Alev Hamitoğulları - İsmail Coşkun - İSTANBUL / Bir çocuğun annesi ile birlikte cezaevinde sürdürdüğü hayatına “Uçurtmayı vurmasınlar” filminde tanık olmuştuk. Minik adımlarıyla soğuk koridorlardan geçip gökyüzüne bir çocuğun gözlerinden bakmanın keyfi işte o zaman yürekleri kanatlandırmış, hafızalara kazınmıştı. Aradan yıllar geçti, soğuk koridorlar rengârenk duvarlara büründü, nefesin nefese karıştığı kalabalık koğuşlar neredeyse yarıya indi hatta iki kişilik oda düzenlemesini aldı. Ancak tel örgülerle kaplı yüksek duvarlar arasında çocuk seslerinin yankıları hiç dinmedi. Annelerinin işledikleri suçlar sebebiyle kiminin dünyaya gözlerini açtığı kiminin de dışarıdaki hayatına kaldığı yerden habersizce devam ettiği adres oldu cezaevleri. Onlar anneleri ile birlikte kalan doğuştan ya da sonradan mahkûm çocuklar. Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu kapılarını özel izinle İHA’ya açtı. Kadınlıklarını unutan fakat annelik duygularına yüksek duvarların bile bile sınır çizemediği çocuklu kadın mahkûmların çileli hayatlarını görüntüledik. 

BABASI DA CEZAEVİNDE 
Henüz 15 günlükken tanıştı demir parmaklıklarla. Önceleri cezaevini evi belledi, koğuştaki ranzaların hepsini ise kendi yatağı bildi. Ardından büyüdü ve annesine sordu: “Burası neresi? Biz ne zaman eve gideceğiz?” 6 yaşındaki Küçük V.Y., annesinin işlediği suçu cezaevinde çeken binlerce çocuktan yalnızca biri. 2011 yılında 12 yıl hapis cezası alan R.Y., minik oğlu V.Y.’yi kelepçeli elleri ile kucaklayarak cezaevinin yolunu tutmuş. Denizli’de kalan, ardından sevk talebiyle Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’na geldiğini anlatan R.Y., “Beşinci yılımdayım daha bir altı yılım var. Eşim de cezaevinde. Denizli'deyken çok zordu. Koğuş sisteminde 30 kişiyi aşkın insan vardı. Çocukların gidebileceği bir yer yoktu. Burada iki kişilik odalar var. Oraya göre daha iyi fakat cezaevinin hiçbir rahatlığı olmaz. Ama çocuğum için her yere giderim” dedi. 

BÜYÜK ARABAYA BİNDİK
V.Y., Türkiye genelinde 8 kadın ceza infaz kurumunda başlatılan “İçerde çocuk var” adlı sosyal proje kapsamında eğitim görüyor. Anne R.Y. özellikle cezaevlerindeki çocuklar için eğitim çatısının olmasının büyük avantaj sağladığını söyleyerek; “Topluma alışıyorlar. Birbirlerine daha iyi davranmayı öğreniyorlar. İyi ki de kreş var. Bu sayede gezmeye de gidiyorlar. Gelince anlatıyor. “Balıkları, atları gördük” diyor. Otobüsü ve minibüsü bu gezilerde görmüştü ilk. Geldiğinde ise, “Anneciğim biz büyük arabaya bindik. Normalde otobüsü minibüsü bilmiyor. Allah herkese sabır versin. Çocukla kalmak gerçekten çok zor” diye konuştu. 

İŞ DÜNYASINA OYUNCAK ÇAĞRISI 
Cezaevinde yaşadıkları en büyük sıkıntılardan birinin de yeterli sayıda oyuncak olmadığını söyleyen Anne R.Y., zengin iş adamlarına seslendi: “O kadar iş adamı var. Buraya bağış yapabilir. Çocuklar birkaç tane oyuncağı olduğu için çabuk sıkılıyor. Çünkü şu anda onların tam da her şeyi görüp keşfedip oynamalarının dönemi.” 

DIŞARI ÇIKINCA PARKA GİDECEĞİZ
R.Y., tahliye olduğunda yapacaklarını şu sözlerle sıraladı: “Çocuklarım için hep hayal kuruyorum çünkü önceliğim onlar. Fakat oğlum yanımda olmasaydı nasıl dayanırdım bilmiyorum o benim için büyük bir güç. Birlikte hayal kuruyoruz. Çıktığımızda birlikte alışverişe, lunaparka gideceğiz. Oğluma güzel güzel kıyafetler alacağım.” 

PARA İÇİN KOĞUŞ TEMİZLİYOR
V.Y., babasını fotoğraflardan tanıyor. 17 yaşındaki ablasıyla ise, hiç tanışmamış, rüyalarının dışında. Anne R.Y., ailesinin Denizli’de olduğu için bugüne kadar hiç ziyaretçi kabul etmediklerini geçimini ise koğuşta temizlik yaparak sağladığını gözyaşlarıyla şöyle anlattı: “Temizlik ve el işi yaparak para kazanmaya çalışıyorum. Kreşin ve arkadaşların yardımı ile oğlumun kıyafetlerini alabiliyorum. Tek istediğim tabii ki kimsenin değil ama özellikle çocuklu annelerin hiç buraya girmemesi. Annelere bir ev hapsi ya da para cezası uygulanabilir. Çünkü asıl cezayı çocuklar çekiyor burada” 

250’Sİ YABANCI 900 KADIN 70 ÇOCUK
Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu Müdürü Nedim Elbistanlı, 2015 itibari ile cezaevinde kalan kadın tutuklu sayısının 900 olduğunu açıkladı. Elbistanlı, şu bilgileri verdi: “0-6 yaş grubunda annelerinin yanında kalan 70 çocuk var. 30 çocuğumuz Adalet Anaokulu’nda kreşe gidiyorlar. Yine burada bulunan 18 yaşın altındaki dört tutuklunun eğitimi de kurum içerisinde veriliyor. Amacımız gelen arkadaşları bir misafir olarak kabul edip rehabilte etmek ve meslek sahibi olarak topluma kazandırmak. Ayrıca burada 18 farklı kurs var. Kurs sonunda belgeleri takdim edilerek dışarı çıktıklarında kendi bürolarını açma imkânlarına sahipler. Burada ayrıca özel sektör iş birliği ile tekstil atölyesi var. Atölyede de 70 kişi çalışıyor. Ayrıca cezaevinde 52 ülkeden 250 yabancı uyruklu bayan da var. Ülke sıralamasında listenin başını Güney Afrika çekiyor. Suç kategorisinde de uyuşturucu, kokain ağırlıklı.” 

"Az kaldı diyorsun hâlâ buradayız"
Anne R.Y. içerde en çok oğluna bulundukları yeri anlatırken zorlandığını söyledi. Yaşadığı zorlu diyaloğu şu sözlerle anlattı: “ Ne kadar serbest de olsak kısıtlıyız. İstediğini yapamıyorsun, alamıyorsun, çıkamıyorsun. Büyüdükçe de artık daha iyi farkında varıyor. “Burası neresi? Anneciğim biz ne zaman evimize gideceğiz? diye soruyor. Ben de ona, “az kaldı anneciğim” diyorum hep... O da, “az kaldı diyorsun ama hâlâ gitmiyoruz” diyor. O zaman da hiçbir şey diyemiyorum. Dilim tutuluyor.”