CANAN ERASLAN - Araştırmalar, iş hayatında diğerlerinden daha güzel ve yakışıklı görünen insanların, daha fazla para kazandığını gösteriyor. Bu bilgi, araştırmaların sonucu olsa da, 1920’de ünlü psikolog Edward Thorndike’ın makalesinde bahsettiği ‘Hale etkisi’ de aynı sonuçtan söz ediyor. Hale etkisi ne mi? Şöyle: Bir insanı tanımadığımız halde dış görünüşüne göre onun başarılı ya da başarısız olduğuna karar verebiliyoruz. Bunu bir örnekle anlatayım. Bir toplantıda tanıştığınız kadın ya da erkek, diğerlerinden güzel ve yakışıklıysa, Hale etkisine göre o kişiyi toplantıdaki diğer insanlara göre daha iyi kalpli, daha zeki, daha çalışkan olarak görmeye meyillisiniz demektir. Dolayısıyla, bilimsel olarak da ispatlanıyor ki, birini ilk görüşte güzel ya da yakışıklı buluyorsak, ona daha çok güvenip daha çok şans veriyoruz. Bu da iyi görünen kişilerin önünde neden daha çok kapı açıldığını gösteriyor. Yani, iş hayatında güzel veya yakışıklı olmanın psikolojik üstünlük getirdiğini söylemek mümkün.

ARAŞTIRMALAR DA BÖYLE DİYOR
Yapılan bir araştırmada, insan kaynaklarını yöneten kişilere “Bir iş için 2 aday var. Şartları ve yetenekleri eşit ama biri fazla kilolu, biri normal. Hangisini seçersiniz” diye sorulmuş. Bu kişilerin hemen hemen tamamı, ‘normal kilolu olanı’ diye cevap vermiş. Çünkü genç ve güzel bir görüntü insanlara daha iş yapabilir izlenimi veriyor, tercih edilmesini sağlıyor. Fazla kilolu insanlar ise tembel olarak değerlendirilip ikinci plana atılabiliyor. Doç. Dr. Halil Coşkun, bu durumu, “Düşünebiliyor musunuz, ayakkabınızı bağlamak için bile birinin yardımına ihtiyacınız olabilir. Yürümek bile büyük efor isteyen hareket haline gelir. Böyle olunca kişi sevilmeyeceğini düşünüp içine kapanıyor. Hem sosyal hayatta hem iş dünyasında başarısızlıklar da birbirini tetikliyor” diye açıklıyor.

Koltuğa sığmamak diye bir şey var
Çok fazla kişinin katıldığı, dar koltukların olduğu toplantı odalarını düşünün. Kilosu fazla olan, o koltuğa dahi sığamaz. Terler, sıkılır, işini bile yapamaz. Seyahat için uçak tercih ediliyorsa, o daracık koltuklardan taşan insanlar, en büyük işkenceyi çekenler olacaktır.

İŞ DÜNYASI BÖYLE
Önce şişmanlatıp sonra dışlıyorlar

Bitmeyen iş yemekleri, saatlerce bilgisayar başında projeler, yazışmalar, seyahatler derken, ne yeme-içme düzeni kalıyor, ne egzersiz. Sadece zorunlu ihtiyaçlar için atılan adımlar ve sonuçta üst üste biriken kilolar... İşte bu aşamada, insanların sizi aslında ne kadar formda görmek istediğini anlıyorsunuz. İnsanlar kilo almanın verdiği stresle yeme kontrollerini kaybediyor, bu da yeni kilolar getirerek kısır bir döngüye sebep oluyor. Doç. Dr. Halil Coşkun'un iddiasına göre, düzensiz beslenme, spor ve egzersizden uzak hayat, sadece doymak için bol kalorili beslenme gibi yanlışlarla kilo almamıza sebep oluyor. Aynı iş dünyası, kendi çarkları içinde kiloluları dışlıyor. Bırakın eleman seçimini, arkadaş seçiminde bile dış görünüşüyle dikkat çekenler tercih ediliyor. Yani, iş hayatı önce şişmanlatıyor, ardından da dışlıyor. Bu dışlanmışlık psikolojik problemleri, psikolojik problemler de çok yiyerek kilo almayı beraberinde getiriyor ve durum kısır döngü halini alıyor.