ÖMER TEMUR

Türkiye 4.5G’yi konuşurken, dünyayı kökünden değiştirecek gelişmeler yaşanıyor. Bankaların, hatta devletlerin varlığını bile sorgulanır hale getirecek bir gelişmeden bahsediyoruz; 2010 yılında hayatımıza giren Bitcoin kavramından. Dünya Bitcoin ile ilk defa Satoshi Nakamoto adında bir kişinin yazdığı makale ile tanıştı. Nakamoto, asıl kimliğini şimdiye kadar ortaya hiç çıkarmadı. Anonim bir kişi olarak kaldı. Ancak 2008 yılında ortaya attığı sanal para fikriyle Bitcoin bugün dünyada 6 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Şuan Bitcoin gizliden gizliye test ediliyor. Peki Türkiye sanal paranın neresinde? Sanal para hayatımızı nasıl etkileyecek? Geçtiğimiz yıl kurulan Dijital Dönüşüm Derneği ilk iş olarak bu sorunun cevabını bulmak için İstanbul’da siber ödeme formunu düzenliyor. 28 Nisan Perşembe günü Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek zirvenin konuşmacıları arasında Bitcoin Vakfı Başkanı Jon Matonis da yer alıyor. Matonis, ödeme sistemlerindeki yenilikçi trendleri zirvede anlatacak. Ancak asıl konumuz bu değil. Zirveye ev sahipliği yapacak olan Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı İsmail Hakkı Polat’ın Bitcoin ile ilgili anlattıkları. Aynı zamanda bir akademisyen olan Polat’a göre yeni dünya düzeninde baş rolü yine finansal sistemler üstlenecek ama bir farkla. Bu defa hem finansal sistemler hem de dünya dönüşecek.
¥ Hocam sormak istiyorum bu Bitcoin meselesi nedir?
Bitcoin arkasında herhangi bir finansal kurumun olmadığı, tamamen matematiksel bir denklem üzerine kurulmuş bir sanal para birimi.
¥ Nasıl bir denklem bu?
Bir para biriminin ve kredi kartının arkasında bir güven vardır. Bitcoin bu güveni matematiksel bir denklemle sağlıyor. Mesela ben bir Bitcoin hesabı açıyorum. Programı indiriyorum. O programın içerisinde şifre var. Bu benim cüzdanım oluyor. Ben bunu istersem offline olarak kendi bilgisayarımda tutabilirim. Ama o zaman bilgisayar hasar gördüğünde parayı tamamen kaybediyorum. Ya da bulut bilişimde sanal kiralık kasalar ve sanal döviz büroları var. Bitcoin’i transfer için önce cüzdan oluşturuyorum, ardından da sanal döviz bürosundan Bitcoin alıyorum. Sisteme ne kadar çok insan katılırsa güvenliği de o kadar artıyor. Talep arttıkça da iniş-çıkışlar başlıyor. Yani değer kaybediyor ya da değeri yükseliyor.
¥ Sistemde paranın güvenliği nasıl sağlanıyor?
Mesela ben size para transfer ediyorum diyelim. Aradaki transfer miktarı çevredeki diğer bilgisayarlar üzerinden doğruluyorlar. Bütün bunlarının hepsinin kaydı zincir bloklarıyla birbirine bağlanıyor ve küçük küçük veri tabanlarıyla herkesin bilgisayarına işleniyor. Mesela siz ‘İsmail bana 400 Bitcoin göndermedi’ diyorsunuz. Onu diyebilmeniz için bütün bilgisayarların hepsini silmeniz gerekiyor. Bu da imkansız.
¥ Peki sistemin sahibi kim?
Arkasında illa birisinin olması gerekmiyor.
¥ Devletler tarafından kontrol edilebiliyor mu?
Hayır devletler tarafından kontrol edilemiyor.
¥ Bu ne kadar sağlıklı?
Nasıl müzik, müzik endüstrisinin tekelindeydi, sonra Torrent çıktı onlar da ona göre sistemlerini entegre etmeye başladı. Aynı şekilde Bitcoin’de insanlara rahatlıkla ve bankalardan bağımsız şekilde para transferi yapılabileceğini gösterdi.
¥ Bitcoin, finansmanı kayıt dışına itmiyor mu?
Kayıt dışından ne anladığınız önemli. Nakit dediğimiz sistemde aslında çok kayıt içi değil. Mesela, filmlerde bir çanta açılır içerisinden deste deste dolarlar çıkar. İşte o çantanın içindekilerden hiçbir farkı yok. Aslında bu da onun siber alandaki tezahürü.
¥ O zaman ne yapmalı?
Finansal kurumların, bu sistemdeki olumlu yönleri kendi sitemlerine entegre etmeleri gerekiyor. Çünkü Bitcoin hem bir havale aracı, hem emtia, hem de bir para birimi.
¥ Türkiye’nin Bitcoin’le ilişkisi nasıl olmalı?
Biz bütün bunların tartışılmasını istiyoruz zaten. Neden olmasın, belki de Türkiye zamanı geldiğinde TLcoin üretebilir.  Ancak Türkiye’de sanal para ile ilgili bir çalışma yok. Bankaların ilgilendiğini biliyorum. Ama bu durum sadece bankaları ilgilendiren bir durum değil.
¥ Diğer ülkelerde durum ne?
Biliyorsunuz 2008-2009 yılındaki G20 zirvesinde Çin artık “dolardan kurtulalım” dedi ve bunun büyük yankıları oldu. Şu anda BRIC dediğimiz ülkelerin özellikle dolara karşı çalışmaları var. Estonya’da kimlik doğrulama Bitcoin altyapısı üzerinden yapılıyor. Avusturalya’da da böyle bir çalışma var.

Her ülkenin siber parası olacak

Bu işin ucu nereye varır?
Bitcoin’i her ülke kendisi de üretebilir ama benim tahminim şu; her ülkenin nasıl banknotu var siber dünyada da benzer şekilde siber parası olacak. Bundan kaçış yok. Bir anda dünya konjonktüründe yaşanabilecek bir kırılma bunu tetikleyebilir. O yüzden bizim yapmamız gereken dijital dönüşümü iyi anlamak. 

1 Bitcoin 400 dolar

¥ Bitcoin’in alıcısı var mı dünyada?
Dünyada 15 milyon Bitcoin var. 1 Bitcoin’in şu anki değeri 400 dolar civarında. Aylardan beri bu seviyelerde ve toplam hacmi 6 milyar dolar civarında. Bu, küçük bir miktar ama aynı zamanda bir deney. Mesela Microsoft online yazılım alımlarında bunu kullanıyor.
¥ Microsoft vazgeçmemiş miydi Bitcoin kullanımından?
Microsoft bu iddiayı yalanladı, hala alıma devam ediyor.

Doları bile tahtından edebilir 

¥ Bir gün her ülkenin kendi sanal parası olacak mı?
Amerika gibi devletler kendi ‘coin’lerini üretmeye çalışıyor. Eğer süper güçlerden biri bunu alıp doğru bir şekilde kullanmaya başlarsa, yani siber banknotunu oluşturursa olay bambaşka bir noktaya gider.
¥ Var mı böyle bir çalışma?
Var. R3 diye bir konsorsiyum var. Goldman Sachs ve Wall Street destekliyor. Muhtemelen FED bu oluşumun arkasında. Amerika aslında Bitcoin’e bakarak UScoin çıkarmaya çalışıyor. Tahminler o yönde. ABD eğer Bitcoin yerine UScoin kullanacağım derse o zaman doların dünya para piyasasındaki hegemonyası devam edecek anlamına gelir. Ama tutarda bunu Çin ya da Rusya çıkarırsa dünya farklı bir eksene girebilir.

Ekonomik kriz bu yapıyı besledi

¥ Parayı kim üretiyor?
Sistem bunu kendi üretiyor. 2040-2050’ye kadar piyasaya sürülecek para miktarı belli. Sistemi enerji ve havale teyidi olarak destekleyenlere küçük küçük bonuslar veriliyor. Buna Bitcoin madenciliği deniyor. Sırf bu iş için kurulmuş çok sayıda girişimcilikler var. Türkiye’de de var.
¥ Çok ilginç!
İlk olarak Kıbrıs Rum Kesimi gibi finansal krizlerin olduğu yerlerde, yani insanların bankalara güvenmediği ülkelerde paralarını Bitcoin’e yatırmalarıyla yayıldı. İnsanlar ‘eğer biz paramızı Bitcoin’e yatırsaydık mevcut finansal sitemin dışında olurduk dediler’. Ve hiçbir sisteme bağlı olmayan Bitcoin’e yöneldiler. 2013 yılında 1 Bitcoin 1300 dolara kadar çıkarak tarihi rekorunu kırdı. Çin ve Rusya gibi ülkeler Bitcoin’i spekülatif amaçları için kullanmaya başlayınca bir anda işin çehresi değişti. Yer altı ekonomisinde özellikle uyuşturucu ve kara para aklama gibi illegal işlerde kullanılması popülaritesini düşürdü. Ama 2013’ten sonra Uber gibi paylaşım ekonomisiyle ciddi bir dolaşım oluşmaya başladı.

Sistemi bilmezseniz mağlup olursunuz

¥ Paranın kontrol dışı olduğu sitem devlet yapısının sorgulanmasına neden olmaz mı?
Şu anda zaten bu siber dünya ile sorgulanmıyor mu sizce. Mesela Google problemimiz var. Google Türkiye’de aldığı reklamın faturasını İrlanda’da kesiyor. Türkiye’den 1 milyara yakın gelir elde ediyor ama bir kuruş bile vergi ödemiyor. Amazon aynı şeyi Lüksenburg üzerinden İngiltere’ye yapıyor. İngiltere Maliye Bakanı ‘Biz de Amazon’un İngiltere üzerindeki sevkiyatlarını durdururuz’ dedi. Ama bunlar o kadar çok olacak ki. Bütün bunların çözümü ülke sınırlarını kapatıp regülasyonlar yapmak değil, tam tersine küresel iş birliği ile tüm dünyanın ticaretinin belirli standartlarda yapılması. 
¥ Biraz ürkütücü açıkçası?
Bunlar yeni normaller. Bunun iyi mi kötümü olduğuna toplum olarak beraber karar vereceğiz. İyi bir şey varsa onları da sistemlerimize uygulamamız lazım.  Belki önünde durabilirsiniz. Ama önünde durabilmek için sistemi adam gibi bilmek gerekli. Aksi takdirde mağlup olursunuz.