Türkiye’de son yıllarda başlayan tırmanma gösteren kadına şiddet hareketleri âdeta bir “katliam”a dönüştü. Binlerce kadının halen korunma talebinde bulunduğu ülkemizde 2014’de 281 kadın öldürülürken, bu yılın ilk 10 ayında cinayete kurban giden kadın sayısı ise 256’ya ulaştı. Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Mustafa Ruhan Erdem, mevcut yasaların yeterli olduğunu, ancak yalnızca kanunlarla tüm sorunların çözülemeyeceğini söyledi. Havutçu, kanunda belirtilmesine karşın, elektronik kelepçe olarak adlandırılan sistemden hâlâ yeteri kadar yararlanılmadığını söyledi. Mağdurlara yönelik psikolojik destek sağlandığını hatırlatan Ayşe Havutçu, “Mağdurların yanı sıra asıl şiddeti uygulayan kişilerin psikolojik destek alması şart. Hakimlerin bu yönde karar verme yetkisi var” diye konuştu. Ceza hukukçusu Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem ise, şu açıklamalarda bulundu: “Devletin en az 10 yıllık bir suç önleme politikası olmalı. Suç öncesi aşamada da önleyici politika geliştirilmesi lazım. Güvenlik, eğitim, her türlü tedbir bunun içinde olmalı, ancak tek başına polisiye tedbir ya da cezaların artırılması çözüm olarak değerlendirilmemeli.” Burdur Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı avukat Betül Babacan da, kadına şiddetin önlenmesi için ulusal eylem planının hayata geçirilmesinin gerektiğini ifade etti.
‘Kocamdan bir araba dayak yedim, buraya öyle geldim’
Samsun’da eşinden şiddet gördüğünü iddia eden 55 yaşındaki kadın, tek başına “kadına şiddete tepki” eylemi yaptı. 2 çocuk annesi Ayşe Ş., “Artık dayanamıyorum. Bize neden kimse sahip çıkmıyor? Kadınlar birbirine sahip çıkmadığı için bunları çekiyoruz. Her gün kadınlar ölüyor. Ben bir araba dayak yedim de geldim buraya. Kadınlar dayak yiyor ama yavrularının yüzünden sineye çekiyor. Yeter artık. Tek başıma eylem yapıyorum, çünkü bittim artık” dedi.
Süper Lig maçlarında kadına şiddet vurgusu
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kadına şiddet ile ilgili yeni bir kampanyaya start verdi. Kampanya, ‘Kadına Şiddete Karşı Buradayım De’ sloganıyla yürütülecek. Bu kapsamında, futbol ve basketbol kulüplerinin hafta sonunda yapılacak olan maçlarında ‘Kadına Şiddete Karşı Buradayım De’ yazılı pankartlar açılacak. Ankara’da kadına şiddetle ilgili hazırlanan spot film kentvizyon ekranında gösterilecek. Ayrıca, bakanlıkların internet sitelerinde de konuya ilişkin bilgilendirmeler yer alacak. Diğer yandan, Bakanlık 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü” olması nedeniyle ulusal kanallara kadına yönelik şiddet için altyazı önerilerinde bulundu. O öneriler şöyle: “Bu gün 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’. Kadına yönelik şiddete son vermek amacıyla hep beraber ‘Kadına Şiddete Karşı Buradayım Diyoruz.’ Kadına yönelik şiddete karşı olan herkesi 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde birlikte olmaya çağırıyoruz. Türkiye bu gün ‘Kadına Şiddete Karşı Buradayım DE’ cümlesinde birleşti. 
Kızıyla görüştü tetiğe bastı!
Aydın’ın Nazilli ilçesinde oturan ve uzun süredir koah tedavisi gördüğü öğrenilen Hüseyin Okyay (58) isimli şahıs akşam hava karardıktan sonra kendisine ait otomobille Akçay nehri kenarındaki piknik alanına geldi. Hüseyin Okyay, tek kırma av tüfeği ile bir ağacın dibine oturup kızını aradı. Bir süre kızı S.T. ile konuşan Okyay konuşmayı tamamladıktan sonra yanındaki av tüfeği ile başına ateş edip intihar etti. Canına kıyan Hüseyin Okyay’ın koah hastalığından dolayı bunalımda olduğu öğrenildi.
Kadınlar dayağa karşı sokağa indi
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü çerçevesinde ülkemizin çeşitli şehirlerinde de birçok etkinlik gerçekleştirildi. Kadına yönelik şiddete son verilmesi için protesto gösterilerinde bulunan kadınlar ellerinde taşıdıkları pankart ve dövizlerle, kadın cinayetlerindeki, “tahrik indirimi”, “saygın indirim” gibi indirimlerin kaldırılması gerektiğini vurguladı. Etkinliklerde okunan bidirilerde ise, “Kadına yönelik şiddet temel hak ve özgürlüğünün ihlalidir. Bugün dünyada her üç kadından biri hayatlarının bir döneminde şiddete maruz kalmaktadır. Bizler kadın erkek çocuk ayırt etmeksizin şiddetin her türünü kınıyoruz. Yersiz haksız tahrik indirimi vicdanları yaralamakta, cinayetlerin artmasına neden olmaktadır. Risk gruplarına, şiddetle sık karşılaşan meslek grupları ile kamuya yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına hız verilmelidir. Kadın cinayetlerinin önüne geçebilmek için öncelikle zihniyet değişikliği gerekiyor. Kadına şiddet bireysel değil toplumsal bir yaradır. Buna göre tedbirlerin alınması gerekmektedir. Kız çocuklarının değer verilerek büyütmesiyle başlamak gerekiyor. Sadece yasaları değiştirmekle kadın cinayetleri ve kadına şiddetin sona ermesi mümkün değil” ifadelerine yer verildi.