çalışmaya başladıkları zaman da hayatları farklı olacak. O yüzden de şirketler dijitalleşmeyi göz önünde tutacaklar" dedi.

"GİT GİDE MATRIX EVRENİNE GİRİYORUZ"

Kendisi de sıkı bir teknoloji ve yeni nesil gelişmelerin takipçisi olan Tasman, genelde teknolojik alandaki gelişmeleri ve gelecekte olabilecekleri anlatan kitaplar okuduğunu söyledi.

Tasman'a göre, yakın gelecekte kuantum bilgisayarlar hayata yön verebilir.

Tasman, " Git gide Matrix'e bağlıyoruz. Gördüğünüz, duyduğunuz her şey sinirlerle, dolayısıyla beyninize gelen sinyallerle alakalı. Sonuçta kulaklık, kulağınıza entegre edilebilir. Bunların teknolojileri de var. Şu aşamada gizli servisler filan kullanıyor ama bunları biraz daha küçültebilirsiniz nano teknoloji ile. İnsanlara da yayabilirsiniz. Yarı sanal, yarı gerçek bir dönemde yaşayacağız. Yakın gelecekten bahsediyoruz. Çalışanlar ve iş vereler belki de sevdiği bir iş sonrasında, internet üzerinden çalışanına "beğeni" gönderecek" şeklinde konuştu.

1999 yapımı Matrix filmi, son dönemde kullanılan pek çok teknolojiye dair ipuçlarına sahipti.

"KUANTUM BİLGİSAYARLAR GELECEK"

Tasman, "Kuantum bilgisayarları var şu anda. Çok az sayıda var. 4 -5 tane var. Kuantum teorisinden yapılan bir bilgisayar. Eksi 273 derecede çalışan bir bilgisayar. Bilgisayar dediğimiz de bizim bildiğimiz değil küçük bir çip aslında. Bir metreye bir metrelik alet gibi bir şey. Şu anda stabil hale getirmediler. Stabil hale getirilebilirlerse bu geliştirilecek. Ondan sonra da bambaşka bir hale gelecek teknoloji. Şu anda makine gücü yüzünden hızlanamayan şeyler çok daha hızlı yapılacak. Çok korkutucu" diye devam etti.

"NANO TEKNOLOJİ VE DRONE'LAR SON DÖNEMDE ÇOK GÜÇLÜ"

Tasman, "Düşünsenize nano teknoloji ile üretilmiş, küçük toz gibi droneların yüz tanıma sistemiyle filan kişileri bul ve onlara şu bilgileri ver diyeceği bir sistem. Bu dediğim daha büyük ölçekte şu anda yapılır. Ama çok pahalı olur ama on sene sonra daha ucuza mal edilir, bir on sene sonra ise daha daha ucuza mal edilebilir. Bu kez de drone savar teknolojileri, elektro manyetik drone savarlar ortaya çıkabilir. Çok rahatsız edici bir durum tabiki" dedi.

TEKNOLOJİYE GEÇ BAŞLADIK AMA AVANTAJINI YAŞIYORUZ

Türkiye'nin teknoloji devrime geç kaldığını ancak bunun avantajlarını yaşadığını belirten Tasman şöyle devam etti:

"Türkiye olarak teknolojiye geç başladık ama bu aslında avantaj çünkü yeni teknolojileri kullanıyoruz. IT harcamaları çok düşük yurtdışına göre. Bütün sektörler için. Belki biraz finansı ayrı tutmak lazım. Finans dışı IT harcamalar çok düşük. Genel anlamada mecbur yatırımları yapıyorlar, sektörün genel durumu ama biraz daha vizyoner bakılsa, daha sağlam adımlar atılmış olabilir."

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINI AKLIM ALMIYOR

Son dönemde şirketlerin reklam ataklarını sosyal medya üzerinden yaptıklarına işaret eden Tasman, sosyal medyada çok fazla şeyin açık edildiğini, bu kadar çok açık verilmesinin aklının almadığını da ifade etti.

Tasman, özellikle mobil uygulamalar için geçerli ömrün 6 ay ile 1 yıl olarak düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

GSM NEREDEN ÇIKTI?

Günümüzde milyarlarca kişinin ulaştığı teknolojilerin aslında kişilerin ihtiyaçlarından doğduğuna dikkat çeken Tasman, GSM'in ortaya çıkma tarihçesini de anlattı:

"GSM'in ilk olarak Finlandiya'da iletişim kurmanın, toprak hatlarla çok pahalı olmasından dolayı, ortak bir kablosuz bağlantı kurulma fikrinden doğduğunu anlatan Tasman, "Bir yere bir ortak kule dikelim. Çevredeki evleri onlara kablosuz bağlayalım. Tamamen ihtiyaçtan. O yüzden Ericsonn'lar filan çok başarılı oldu."

"BİZDE ISLAK İMZA İSTERLER"

Son dönemde ABD'deki bazı şirketlerin dronelar ile teslimat yapmaya başlaması hakkındaki görüşlerini istediğimiz Tasman, "Bunlar şehir içinde oldukça zor olan şeyler. Mesafelerin uzak olduğu yerlerde tabii ki denenebilir ama bizde en azından ıslak imza isterler" esprisini yaptı.

KİTAP ÖNERİLERİ

Tasman, son dönemde geleceğe yönelik teknolojik senaryolar çizen bilim kurgu kitaplarını tercih ettiğini, öneri olarak Daniel Suarez'in son iki kitabı "Deamon" ve "Influx"ı verebileceğini belirtti. (Hürriyet)