Muğla'nın Ortaca ilçesindeki Dalyan Kanalı'nda cesedi bulunan Cansu Kaya'nın öldürülmesine ilişkin haklarında dava açılan sanıkların yargılanmasına devam edildi.

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, "kasten öldürme", "cinsel istismar" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından yargılanan tutuklu sanıklar, 17 yaşındaki M.P.Ç. ve 24 yaşındaki Necati D. katıldı.

Duruşmada maktulün babası Osman ve ablası Burcu Kaya, tarafların avukatları ile İstanbul, İzmir ve Muğla'daki Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcileri de hazır bulundu.

Duruşmada Kaya'nın öldürülmesiyle ilgili İstanbul Adli Tıp Kurumundan gönderilen otopsi raporu okundu.

Kaya'nın suda boğulduğu belirtilen raporda, maktulün vücudunda başkasına ait DNA kalıntılarına rastlanmadığı ve iç organlarından alınan örneklerde uyuşturucu olmadığı açıklandı.

Mahkeme başkanının rapora ilişkin söz verdiği maktulün babası Osman Kaya, rapora gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek itirazda bulundu.

Raporla ilgili mahkemeye itiraz dilekçesi sunan müşteki avukatı Evrim İnan, raporun fotoğraflara bakılarak hazırlandığını, iç ve dış bulguların göz ardı edildiğini savundu.

Raporda suda boğulduğu belirtilen Kaya'nın ağzında boğulma nedeniyle "mantar köpüğü" bulunması gerektiğine dikkati çeken İnan, "Bu tür bulgular, raporda yok. Raporda maktulün iç organlarının normal ağırlıkta olduğu belirtiliyor ancak, suda boğulan birisinin akciğerlerinin sıvıyla şişmiş olması gerekir" diye konuştu.

İnan, itiraz ettikleri raporun, üniversiteden görevlendirilecek bilirkişi tarafından incelenmesini ve Yüksek Sağlık Şurasına gönderilmesini istedi.

Sanık avukatları da Kaya'nın tatlı suda boğulduğu için ağzında "mantar köpüğü" bulunmadığını, vücudun tatlı suyu atması nedeniyle de organların normal ağırlığında olduğunu savundu.

Daha sonra mahkeme başkanı, sanık Necati D'ye 18 Haziran'da cep telefonundan "İpek" isimli kişiyle mesajlaştığına ilişkin sorular yöneltti.

Necati D. ise belirtilen tarihte gözaltında bulunduğunu, cep telefonunun da ailesinde olduğunu savundu.

M.P.Ç. ise mahkeme başkanının, internetten "17 yaşındaki birisi cinayetten kaç yıl ceza alır" şeklinde arama yaptığına ilişkin sorusunu, "Jandarmadaki ilk ifademin ardından suç üzerime kalırsa ne kadar ceza alırım diye merak ettiğim için araştırma yaptım" şeklinde yanıtladı.

Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, yeniden adli tıp raporu hazırlanması ve yeni tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi.

DURUŞMA SONRASI PROTESTO

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, duruşmanın ardından adliye girişinde kadın cinayetlerini protesto etti.

Maktulün babası Osman Kaya'nın da katıldığı eylemde "kadın cinayetlerinde indirimler uygulanmasın" yazılı pankart ile cinayete kurban giden kadınların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşıyan grup, bir süre slogan attı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Miray Demir, davanın takipçisi olduklarını belirtti.

Kaya'nın ölümünü kaza olarak sunmaya çalışan sanıkların, hak ettikleri cezayı alana kadar davayı izlemeyi sürdüreceklerini kaydeden Demir, "Dün, Tarsus'ta görülen Özgecan Aslan davasında nasıl katillere hiçbir ceza indirimi uygulanmadıysa, bunun bütün kadın cinayetlerinde aynı bu şekilde işlemesi gerektiğini savunuyoruz" diye konuştu.

"RAPOR YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN"

Baba Osman Kaya ise İstanbul Adli Tıp Kurumundan gönderilen raporun yeniden değerlendirilmesini istedi.

Raporun daha önceki raporlarla çelişmesini yanlış bulduğunu vurgulayan Kaya, en kısa sürede davanın sonuçlandırılarak sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Sanık avukatı Coşkun Demir de davanın en başından beri bu olayın talihsiz kaza olduğunu, bu anlamda boğulma vakası gerçekleştiğini söylediklerini anlattı.

Bu zamana kadar toplanan delillerin, dinlenen tanıkların ve dosyada bulunan bütün evrakların bunu gösterdiğini öne süren Demir, şöyle konuştu:

"Bugün gelen adli tıp raporuyla ölüm nedeninin suda boğulmadan kaynaklandığını, bir başka kişi tarafından gerçekleştirilmediği yönünde bir rapor geldi. Bu da bizim bütün iddialarımızı kanıtlar nitelikteydi. Biz bu yargılamanın en başından şu zamana kadar ve bundan sonra olacak şekilde hep aynı şeyi savunduk. Bize mahkemede neler soruluyorsa hem müvekkillerimiz açısından hem vekiller olarak bizim açımızdan hepsinin cevabını verebildik. Bu anlamda müvekkillerimizin suç işlemediğine dair kanaatimiz tam.

Yeni alınacak adli tıp raporundan da aynı şekilde bir rapor geleceğini düşünüyorum. Haklı-haksız, suçlu-suçsuz, bu anlamda mahkemenin kanaatine kalmış bir şeydir."

Muğla Adli Tıp Kurumundan alınan ilk raporda "elle ya da telle boğulma ihtimali olabilir" gibi ibare bulunduğuna dikkati çeken Demir, bunun da tamamen olasılık ve ölüm nedeninin tam saptanamamış olmasından kaynaklandığını savundu.

Demir, adli tıpın bu anlamda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ölüm sebebini belirlediğini dile getirdi.

İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, duruşma nedeniyle adliyeye giren sokakları demir bariyerlerle kapatarak kontrollü geçiş sağladı.

Cansu Kaya, 14 Haziran'da kaybolduktan iki gün sonra Dalyan Kanalı'nda ölü bulunmuş, olayla ilgili M.P.Ç. ve Necati D. tutuklanmıştı.