MUSTAFA KAYACAN

Buna meslek denir mi bilmem ama sevdalıları eski Mercedesleri topluyor, bir kapı çıtası için kırk kapı çalıyorlar.
Para kazanıyorlar mı peki? Pek sayılmaz ama dert etmiyorlar.
Bunlar benim eski ve eskimez arkadaşlarım. “Çırak geliyorum” diye telefon açıyorum. Koş diyorlar, kahvaltı hazır, şöleni kaçırma. Tamirhane sofrasında ne olur, peynir, zeytin, domates, helva. Eh çay da demlenince keyif keka.
Daha çayın şekeri erimeden muhabbet başlıyor. Eski dost Göksel Akbaş, Mercedes’in sadık bir araba olduğundan söz açıyor. “BMW’de sıkıdır ama nerede ne yapacağı belli olmaz” diyor. “Zaten ondan klasik çıkmadı, bir tek 2002 istisna. Gerçi mersolar da eskisi gibi değil her geçen gün hafifleşiyor Japonlaşıyor. Mekanik azalıyor, elektronik hâkim oluyor aksama. Hiç dijital ekranlı klasik olur mu? Gülerler adama.

¥ Siz tamiri seviyorsunuz o zaman.
Evet bir parçayı lehim, kaynak yaparak, tornada diş çekerek çalıştırdıysam ne mutlu bana. Her ne kadar yağına suyuna bak devam et yoluna desek de klasik araba çocuk gibidir. İlgi alaka ister, naz yapar.

¥ Nasıl yani?
Bir kere altını ziftleyeceksin, gözün tabanda olacak. İskeleti çürüttün mü bitti. Elveda.

¥ Ya boya?
Boya ömrü de kullanıma bağlı. Zaten böyle arabası olan yağmurda çamurda çıkmaz. Gözü meteoroloji tahminlerindedir daima.

¥ Peki neden Mercedes? Bildiğim kadarıyla Amerikan toplamak daha kolay.
Doğru söylüyorsun, parçaları hâlâ üretiliyor, ABD ile irtibat kurarsan 56-57 model arabayı sıfırlayabilirsin pekâlâ. Ama Mercedes eski parça üretmiyor, arayacaksın, eğer kıyıda köşede bir şeyler kalmışsa.

¥ Becayiş olmaz mı?
Olmaz mı? Onda tampon vardır, sende direksiyon. Al takke ver külah dost olursunuz sonunda. Nitekim biz beş arkadaş bir araya geldik bu garajda. Hepimizin derdi tasası Mercedes, birimiz güzel iş çıkarınca mutluluğumuz artıyor. 

¥ Ama burada 5’ten fazla araba var.
Mesut Abay’ın 4 tane, Selahaddin Turna’nın 10 tane, bende de 6 tane. Manda kasası var, 114 var, 124 kasa lorinser, G serisi var. Hatta bir de 131 T-stop topladım bu arada.

¥ Peki klasik araba alırken?
Çürük, yıkık olmasın kâfi, diri bir araç bulacak, tabanına ve bagaj sacına bakacaksın kırılma olmasın. İskelet sağlamsa korkma. Bulur bulur yaparsın zamanla. İskeletten başlayıp soyacak, yavaş yavaş toplayacaksın. Hemen bitirmeye kakma, astarı yüzünü geçer yoksa… Maliyet katlanır, paran gider boşa.

ARAYAN BULUR
¥ Parçalar nerede bulunur peki?

Elbette tamircilerden hurdalıklardan. Dünyanın dört bir yanında meraklıları var, birbirlerini ararlar.

¥ Yurt içinde üretilen parça var mı?
Artık orijinali bulunamayan parçaları Selahattin Turna arkadaşımız imal ediyor.

¥ Masraflı iş.
Bak topladığımız bir Tspot (FIAT 131) var. 12 bin liraya almıştık, İtalya’dan orijinal parçalarını getirttik. 68 bin liraya mal oldu ki işçilik bunun dışında.

¥ Kaç paraya satılır peki?
Satmak deyince de bir hoş oluyoruz. Tabii bu kadar uğraşınca bağlanıyor insan. Bak arkadaşın 70 model Mercedes’ine 50 bin avro verdiler, kıyamadı, aldırmadı paraya.

¥ Ticari olarak bakmıyorsunuz galiba…
Para için olsa bu kadar özenmezdik. Yine de sattığımız oluyor, ancak iyi bakacağına ikna olmalıyız. Adam gerçekten seviyor mu acaba?  Kaç yıldır uğraştığımız bir araba var. Bitti dedik tur için çıkarttık, bir iki eksik bulduk, tekrar aldık garaja. Aylardır yatıyor. Bizimki hastalık illa fabrikadan çıktığı gibi olacak, bu da yıllarımıza patlıyor.

SAMANLIK SEYRAN...
¥ Bak Çorlu’yu da hatırlıyorum, hani o samanlıktaki araba…
Yaaa evet, hayvancılık yaptığımız dönemlerde, tamirhaneleri dolaşıyorum. İlla bir şeyler çıkar. Hurdacının teki bir arabadan bahsetti ama ne olduğunu o da bilmiyor.
Ona git, buna sor, sonunda geldik bir ahıra. Baktım Merso kuzu gibi yatıyor samanlıkta. Sahibine soruyorum “Amca bunun modeli ne?”
-Ne bileyim aç da bak.
Samanları bir sıyırdık tek kapı bir 123 kasa. Arabada 2,8 motor var, sanruf, otomatik vites, dört cam otomatik ABS’sine kadar full. Rengini anlayamadım bile tozdan kirden görünmüyor.
-Dayı kaça olacak?
-Eeeeee, evlat.
Dedim eyvah, bizi çok zorlayacak.
5 bin demesin mi, şoka girdim âdeta. 20-30-40 ne dese alacağım oysa.
Türkiye’de az bulunan bir kasa, 2,8 motor var. Hani rüyamda görsem inanmam. Biliyor musun, böyle bir sürü araba kıymeti bilenmediği için gitti hurdaya.

¥ Peki yedek parça için ikinci bir araba alınsa dursa kenarda.
Biz de öyle yapıyoruz zaten, hatta satarken hurdasını da veriyoruz yanında. Bak kaytarıyorsun çırak, gözümden kaçmıyor, o tampon parlayacak dedim sana!

15 YIL SONRA İLK KONTAK
Sarıyer’de bir inşaat işi almıştım, baktım villanın önünde bir 108 yatıyor. Kumu kireci unuttum kilitlendim arabaya. Talip oldum, hani derler ya  isteyenin bir yüzü kara. Esat Abi “hiç heveslenme” dedi “babam satmaz asla!”
Evi teslim ettim, üzerinden 3 yıl geçti hatta. Esat bir gün aradı. “Sana iki haberim var, biri iyi, biri kötü.”
-Söyle abi meraklandırma?
-Babam vefat etti ve arabayı satabilirim sana. Bir yandan üzüldük, bir yandan sevindik. Derhâl gittik arabanın başına. Üç arkadaş ortak alıp beraber yapalım dedik.
-Abi ne istiyorsun buna?
-15 bin lira.
Çok para. Aradan 2 yıl geçti yine aradı. “Gel arabayı götür buradan”
-3 bin lira verebilirim anca.
-Tamam, ne verirsen o, uzatma.
Selahattin ile ortak alacağız, uçuyoruz havalarda. Esat Abi’ye, gittik noter satışını yaptık. Çekiciyle direk klasik Mercedes buluşmasına götürdük. Anons “Bu arabanın ilk defa marşına basılacak, aradan geçen 15 yıldan sonra!”
Her yeri ot, çöp, arı kovanları filan. Basından arkadaşlar da geldi, alkışlar, tezahüratlar. Reklamın kötüsü olmaz dedik, bastık marşa. Car car car çalıştı yormadan. Ama pahalıya patladı. Pistonlar çizildi, 18 bin lira masraf açtı ekstradan.
Bizim Selahattin “Arabayı bu hâliyle bana sat” diye tutturdu. Masrafı, osu busu, al dedim 10 bin lira ver tamam. Aradan geçti iki sene, toplandı tertemiz oldu. Bu sefer ben başladım, sat onu bana! Satarsın, satmam derken 70 bin lira saydım avucuna.

VAR MI ARTIRAN?
¥ Müzayedeler olmuyor mu?

Dönem dönem olsa da Türkiye’de pek oturmadı daha. Bazen Mercedes Classic Shop olarak açık artırma düzenliyoruz, kanserli çocuklar için mesela. İştirak edenler karınca kararınca parça getiriyor, ihtiyacı olan da üçüne beşine bakmadan alıyor, nasıl olsa hayrına.

¥ Klasik araca rağbet artıyor mu?
Hem de nasıl. Düşünün Almanya yurt dışından Mercedes ithal ediyor. Bilhassa Japonlar arabalarına değer verir çok temiz kullanırlar. Avrupa’da malum işçilik pahalı, bazıları Türkiye’ye aracı ile gelir. Hem tatil yapar, hem de otomobillerini toplatırlar. Bizim işçiliğimiz mükemmel, çıkardığımız işlere bayılıyorlar. Sanki presten çıkmış gibi, çekiç izi bulamazsın asla.
Bursa ve Hatay’da, birçok arabanın kaput, çamurluk, bagaj kapağı ve kapı saçları basılıyor. Alt taban sacını bile bulabilirsin hatta. Geçmiş yıllarda bu kadar talep olmadığı için, parça seçerdik, çizikleri bile kusurlu sayardık. Şimdi kırıklarını bile alıyoruz. Her geçen gün bulmak zorlaşıyor zira. Çok değil beş sene önce o kadar çok far direksiyon vardı ki anlatamam, şu anda aslanın ağzında. Eh arabalarla birlikte parçalar da yaşlanıyor.

KÖPÜK KÖTÜLÜK
¥ Arabayı yıkamıyor musunuz?
Hayır klasik yıkanmaz, silerek temizlenir anca. Madem çıraksın al bakayım bezi eline, çil çil parlayacak, karışmam yoksa!

¥ Araba yıkamak zararlı mı Usta?
Basınçlı su illaki fitilleri aşar bir yerlere sızar, göllenirse ufak ufak kabarmaya başlar. Günümüzdeki kullanılan köpükler de zarar veriyor boyaya. Erkenden solduruyor, matlaşıyor, canlılığı kalmıyor.