Sayın Yazar, İcma toplantılarının Osmanlı’ya kadar halife himayesinde yapıldığını, Cumhuriyet kurulduktan sonra ise bu mirasın siyasi idarenin himayesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildiğini, ancak Diyanet ve siyasi irade bu konuda kımıldamayınca FETÖ’nün bu boşluğu değerlendirip İCMA KIYAS TOPLANTILARINI yapabilme cüretini gösterdiğini ileri sürmektedir. 

Erbabınca malumdur ki, Osmanlı İmparatorluğunun hiçbir döneminde Halifenin himayesinde bir İCMA KIYAS KURULU’nun teşekkül ettirildiği ve İCMA KIYAS TOPLANTILARI düzenlendiği vaki değildir. Dolayısıyla, Cumhuriyet döneminde 1925 yılında kuruluşundan bugüne kadar olmayan böyle bir mirasın Diyanet İşleri Başkanlığına devri de söz konusu olmamıştır. Bütün bunların sonucu olarak da olmayan bir İCMA KIYAS KURULU toplantısına Müvekkilimin katılması mümkün değildir. 
FETÖ terör örgütü, İCMA KIYAS KURULU adı altında toplantılar düzenlemişse bu tür toplantıların varlığı Müvekkilimin bilgisi dışındadır. Sayın Yazarın 2014 yılı Nisan ayında konusu Fetullah Gülen olan sahte-korsan toplantıya Müvekkilimin katıldığı şeklindeki iddiası da hilaf-ı hakikat olup, 2014 yılı Nisan ayında böyle bir toplantıya asla iştirak etmemiştir. O dönem Diyanet İşleri Başkanı olan Mehmet Görmez’in FETÖ Terör Örgütünün gerek 17-25 Aralık 2013 sonrası dönemde, gerekse 15 Temmuz 2016 gecesi Terör Çetesinin darbe girişimi sırasında ve sonrasında yaptıkları tüm kamuoyunun malumudur.

Müvekkilim Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ, yedi yılı Başkanlık, yedi yılı da Başkan Yardımcılığı olmak üzere Diyanet İşleri Teşkilatında ondört yıl toplum nezdinde saygınlığı, dini ve manevi yönden değeri yüksek bir görevi yürütmüştür. Görev süresi sırasında gerek yurt içinde gerekse İslam Dünyası ve Gönül Coğrafyamızda haklı bir tanınırlık ve hüsn-ü kabul görmüştür. 

FETÖ Terör Örgütünün kurduğu ileri sürülen İCMA KIYAS KURULU üyesi olduğu, toplantılarına katıldığı şeklinde tamamıyla yalan olan ifadelerin, Müvekkilimin kişilik haklarına saldırı olduğu, Onu terör örgütü ile bağlantılı gösterme çabası taşıdığı ve arkasında iyiniyetli olmayan başka sâiklerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yazarın bu ifadelerinin onun ifade ve düşüncelerini açıklama özgürlüğü, kamuoyunu bilgilendirme görevi kapsamında olduğu da iddia edilemez. Zira bir şahsı karalayan, kişilik haklarına saldıran ve haksızca onun bir terör örgütü ile ilişkili olduğu imajını oluşturmaya çalışan bir düşünce hukuken himaye göremez.

Yasanın öngördüğü süre, mahiyet ve muhtevada tanzim edilmiş olan işbu düzeltme ve cevap metninin, 5187 sayılı Basın Kanununun 14. maddesi uyarınca yazının tebellüğü tarihinden itibaren en geç üç gün içinde aynen yayımlanmasını, aksi takdirde tazminat davası da dâhil, hukuki ve cezai yollara başvurulacağının bilinmesini rica ederim.

Saygılarımızla..

Av. Mehmet Akif Ersin