Anasayfa | YAŞAM | Babasınının vasiyetini dinledi, 203 kilo verdi

Babasınının vasiyetini dinledi, 203 kilo verdi

Babasınının vasiyetini dinledi, 203 kilo verdi

304 kiloya ulaşan Tolgahan Özseven'in babası çok üzülüyordu. Babasını kaybedince karar verdi, kendi beslenme programını yapıp 3 yılda 101 kiloya indi.

Bir türlü verilemeyen kilolalar herkesin derdi. Bu fazlalık kimine göre 5, kimine göre 8, kimine göre 20 kilodur. 200 kilo fazlanız olsaydı nasıl bir hayatınızı olurdu? Bunu hiç düşündünüz mü? Ya da böyle bir insan var mıdır? Bir insan 300 kiloyu nasıl aşar; sonra nasıl 200 kilo verir? 3 yılda 203 kilo veren Tolgahan Özseven'i görene ve hikayesini dinleyene kadar benim de bu sorulara verecek bir cevabım yoktu. Onunla sohbet ederken nasıl kilo aldığımızı, neden veremediğimizi ve nasıl verebileceğimizi anladım. Aynı zamanda iradeli bir insanın başarı hikayesini de dinledim...
Özel bir şirkette personel müdürü olarak çalışan 32 yaşındaki Tolga Özseven, 4 kilo olarak dünyaya gelmiş; şişmanlıkla ilişkisi 2-3 yaşlarında başlamış ve bütün ömrü boyunca ona rahatsızlık veren bir durum olmuş. 5 yaşında artık “gürbüz” bir çocukmuş. İlkokul döneminde her yıl en az 15 kilo almış. 29 yaşına geldiğinde ise 304 kilo...
> Bu kadar kiloyu nasıl aldınız?
Yiyerek ve yavaş yavaş... Hep iştahlı bir çocuk olmuşum. Fatih'in maskotuydum. Evden dışarı çıktığımda, o camdan şeker, şuradan ayran, buradan kek derken midem tıka basa dolardı. Okuldayken bütün harçlıklarımı abur cubura, yiyeceklere harcıyordum. Çok kilo aldığım için harçlığımı kestiler. Bu defa okul malzemesi için verilen paralardan yiyecek alıyordum. 
> Kilo yüzünden arkadaşlarınızın ya da tanımadığınız kişilerin olumsuz davranışlarına maruz kalmış olmalısınız? Bu sizi nasıl etkiledi?
Şişmanlığım yüzünden çocukluğumdan itibaren maruz kaldığım davranışlar benliğimde ağır yaralar açtı. Örneğin, ilkokul 4-5'te evimiz okula uzak olduğu için servise yazılmak istedim. Ancak o sıralar 120 kilo olduğum için servisçi bizden 2 kişilik para istedi. Bu duruma çok üzüldüm. 
> Zayıflamak için bir şeyler yapmayı hiç düşünmediniz mi?
Babam kimya mühendisiydi ve tıbbi konulara çok hakimdi. Beni endokrinoloğa götürdü ve bütün kan tetkiklerim yapıldı. Hiçbir metabolik bozukluğum olmadığı ortaya çıktı. Sonra dönem dönem diyetisyenlere götürdüler. Ama hepsi herkese uyguladıkları listeleri bana da uygulamaya çalışıyorlardı ve elbette olmuyordu. Birkaç defa zayıflama kamplarına katıldım. Önce kilo verdim ancak daha sonra verdiğimden daha fazla kilo aldım.
 > 203 kilo verdiğiniz zayıflama programına nasıl karar verdiniz?
 Babam benim zayıflamam için çok uğraştı. Zayıflamaya 29 Mayıs 2009'da babamın cenaze töreninde karar verdim. Cenaze günü herkes bana aynı şeyi söylüyordu: “Baban hayatta en çok sana üzülüyordu...” Bunu duyunca çok moralim bozuldu. Etrafımdaki insanları ailemi üzmüştüm. Orada zayıflamayı babamın bir vasiyeti olarak kabul ettim...
> Bu vasiyet üzerine siz ne yaptınız?
 Herhangi bir programa bağlı kalarak başarılı olamayacağımı anlamıştım. Ben de kendi programımı oluşturmaya karar verdim. Bunu yaparken de vücudumun sesini dinledim. Hangi besinleri tükettiğimde nasıl tepki verdiğine dikkat ettim. Şişmanlık ile ilgili her şeyi okumaya ve araştırmaya başladım. Zayıflama konusunda yapılan en önemli hatalardan biri herkese benzer diyet listelerinin yazılması ve zayıflama programlarının uygulanması. Oysa her bireyin vücudunun ihtiyaçları ve besinlerin o kişi üzerindeki etkisi farklıdır. Kişinin hangi besinlerin iyi hissetmesine ve zayıflamasına yardımcı olduğuna bakması gerekir. İlk insandan bu yana obezitenin tarihi araştırdım. Çok zararlı olduğunu bildiğim ve bitkisel olduğu iddia edilen zayıflama ilaçlarını kullanmak istemiyordum. Obezite cerrahisi de yaptırmak istemiyordum. Bu kiloları yiyerek almıştım. Yine yiyerek ama doğru beslenerek vermem gerektiğine karar verdim. Yaptığım beslenme hatalarını sıraladım. Birincisi, çok miktarda ve sık yemek yediğimi ama çok az hareket ettiğimi tespit ettim. İkincisi, yediklerimin hemen hemen tamamı ekmek ve unlu mamüllerdi. Üçüncüsü yemek yedikten sonra yatıyordum ama uykularım düzensizdi. Dördüncüsü neredeyse hiç su tüketmediğimi fark ettim. Kolalı içecekler ve meyve suyu içiyordum ama su içmiyordum. Beşincisi çok hızlı yemek yiyordum. Hızlı yemek çok yemek demekti ve ben ne kadar çok yersem o kadar mutlu oluyordum. Altıncısı, patates kızartması, yağlı-soslu fast food ürünlerine bayılıyordum. Market raflarındaki çikolatalar, bisküvitler, şarküteri ürünleri en sevdiğim yiyeceklerdi.
Gittiğim bütün diyetisyenler ara öğün veriyordu. Psikoloji kitapları okumaya başladım ve ara öğünün ve saate göre yemek yeme saplantısının bilinçaltında sürekli olarak yemek yeme dürtüsünü körüklediğini fark ettim.
Karbonhidratlardan başlayarak yediklerimi düzene koymaya başladım. Eskiden günde 3 ekmek yerdim. Karbonhidratlı gıdaları çok az tüketmeye başladım. Kek, börek, pasta, makarna gibi yiyecekleri hayatımdan çıkardım. Yemekten sonra uykum gelirdi. Beyaz ekmeği kestim, az miktarda tahıllı ekmek yemeye devam ettim. Kısa sürede uyku halim geçti.  Şekeri neredeyse kestim. Yağ yakımını gerçekleştirmek, metabolizmayı hızlandırmak için hareket etmem şarttı. Ama kilodan dolayı bunu yapamıyordum. Hareket etmeye, market arabalarına dayanarak ve yorulduğumda durup dinlenerek başladım. Zamanla daha rahat hareket edip daha uzun yürür hale geldim. 45 günde 20 kilo vermiştim. Tek taraflı beslenmemek için sürekli denemeler yapıyordum. Bazen sebze ağırlıklı besleniyordum, bazen hayvansal gıda ağırlıklı. Yemek bana hükmedeceğine benim yemeğe hükmetmem gerekiyordu. Kilo vermeyi eğlenceli bir hale sokmalıydım. Kendime her zaman tutamayacağım yasaklar koymadan ama zararlı olan yiyecekleri hayatımdan çıkararak ve olabildiğince her şeyi yiyerek zayıfladım.
> Kilo verirken ilaç kullandınız mı?
 Asla düşünmedim. Hatta bundan sonra da bitkisel zayıflama ilaçları ile mücadele etmek istiyorum. Çünkü bu ilaçlar metabolizmayı alt üst ettikleri gibi, vücuda geri dönülmez hasarlar veriyorlar. Ameliyat olmayı bir ara düşündüm ama sonra vazgeçtim.
> Yakında “3 yılda 203 Kilo” adlı bir kitap piyasaya çıktı. Kilo vermek isteyen kişilere ne tavsiye edersiniz?
 Ben kimseye tavsiyede bulunamam ve reçete yazamam. Bu kitabı yazmaktaki amacım da diyet listeleri vermek değildi. 20 yıl boyunca sağlıksız hayatın getirdiği acı ve ızdırapları tanıdım. Artık hayatın verdiği ödüllerle yaşıyorum. Onun için herkese bu yaşadıklarımın birer örnek teşkil etmesini ve herkesin bunlardan payına düşeni çıkarmasını istiyorum. Sadece sağlıklı ve doğal hayatın gerektirdiği gibi yaşamalarını tavsiye ediyorum.


 


ESKİDEN SEVİMLİYDİM ŞİMDİ YAKIŞIKLIYIM
"Kiloluyken benim için 'sevimli ve sempatik' diyorlardı. Artık 'yakışıklı bir genç' diyorlar. Şimdi her genç, sağlıklı bir erkek gibi ben de yuva kurmak, evlenmek istiyorum. Yıllar boyunca küs olduğum aynalara artık rahatça bakabiliyorum.”




Hep doğal besinler aldım!

> Beslenme desteklerinden yararlandınız mı?
 Yeşil çay, alıç sirkesi, acı biber yedim ancak bunlar hap halinde değildi. Hepsi doğaldı.
 > Kilo vermeyi neden uzun bir süreye yaydınız?
 Acelem yoktu. Aniden kilo verirken sağlığımın bozulmasını istemiyordum ve sürekli olarak gidip kan değerlerimi kontrol ettiriyordum. Vücudumun sarkan yerlerinin toparlanmasına da izin vermem gerekiyordu. En çok istediğim şeylerden biri de bir baskülümün olmasıydı. Ama 304 kiloyu hiçbir baskül tartmadığı için buna şansım olmamıştı. 14 ay sonra 179.5 kiloya düşmüştüm ve ilk kez basküle çıktım. 180 kiloda ama çok mutluydum.




ZİYNETİ KOCABIYIK/TÜRKİYE GAZETESİ

ziyneti.kocabiyik@tg.com.tr
Fotoğraflar: Arif Yaman