Hemen hemen bütün kadınlar, çocuğunu uykuda bırakıp işe giderken vicdan azabı hisseder... Uyandığını izleyememek, sabah kahkahalarıyla neşelenmemek, ilk dişini, ilk adımını görememekten korkar hep çalışan anneler. En ağırı da her geçen gün büyüyen “çocuğuma yetemiyorum” duygusudur ki, ne yaparsanız yapın geçebilecek bir his değildir bu. Evet geçmez ama en azından hafifletmek mümkün... Çünkü iyi bir anne olmak için mutlaka 7 gün 24 saat çocuğun yanında olmak gerekmiyor. Çok yakından tanıdığım, çok başarılı olmuş bir 'çalışan anne' çocuğunun biraz şaka, biraz ciddi olarak dediği gibi 'part time (yarı zamanlı) annedir çalışan kadınlar... Evet ama, 'part time' değil de 'tam zamanlı' anne de olsanız, tüm zamanınızı çocuğunuzla geçirmeniz hiç mümkün değil. Zamanı en iyi şekilde planlayıp, bir arada olunan zamanları en kaliteli halde değerlendirerek de 'iyi', hatta 'mükemmel'  anne' olmak mümkün. Hem de çok mümkün... Çünkü çalışan anne, zamanını iyi hesaplayandır. İşten eve gittiğinde yemek, evin düzeni, çocukla ilgilenme, ertesi günü planlama, çocuk büyüdüğünde okuluna vakit ayırma... Bir kadın isterse, biraz da eş yardımıyla hepsinin üstesinden gelebilir.
Öncelikle akşam ve hafta sonlarını iyi planlamak gerekiyor. Elbette her kadın programını kendisine göre yapmalı ama birkaç tavsiye de bizden: Eve gittikten sonra uykuya kadar geçecek zamanı dilimleyin. Yemek, çocukla oyun, uyku öncesi dinlenme ve sohbet gibi...
Çalışan kadın, bir de anneyse, yemeğini günlük hazırlamaz, bir gün yedekli gider. Siz de öyle yapın.
Yemek zamanının ardından çocuğunuz için belirlediğiniz 1 saatin tamamını ona ayırın mutlaka. Televizyon, çamaşır, ütü girmesin aranıza. Ayıracağınız bu net 1 saat fazlasıyla yetecektir ona. Bu durumda ne siz “çocuğuma vakit ayıramadım” diye üzüleceksiniz, ne de o sizi deli gibi özleyecek. Sadece yarın aynı şekilde güzel zaman geçirmek için bekleyecek.
Diyeceksiniz ki; çalışmayan anne her dakika birlikte... Hayır değil. Çalışmayan annenin evdeki işi de çok ağır. Çocuk hep yanında olduğu için iletişim problemleri daha fazla ortaya çıkıyor.
Çocuk okula başladığı zaman o 1 saatlik zamanı 'azıcık' uzatsanız bile yetecek. Yaşına göre biraz oyun, kalan zamanı dersleri ve okuluyla ilgili sohbetle tamamlamak çok yerinde olacak. Dersleriyle başa çıkamadığı zamanda da yine desteğinizle güç kazanacaktır.
Çocuğunuzla ilgili net takibi bırakmamak için okul toplantılarına mutlaka giderek, zaman zaman da öğretmenleriyle telefon görüşmeleri yaparak her ayrıntıyı bilmeniz de mümkün.
Ayrıca çalışan kadınların, çocuklarını 'biraz daha iyi' yönlendirebilecekleri de yaşanan binlerce tecrübeyle sabit...