Arnavut kökenli bir aileden gelen ve ailesi İstanbul Arnavutköy'den uzun yıllar önce Halep'e bağlı Firdevs kasabasına yerleşen İbrahim, burada ilk ve orta öğretimini tamamladıktan sonra, Fas'ta ekonomi eğitimi alarak Fransızca ve İngilizce öğrendi. Fas'ın İspanya ve İtalya'ya yakınlığı dolayısıyla, bu ülkeleri de ziyaret ederek İspanyolca ve İtalyanca'yı da öğrenen, 5 dili akıcı bir şekilde konuşabilen İbrahim, derdini anlatabilecek kadar Türkçe de konuşabiliyor.
Türkiye'ye 2012'de, ülkesindeki savaş nedeniyle iki işyerini bırakarak, yüklü miktarda nakitle geldiğini anlatan Nadir İbrahim, ailesiyle yaklaşık 1 yıl otellerde kaldığını, bu sırada tanıştığı bazı kişilerin, parası olduğunu anladıktan sonra kendisine iş kurma teklifinde bulunduğunu söyledi.

Bu kişilerle iş kurmak için Edirne'ye gittiğini ve parasının ortaklık yapmayı planladığı kişilerce çalındığını iddia eden İbrahim, parasız kalınca İstanbul, Edirne, Çanakkale, Adana, Antalya ve Karaman'da uzun süre iş aradığını, bulamayınca eşi ve çocuklarını Lübnan'da yaşayan kayınpederinin yanına göndermek zorunda kaldığını belirtti.

İbrahim, kendisini dolandıranlardan parasını almaya çalışırken, geçinmek için hurdacılık yapmaya çalıştığını, buradaki esnafın, hikayesini dinledikten sonra kendisine kağıt toplaması için araba verdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
"Karım ve 8 yaşında Yusuf ve 5 yaşında Meryem adında iki çocuğum var. Savaştan kaçıp ailemi de buraya getirdim. Paramı kaptırınca eşim Lübnan’a babasının yanına gitti. Savaştan sonra 2012 senesinin sonlarında ailemle beraber çıktık buraya geldik. Çok fazla bombalama olduğu için buraya geldik. İlk buraya geldiğimde otele benzer bir ev tuttum sonra dolandırıldım, bütün paralarımı aldılar. Türkiye'ye ilk geldiğimde bir arkadaşım beni Türk bir arkadaşla tanıştırdı ve onunla ortaklık kurduk. Edirne'de bir otel vardı oraya gittik iş kurmak için. Beni orada bırakıp bütün paramı alıp kaçtı. Şu ana kadar hiçbir şey bilmiyoruz, Bulgaristan'a mı Yunanistan'a mı gitti bilmiyoruz. Tek başıma, parasız kaldım ve çalışmam gerekiyordu, buraya geldim ve kağıt toplayarak geçimimi sağlıyorum."

Suriye'de de bir miktar parasının kaldığını ama Türkiye'ye getiremediğini dile getiren İbrahim, "Savaştan önce iki şirketim vardı, birisi müteahhitlik ve arsa, gayrimenkul alım satım şirketi, ikincisi otomobil satış bayiliğim vardı ama her şey gitti, hiçbir şey alamadık. Orada kalan paramı kurtarmak istiyorum. Onu temin etmeye çalışıyorum." dedi.

İbrahim, sabahın erken saatlerinde kağıt toplamaya başladığını, günlük kazancının 50-100 lira olduğunu kaydederek, "Eşimi, ailemi, çocuklarımı çok fazla özledim. Oğlum Yusuf'u daha çok özledim. Kızım hasta uzun zamandır. Allah ona şifa versin. Ailemi buraya getirmek istiyorum. Ailem ve çocuklarım bir gelsin rahat edeceğiz, başka bir şey istemiyoruz. İnşallah Suriye'deki savaş biter ve insanlar yeniden oralara döner." diye konuştu.
Avrupa'ya gitme imkanı olmasına rağmen Türkiye'de kaldığını, Suriye'de kalan parasını getirerek İstanbul'da iş yeri açmak istediğini belirten Nadir İbrahim, kendilerine sadece Türkiye'nin kucak açtığını, Arap ülkeleri olan Lübnan'a, Suudi Arabistan'a ve Katar'a gitmenin Avrupa'ya gitmekten daha zor olduğunu sözlerine ekledi.