Onbinlerce ailenin yaşanan çatışmalar yüzünden göç etmek zorunda kaldığı Sur ilçesinden çıkan vatandaşlar bin bir zorlukla hayata tutunmaya çalışıyor. İlçeden göçen vatandaşlardan imkanı olanlar başka ilçelerde tuttukları evlere yerleşirken, durumu olmayan bazı aileler de yakınlarının yanına yerleşti. Hem durumu hem de kentte yakınları olmayan aileler ise en büyük mağduriyeti yaşadı.

HASTANEYE SIĞINDILAR

Yaklaşık 20 yıl önce İzmir’den Diyarbakır’ın Sur ilçesine yerleşen ve burada hurdacılık yaparak geçimlerini sağlayan 5 çocuklu Ün ailesi, Savaş Mahallesi Büyüksürgü Sokak’taki evlerinin çatışmalarının ortasında kalması yüzünden ilçeden çıkmak durumunda kaldı. Sadece beraberlerine iki çanta alabilen aile, gidecek yer bulamayınca Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesi’ne sığındı. Aileye kapılarını açan hastane yetkilileri, kendilerine geçici olarak bir oda tahsis etti. Ün ailesi, şimdi bu odada ilçelerindeki olayların sona ermesinin ve bir an önce evlerine geri dönmenin hayallerini kuruyor.

"ÜSTÜMÜZDE BOMBALAR PATLIYORDU"

Ailenin babası Agahan Ün, eşi Sultan ile çocukları Veysican (16), Selçuk (14), Muhammed (13), Murat (9) ve Semanur (4) ile gidecek yerleri olmadığı için hastaneye sığındıklarını belirterek, çok zor durumda olduklarını anlattı. Diyarbakır’da hiç akrabalarının olmadığına dikkat çeken Ün, "Ben dışarıda kaldım. Sur’dan çıktım. Evim çöktü. Üstümüzde bombalar patlıyordu. Barınamadım. Çocuklarımı aldım dışarı çıktım. Gidecek yerim de yoktu. Geldim hastanenin önüne, güvenlikçi arkadaşlar dediler ki, ‘Giremezsin hastaneye.’ Başhekimle görüştüm. Başhekim Şenol Gedik hoca sağ olsun kapıyı açtı bize. Barındırdılar bizi. Burada sıcak yere küçük kızımın hatırı için aldılar. Çocukların hatırası için. Biz yine barınabilirdik sokakta ama küçük kızımı dünyanın tüm malına vermem. Bize kucak açtı hastane, geldik burada barınıyoruz. Yardım elinin bize uzatılmasını istiyorum başka bir şey istemiyorum. Başhekim yardım etti, yardımcısı yardım etti. Hepsinden de Allah razı olsun. Benim şu an başka yapacağım iş yok" dedi.

"EKMEK VE SU YOKTU"

9 gün boyunca evin içinde mahsur kaldıklarını söyleyen Sultan Ün ise ekmek ve suyun olmadığını ve çocuklarının uzun süre aç kalıp ağladıklarını ifade etti. Ün, savaş olmasını istemediklerine dikkat çekerek, şu ifadelerde bulundu: "Biz savaş olmasını istemiyoruz. Bütün hayallerimiz yıkıldı. Çocuklarım okula gidemediler. Okullarından oldular. Barış olsun istiyoruz, savaş olmasını istemiyoruz. Bilmiyorum ne diyeceğimi. Evin içinde bir banyoya kaçıyorduk. Bir mutfağa kaçıyorduk. Bir odaya. Nereden ne geleceğini hiç bilmediğimiz için, ne yapacağımızı şaşırmıştık. 9 gün evin içinde kaldık hiç çıkamadık. Ekmek su yoktu hiç yoktu. Çocuklar, ağlıyordu başımda, anne ekmek ver diyordular. Oğlum durun idare edin, bir bekleyin bakalım ne olacak. Bitecek inşallah diyorduk. Çocuklar hiç duramıyordu. Bilmiyordu, anlamıyordu, biz aç kalabiliyorduk ama onlar kalmıyordu. Çok zor durumdaydık. Allah razı olsun bugün, buraya geldik. Yerimiz, yuvamız yoktu. Yani hiç kimse bizi kabul etmiyordu. Allah razı olsun yardım edenlerden. Başka ne diyeyim. Yardım eli uzatılsa çok güzel olur. Bizim sığınacak bir yerimiz olsa, başımızı koyacak sıcak bir yerimiz olsa yeter bize."