Yusuf Şavak, gözlerini, 1897 yılında Tunceli’nin Çemişgezek ilçesine bağlı Ulukale köyü, Reşol mezraında açtı. Şavak, 1914 senesinde 17 yaşına geldiğinde Sarıkamış Harekâtı’na katıldı. Burada, Ruslar tarafından esir alınıp götürüldü. Soğuktan ayaklarını kaybeden Şavak, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki bir bölgede hayatını sürdürdü. Yıllarca ailesine ulaşmak için çabaladı ama başaramadı. Ardından Kuzey Kafkasya’ya taşınarak kendisine yeni bir hayat kurdu. İki defa evlenen Türk askeri, 12 çocuk sahibi oldu. 1989 yılında 92 yaşındayken dünyaya gözlerini yumdu. Yusuf Şavak, ölümünden birkaç dakika önce avukat olan son oğlu Sultan Hamid’e (51) bir mektup bıraktı. 

Babasını defnettikten sonra mektubu açan Hamid “Oğlum sana vasiyetimdir; Türkiye’deki akrabalarımı bul” yazısıyla karşılaştı. Bunun üzerine Sultan Hamid, akrabalarının isimlerinin ve adreslerinin yazılı olduğu kâğıt ile İstanbul’a geldi. Çok çaba sarf etti fakat köylerin adları değiştiği için herhangi bir ize rastlamadı. Aradan seneler geçtikten sonra konuyu Türkiye’de yaşayan doktor arkadaşına açtı. Arkadaşı İsmail, kendisine yardımcı olabileceğini söyledi. İsmail, Ulukale köyü muhtarı ile iletişime geçti ve akrabaların Erzincan’da oturduğunu öğrendi. Aramalar, bu şehirde yoğunlaştırıldı. Ve uzun uğraşlar sonucu akrabalara ulaşıldı. Hamid, eşi Fatıma ile üç çocuğu Resul, Demir ve Amine’yi de yanına alarak apar topar Türkiye’ye geldi. İlk olarak Reşol mezarındaki atalarının mezarlarını ziyaret eden aile, daha sonra Erzincan’a geçti. Birbirine kavuşmanın mutluluğunu yaşayan taraflar, sarılıp gözyaşı döktü.