OSMAN SAĞIRLI
MÜBAREK TOPRAKLARDA

Mekke-i Mükerreme’den sonra en mübarek şehir olan Medine-i Münevvere; Mescid-i   Nebevi’nin, Cennetü’l Bakî’nin, Uhud Dağı’nın Mescid-i Kıbleteyn’in Mescid-i Kubâ’nın, Yedi Mescidler’in bulunduğu Mukaddes beldedir. Burası Peygamber Efendimizin ikinci vatanı, İslâmın ilk başkentidir. Mekke-i Mükerreme ve Kudüs ile birlikte yeryüzündeki üç haremden biri olan Medine-i Münevvere Resûlullah Efendimizin hicret vatanıdır. Hicretten sonra Peygamber Efendimiz, “Hazret-i İbrahim Mekke-i Mükerreme’yi harem yaptığı gibi ben de Medine-i Münevvere’yi harem kıldım” buyurmuşlardır.

EFENDİMİZ TEMELİ ATTI
Tabii, Medine-i Münevvere deyince akla önce Mescid-i Nebevi gelir. Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme’den hicret ettikten sonra 12 Rebiülevvel 622 Cuma günü Medine-i Münevvere’ye girdiğinde ahali onu misafir etmek için birbirleriyle yarışır. Ancak Efendimiz, devesi Kusvâ’nın çökeceği yeri seçeceğini buyurur. Kusvâ’nın durduğu yer iki yetim kardeşin, Sahl ve Suhail’in elindedir. Efendimiz arsayı satın alır, engebeli ve çalılık olan zemin düzeltilir. Kendisi de bizzat mübarek elleriyle mescidin temelini atar.
 Mescid-i Nebevi yapılırken Resûlullah Efendimiz için doğu duvarının güney kısmına bitişik iki adet hücre-i saadet yapılır. Sağlığında bu hücrelerin sayısı dokuza ulaşır. Efendimizin vefatı, naaş-ı şeriflerinin yıkanması ve defnedilmesi bu hücre-i şeriflerden Hazret-i Aişe validemizin hücresinde tahakkuk eder. Hazret-i Ebubekir, Peygamber Efendimizin yanına defnedilmesini vasiyet eder. Hazret-i Ömer de bizzat Aişe validemizden izin alarak Hücre-i Saadet’e defnedilmeyi arzu eder. Ki iki mübarek de Efendimizin ayakucuna defnedilir.

CENNET BAHÇESİ  
Peygamber Efendimize vahyin en çok geldiği yerlerden biri olan Mescid-i Nebevi’de yapılan ibadetler diğer mescitlerde yapılanlardan daha üstündür. Resûlullah Efendimiz, Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın Mescid-i Haram hariç diğer yerlerde kılınan namazdan bin kat daha faziletli olduğunu buyurmuşlardır. Resûlullah Efendimiz’in kabr-i şerifleri ile minberi arasında Ravza-i Mutahhara yer alır ki, Efendimiz burası için “cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyururlar. Yine bir hadisi şeriflerinde “Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu!” buyururlar ki büyük müjdedir. Zira mescid’e adımınızı atar atmaz Efendimizin gül kokusu yüreğinizin derinliklerine kadar ulaşır, bambaşka bir âleme girersiniz...

TOPRAK MİSK KOKUYOR
Resûlullah Efendimiz, Medine-i Münevvere’ye hicretinden hemen sonra “Garğad” ağaçları ile kaplı olan bu mahalli kabristan yaptırmıştır. Burası Ravza’nın hemen yanı başındadır. Kabristana adım atar atmaz misk kokusu yüreğinize işler. Buraya ilk olarak Efendimizin sütkardeşi Osman bin Maz’un defnedilir. Üçüncü halife Hazret-i Osman efendimiz, Peygamber Efendimiz’in amcası Hazret-i Abbas, Aişe validemiz ve diğer mübarek zevceleri, halaları, kızları Fatıma; Rukayye, Zeynep, Ümmü Gülsüm validelerimiz, oğlu İbrahim, torunu Hazret-i Hasan Efendimiz, Sütannesi Halime Validemiz, Hazret-i Ali efendimizin annesi ve kardeşi, İmam Malik ve on bin civarında Sahabe-i Kiram, tabiinden birçok mübarek zat burada işte burada metfundur.

ESHAB-I SUFFE
Mescid-i Nebevi’nin arka kısmında; aralarında Talha bin Ubeydullah, Ebû Said el Hudri, Ebû Hureyre, Ebû Zer el Gıfârî, Bilal-i Habeşî, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Mesud, Berâ bin Malik gibi tanınmış sahabilerin de bulunduğu ilim tahsili için ayrılan Eshab-ı Suffe bulunur. Gece gündüz evin önünden ayrılmayan o mübarek isimler, bugün öğrendiğimiz birçok  hadis-i şerif’in ravisidir.