“SEMPATİ İÇİN TÜRKÇE KULLANILDI”
Türkiye Maarif Vakfı Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi Daire Başkanı Doç. Dr. İbrahim Gültekin de FETÖ'nün eğitim adı altında çok fazla değeri bozduğunu ve bunların başında en fazla Türkçenin geldiğini kaydetti. FETÖ'nün, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini en fazla Türkçe üzerinden aldattığını belirten Gültekin, şöyle konuştu: 'FETÖ, Türkçeyi hangi amaçla kullandı?' sorusunun cevaplarından birincisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti nezdinde kendisine güvenirlilik temelinde bir meşruiyet zemini oluşturmaktı. FETÖ'nün böyle bir meşruiyet zemini yoktu, var gibi gözüküyordu. Türkçe Olimpiyatları bağlamında bunları kullandıklarını söyleyebiliriz. İkinci olarak Türk milleti nezdinde bir sempati kazanmaları gerekiyordu, burada da Türkçeyi kullandılar. Bu millet, ezan, bayrak, dil, Türkçe, vatan deyince akan sular önünde duran millettir. Biz bunu 15 Temmuz'da gördük. Birçok yerde, alanda görmüş olduk. Bu adamlar, Türkçeyi dil olarak kullanarak, onun arka planında söyledikleri şiirler, şarkılar bizim milletimizin romantik, milli duygularına hitap ederek aslında milleti aldatmaya tevessül etmiş oldular. Üçüncü olarak, Türkçe Olimpiyatları vasıtasıyla 'himmet' adı altında topladıkları paraları, bin, bin 500 öğrenciyle, öğretmen, personel ne kadar yurt dışından getirdikleri personelle birlikte bu paraları yurt dışına aktarma imkânı buldular. Bu bahsettiğim onların sözde imamlarından bir tanesinin savunmalarından bir ifadedir. Dördüncü olarak aslında veli ve öğrenci olarak hedef kitlelerine yönelik bir Türkçe kullanma durumları oldu.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YATIRIM İÇİN TÜRKÇE ÖĞRETİYORUZ
Maarif Vakfı'nın faaliyetlerini anlatan Gültekin "Biz, Türkiye'nin geleceğine yatırım yapmak için Türkçe öğretiyoruz. Bizim yetiştirmek istediğimiz bir insan var. İlmini ve irfanını, barış, huzur için kullanacak, kendisi için ailesi için milleti için ve insanlık için kullanacak iyi insanlar yetiştirmek istiyoruz. Türkçe burada bir araçtır. Kendisini, medeniyetini, kültürünü bilen, idrak eden insanlar yetiştirmek istiyoruz. Ülkesiyle Türkiye arasında köprüler kuran insanlar yetiştirmek için Türkçe öğretiyoruz. Bilimsel zeminde Türkçe öğretiyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin yabancı kişilere Türkçe öğretmek için bir müfredatının olmadığını ve bunun için akademisyenlerle bir müfredat oluşturduklarına değinen Gültekin, bu müfredat kapsamında, göstermelik Türkçe öğretmediklerini, okul öncesinden lise son sınıfa kadar Türkçe öğrettiklerini, hedeflerinin B2 Türkçe seviyesi olduğunu belirtti. Öğretim materyalleri hazırladıklarını anlatan Gültekin, model teşkil edecek sertifika programıyla 5 aylık eğitimle nitelikli öğretmenler de yetiştirdiklerini vurguladı.

“DERDİMİZ EĞİTİM OLMALI”
Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, dünyada birçok silahlı, silahsız örgüt olduğunu ama eğitim üzerinden çok boyutlu terör örgütü inşaa etmenin hiçbir yerde olmadığına işaret ederek, şöyle konuştu: Gerçekten FETÖ, tüm örgütünü eğitim üzerinden inşa etti. Ama FETÖ’nün eğitim diye bir derdi yoktu. Amaç eğitim olsaydı, bireylerin, toplumun eğitimi, eğitime saygı gösterme, çocukların zekasına saygı göstermek gibi bir derdi olsaydı bütün bunlar olmazdı. Şimdi bize düşen eğitimi çok önemsemektir. Bizim buradan çıkaracağımız tek ders var. Eğitimi, eğitimin boyutunu çok önemsemeliyiz. Derdimiz de eğitim olmalı. Bireyi, bireyin zekasını önemsemeli ve dikkate almalıyız. Onun üzerinden bir takım çalışmalar yapmalıyız. Ama bir gizli ajandamız da olmamalı, zaten de yok. Bundan sonrası için en önemli yönü, törensel kısımdan öte 15 Temmuz Ruhunun devamlılığının nasıl sağlanacağı, yeni nesle nasıl aktarılacağıdır.

 “KAPSAMLI BİR İKNA OLMALI”
İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Talha Köse, Türkiye'nin 1950'li yıllarda NATO üyesi olmasıyla aslında kendi egemenliğinden birçok şeyi NATO'yu kuran iradeye verdiğini söyledi. 2006, 2007'de güçlü bir siyasi irade ortaya çıktıktan sonra vesayeti kırmaya dönük çalışmalar olduğunu belirten Köse, 15 Temmuz'a kadar yaşanan gerilimi vesayeti kırma çabası olarak gördüğünü kaydetti. FETÖ’nün dışarıda özellikle Batılı ülkelerde tahmin edildiğinden daha aktif olduğunu, devleti ve sivil toplumu zehirleme çalışmalarının aktif olduğunu belirten Köse, buna karşı Türkiye’nin resmi kanallardan öte sivil temsilcileri üzerinden devletler, STK’lar ve elit kesime yönelik kapsamlı bir ikna çalışması yapması gerektiğini söyledi. Köse, Türk toplumuna nüfuz etmiş bu yapıdan kurtulmanın kolay olmadığını, vesayetten kurtulmak için daha atılacak çok şey olduğunu anlattı.