Bir televizyon kanalında yayınlanan programda skandal gerçekler ortaya çıkarıldı. Olay, Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü. İddiaya göre, Mülkiye Melek, 1985 yılında Adana Meydan Doğumevi Hastanesinde dünyaya geldi. Masraflarını ödeyemediği için rehin kalan annesi, para karşılığında evladını hasta bakıcı Ümmü İyi’ye sattı. İyi de küçük kızı başka bir aileyi evlatlık verdi. Yıllar sonra bunları öğrenen Melek, biyolojik ailesini bulabilmek için son çare olarak televizyona çıktı. Genç kadının anlattıklarını duyan Ümmü İyi’nin oğlu Hakkı İyi, canlı yayına telefonla bağlanarak annesini ihbar etti. Oğul İyi, tanık olduklarını “Annem 1979-1993 yılları arasında Adana Meydan Hastanesinde hasta bakıcı olarak çalışıyordu. O zamanlar sürekli çocuk alıp veriyordu. Yalnız bunu yapan bir tek benim annem değildi. Ekipte birçok kişi çocuk alıp veriyordu” sözleriyle anlattı. 
SORUŞTURMA AÇILDI
Bu konuşmalar sonrası soruşturma başlatan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı “Bugüne kadar çoğunluğu 1980-1990 yılları arasında gerçekleştiği iddia edilen olaylarla ilgili 11 vatandaş müracaatta bulunmuştur. İl Emniyet Müdürlüğüne şüphelilerin tespit edilerek yakalanması yönünde talimat verildi” denildi. 

BEBEĞİMİN ÖLÜM  EVRAKI VERİLMEDİ
Soruşturma açıldığını duyan Zehra Alkaş, hastaneye gelerek yetkililerle görüşmek istedi. 24 Mart 1984’te doğum yaptığını ancak görevlilerin yakınlarına bebeğin öldüğünü söylediğini ileri süren Alkaş (45) şunları söyledi: Kaynanama, ‘Çocuğu mu, anneyi mi istiyorsunuz?’ dediğinde kaynanam ‘Anneyi istiyorum’ diyor. Daha sonra bebeğin öldüğü söyleniyor. Cenazesi istenildiğinde, ‘Siz cenaze işlerine karışmayın, belediye cenazeyi kaldırıyor’ diyorlar. Çocuğumun sağ olduğuna inanıyorum. Bize öldüğüne dair evrak verilmedi. Şikâyetçi olacağım.

ACILI ANNELER HASTANE ÖNÜNDE AÇIKLAMA YAPTI: 

Çocuklarımızı istiyoruz

Dünyaya getirdikleri bebeklerin kendilerine ‘öldü’ denilerek başkalarına satıldığını iddia eden Melek Akar, Zeynep Çağlardere, Amber Özdemir ve İkram Başkale, hastane önünde açıklama yaptı. Amber Özdemir, ikizlerinin bir tanesinin kendisine verilmediğini iddia ederek “O zaman cahillik zamanıydı. Hiçbir açıklama yapmadılar. Televizyon kanalında gördükten sonra şüphelerim arttı” diye konuştu. 

SOYADIM YANLIŞ YAZILDI
Zeynep Çağlardere, doğum belgelerinde soyadının Çağlar olarak düzenlendiğini kaydederek, “16 yaşında gelindim, 17’sinde doğurdum. Nefesi daralıyor dediler, geri gelmedi. Hukuki mücadele başlattık. Mehmet’im, neredeysen gel” şeklinde konuştu. 

UNUTURSUN DEDİLER
Melek Akar ise, 1998 yılında çocuğunu doğurduktan sonra ne dirisini ne de ölüsünü alabildiğini belirterek şunları söyledi: “Dava açtım. Canlı şekilde dünyaya getirdiğim kız çocuğumun bana teslim edildiği yazıyor. Ama çocuğum bana verilmedi. Adana genelinde 10 tane arkadaşım var bu şekilde. Doğuma girerken çok soru soruyorlardı. ‘Ailen var mı, kimsen var mı, akraban var mı, kim getirdi’ diye. ‘İlk çocuğundur, üzülme daha 18 yaşındasın, daha çok çocuk doğurursun, unutulur gider’ dediler ama unutulmuyor.” 
Öte yandan, doğum sırasında öldüğü söylenen bebeklerin defin işlemlerine ilişkin süreç ile ilgili belgelerin hastane ve belediye kaynaklarından araştırılıp temin edilmesi ve incelenmesi süreci devam ediyor. 

BEBEĞİNİ BİZ DEFNEDERİZ DEDİLER

İkram Başkale, 1993 yılında 3-4 saat süren sezaryen ameliyatının ardından kendisine bebeğinin ölü doğduğunun söylendiğini aktararak “Bebeğini istersem kendilerinin gömebileceğini söylediler. Ben de cahil aklımla bir şey diyemedim. Şimdiki aklım olsaydı hastaneyi yıkardım başlarına” ifadelerini kullandı.