CANAN ERASLAN

Bir düğün diyelim... Orada gelin ve yakınlarına methiyeler sıraladık. Düğün sonu ve hatta daha masaya geçer geçmez “Saçı çok kötü olmuş. Gelinlik de dar mı biraz?” gibi sözler peş peşe gelir mi dersiniz? Araştırmalar gösteriyor ki çoğu zaman geliyor. Bunun adına her çoğumuz ‘dedikodu’ değil de görüş paylaşımı bile desek aslında gerçek değişmiyor. Kadınların iş yerinde, evde, otobüste, arabada; erkeklerin takside, işte, oyunda ve daha birçok yerde, yanlarında olmayan kişi hakkında konuşmasına deniyor dedikodu. Dinimizde yasak olan, toplumda ayıp karşılanan dedikodu o kadar yayıldı ki, uzmanlar için araştırma konusu hâline bile geldi. Bu konuda görüşlerini, Psikiyatrist Dr. Dilan Çapan anlatıyor: Günlük hayatta artık rutin hâle gelen dedikodunun sebepleri var, bir de sonuçları. Öncelikle sonuçlarını sıralamak istiyorum. Bu davranış öncelikle çocuklar için tehlikeli. Hatta nükleer atık kadar tehlikeli. Çünkü insanın diğer insanlara ve hatta ailesine karşı güvenini bir anda yok eden bir zehir gibidir.

Çocukların kişiliğini temelden bozar
Yalan söyleyen bir anne babaya sahip olan çocuk, nasıl bunu ‘olağan’ zanneder ve aynı şekilde davranmaya başlarsa, en güvendiği kişilerin dedikodu yaptığını gören çocuk da hızla zehirlenir. Etrafındaki herkesten şüphe duymaya başlar. Yetişkinlerde de aynı durum geçerli. Bir insanın bir başkası hakkında konuştuğunu gören kişi, kendisi olmadığında da aynı şekilde davranılacağından emindir. Güven hızla azalır.

Neşeli ve üretkenler dedikodudan uzak
Dedikodu çoğu zaman da boş insanların davranış şekli olarak anlatılır. Çabaya, zekâya, emeğe ihtiyaç duymaz ve saatlerce sürebilir. Bir insana olan sinirimizi, bir başkasına saatlerce anlatıp onun da negatif duyguya sahip olmasını sağlayabilir ve rahatlarız. Dedikodu genellikle kültürel yönden zayıf, diğer konularda konuşabilecek birikimi olmayan insanların başvurduğu bir yöntem. Neşeli, vaktini üretmekle geçiren insanların dedikoduya ihtiyacı da yoktur zamanı da. Dedikodu ortamını gördüğünde “Biz işimize bakalım” diyerek sonlandırabilir dedikoduyu.

Kimler yapar?
Yaygın kanaat, daha çok kadınların dedikodu yaptığına dairdir ama kadın-erkek, yaşlı-genç ayrımı olmaksızın milyonlarca insan dedikodu yapıyor. Birçok kişinin ilgisini çekiyor. En fazla dedikoduyu ise en fazla eksiği olanlar yapar. Yani kusuru çok olanların, daha çok dedikodu yaptığı da kesindir. Dedikodu yapılmasının etkenleri arasında en önemlisi de başkalarının özel hâllerini merak etmektir.

NEDEN DEDİKODU
Dediğimiz gibi, merak ilk etken olsa da bazen kıskançlık, bazen öfke yöneltiyor dedikoduya. Bunlar bir araya gelip dağıldığında ise kötülük amacına kadar ulaşıyor.

Kurtulmak mümkün mü?
Dedikodunun toplumda her bireyin az ya da çok ilgisini çekmesine rağmen dedikodudan ve zararlarından kurtulmanın da oldukça kolay yöntemleri var.
¥ Her bölgede ‘dedikoducu’ olarak anılan insanlar vardır. Etrafta neler olduğunu öğrenmek için sık sık iletişime geçilir ama onlardan uzak durmak, dedikodudan uzak durmak anlamına gelir. Üstelik o kişiler sizi kötü yönlendirebilir sevdiğiniz insanlara karşı.
¥ Onlardan uzak durduğunuzda siz rahat edeceksiniz, onun da dedikodu hevesi kırılmış olacak.
¥ Duyduklarınız sizin hayatınızı etkiliyorsa, teyit etmekte yarar var. Böylece size anlatan kişiye ne sıfat vereceğinizi kendiniz belirlersiniz.