Hemen her gün bir kadın cinayetinin işlendiği Türkiye’de, böylesine bir vahşet görülmedi. Erzincanlı koca, 8 aylık eşine öyle bir işkence yaptı ki, yöntemleriyle terör örgütü DAEŞ’i bile gölgede bıraktı.
İddiaya göre olay şöyle gelişti: 30 yaşındaki E.G, Antalya’nın Kumluca ilçesinde A.G. ile evlendi. Çift, 5 ay Kumluca’da yaşadıktan sonra Erzincan’ın Tercan ilçesi Bağpınar köyüne taşındı. Bu göç, E.G. için kabus dolu günlerin başlangıcı oldu. A.G. eşine dayak atmaya başladı. Şiddet zamanla işkenceye dönüştü. Psikopat koca karısını aç susuz bıraktı, ağaca bağlayıp ağza yılan soktu, ahırda kilitli tuttu, saçlarını kopardı. Talihsiz kadın, kendini muhtarın evine zor attı. Muhtar durumu jandarmaya bildirdi. Güvenlik güçleri kocayı gözaltına aldı. Kadın korkusundan şikayetçi olmadı. Ancak mahkeme adama 6 ay uzaklaştırma cezası verdi. Fakat adam kanunları tanımadı ve şiddete devam etti. Kadın, Antalya’da yaşayan ailesine durumu bildirdi. Kardeşleri Erzincan’a gidip sahip çıkınca E.G’ye ifadesini değiştirdi. Cani koca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kafasında derin yarıklar olan, saçı koparılan, tırnaklarının pense ile çekildiği iddia edilen E.G.’nin Erzincan’da kalmasını istemeyen ailesi, tedavi için Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirdi. İHA muhabirinin telefonla ulaştığı kayınpeder A.G. iddiaları kabul etmediklerini söyledi. A.G., “Gelinim ile oğlum arasında yaşanan bir tartışmada oğlum A.G., sinirle gelinimin kafasına vurmuş. Zaten nişanlıyken abisi kolunu kırmış” dedi.

TEHDİT ETMİŞLER

E.G.’nin ağabeyi M.K. da “Evlendikten sonra Erzincan’a gittiler. Jandarma hemen gelin diye aradı. Oraya gittiğimizde her şeyi gördük. Kendimizi zor tuttuk. Kardeşimin her tarafı şişlik ve morluk içindeydi. Dişleri, kafatası, kolu, bacağı her tarafı kırıktı. Günlerce işkence yapılmış. Ailene bir şey dersen seni öldürür, aileni yok ederiz demişler. Kendisine her gün işkence yapmışlar. Bize hiç bir şey anlatmadı” ifadesini kullandı.
İki hafta önce Mersin’e gideceği esnada kardeşinin kocasını aradığını ve kardeşiyle konuşmak istediğini belirten talihsiz kadının ablası M.G. de, şunları anlattı: “Kardeşimle konuşmak istiyorum telefonu verir misin dedim. O da tamam dedi ve kendisini saat 18.00 gibi aradım. Abla yemek yapıyorum. Herkes işe gitti, ben evdeyim dedi. Oysa eve kilitlemişler. Telefon elindeymiş ama parmağına pense takmışlar. Ablana bir şey dersen tırnaklarını çekeriz demişler ki zaten çekmişler. Defalarca ağaca bağlamışlar. Ahıra koymuşlar. Güneşte ağaca bağlamışlar kimse görmesin, duymasın diye. Ottan başka bir şey yememiş. Kocası ve ailesi kavun, karpuz yiyorlarken, benim kardeşim gidip kavunun ve karpuzun kabuklarını çöpten alıp yıkadıktan sonra yiyormuş. Çeşme suları olmadığı için yağmur yağdığı zaman altına tas koyup çamur suyu içmiş.”