CANAN ERASLAN - “Hayatta ben en çok babamı sevdim” diyor şair Can Yücel; mesleği dolayısıyla hep uzakta olan, daima hasret kaldığı babasına yazdığı şiirinde... Hastalığından bile mutluluk duyuyor babasına sarılıp, kokusunu içine çektiği anda... Ardından da dağ gibi babasının ‘son seferine’ çıkarken yaşadığı acıyı anlatıyor yine aynı şiirinde.
Evet, bugün Babalar Günü... Belki ilk hecelerimiz olan ‘ba-ba’ ile havalara uçan, düşe kalka yürümeye çalışırken elimizden tutan, büyüdükçe “bu benim babam” diye gurur duyduğumuz, bizi koruyan, kollayan, her tökezlediğimizde o güçlü elini uzatan, arkamızda daima gücünü hissettiğimiz, örneğimiz, kocaman dağımız...
“Ben yaşayamadım çocuğum görsün” diyen...
“Benden daha iyilerine layık” sözüyle bizim için kendinden vazgeçen...
Annelerimizle birlikte her şeyini yolumuza seren o ‘devlerin’, biz büyüdükçe arkamızda kalan ama gücünü hep hissettiklerimizin günü...
***
Bir gün küçük bir video izlemiştim. Çocuklarını büyütüp evlendirmiş bir baba vardı ekranda. Bayram günü, gelecek çocuklarını, torunlarını bekliyor. Fakat onlar gelmek yerine, neden gelemediklerini anlatan telefonlar ediyorlar neredeyse peş peşe. Kalbi kırılan, yalnızlığıyla ezilen adam, çocuklarına bir oyun oynamaya karar veriyor. Bir yakınından, onlara ‘öldüğünü’ söylemelerini istiyor. O işleri olan, izin alamayan evlatları teker teker geliyor babalarının zannettikleri cenaze törenine. Ardından da gözleri yaşlı şekilde babalarının evine... Bir bakıyorlar ki, bayram sofrası hazırlanmış. Ortalıkta ‘çıt’ yok. Öylece bakakalırken, içeriden babaları çıkageliyor. O andaki şaşkınlığı, mutluluğu, ezikliği, ‘keşkeleri’ siz düşünün...
Yıllar geçti ve tek karesini unutmadım o kısa videonun, o kocaman dersin.
Bunun için diyorum ki; yaşımız kaç olursa olsun, kız çocukların ilk aşkı olan, erkek çocukların “o benim babam” diye övündüğü o dev gibi insanlara güzel bir gün hediye edelim. Belki küçücük bir şeyle mutlu ederken, asıl mutluluğu onları nasıl sevdiğimizi göstererek yaşatalım. Hiçbir gün yetmez onlara minnetimizi anlatmaya ama gelin, hiç olmazsa bugün bütün o “işim vardı gelemedim”, “izin alamadım”, “çocuğun ödevi vardı” gibi bahaneleri bir kenara bırakıp, onlar için en değerli olan şeyi hediye edelim onlara: Zamanımızı...