CANAN ERASLAN

Bazı insanlar görürüz. Başına birçok şey gelmiştir. Belki sevdiklerini kaybetmiş, hayatta tek başına kalmış ama ayakta durabilmeyi de başarmıştır onlar. Bir başkasının hikâyesini dinleyip daha çok şaşırır ve hayranlık duyarız. “Yok, ben yapamazdım öyle” deriz büyük ihtimalle. Evet, hayatta her insan bir dönem zor durumla karşılaşmış, yıkılacağını zannetmiş ve hatt ‘tamam, sonum geldi’ demiş ama hayata devam etmiş ve hatta daha da güçlenmiştir. Tam pes edecekken kalkıp yola devam etmek için bir şekilde güç bulur birçok insan. Mesela aylarca konuştuğumuz Özgecan Arslan cinayetini hatırlar mısınız? Hani unutmayacaktık ya... Hani ismini birçok yere verdik unutmamak için ama unuttuk. İşte o Özgecan’ın babasını hatırlar mısınız; nasıl vakur, nasıl güçlü bir duruşu vardı. O zamanlar Özgecan’ı unuttu da, o babanın nasıl ayakta durduğunu sordu, sorguladı hep. İşte o babanın verdiği bir ders vardı hepimize. O baba diyordu ki; inancımla ayaktayım. Güçlü olmazsam kötülerle savaşamam... Belki cümleleri bu değildi ama demek istediği buydu. İşte bu gücün nasıl sağlanması gerektiğine dair büyük bir araştırma yapıldı dünya çapında. Savaş esirlerinden müebbet hapse mahkûm olanlara; bütün yakınlarını kaybedip hayatta tek başına kalanlardan umudunu kaybedenlere kadar binlerce insanla konuştu Steven Southwick ve Dennis Charney... Binlerce kişiye “Nasıl oluyor da bunca travmanın altından kalkabiliyorsunuz” diye soruldu. Sonra da dünyanın neredeyse en dayanıklı insanlarının ortak özellikleri belirlenerek insanlığa tavsiyeler olarak sıralandı. İşte bu tavsiyelerden en önemli 10 tanesi...

1- GERÇEKÇİ VE İYİMSER OLUN
Etraf ne kadar karanlık olursa olsun incecik de olsa bir ışık vardır mutlaka. Karanlığa değil, ışığın olduğu yere bakmaya çalışın. İşte bu, hayata devam etmenizi sağlayacak. Tabii burada “Polyannacılık yapın” gibi bir tavsiye yok asla. Mesela özel kuvvetler gibi en zor durumlarla başedip işlerini yapmaya çalışanlar bunu şöyle özetliyor: Gerçekçi iyimser insanlar, kötümser insanlar gibi karşılaştıkları olumsuzluklara çok dikkat ederler ama kötümserler gibi olumsuz şeylere takılmazlar. Çözülemez gibi görünen problemleri bölerek çözüme ulaşmaya çalışırlar. Yani problemin nerede olduğunu anlayıp çözüme nasıl ulaşacağını buluyorlar, o kadar. Yani bu insanlar pozitifliği gerçekçilikle dengeliyorlar.

2- AHLAK VE DOĞRULUK PUSULA OLSUN
Bütün dinlerin temel prensiplerindendir ahlak, doğruluk, diğer insanların hakkı... Yani iyi insan olarak tanımlanacak insanların özellikleridir de bu saydıklarımız. Hatta “Hep doğruyu söyle ki kime ne söylediğini düşünmek zorunda kalmayasın” diye bir tavsiye vardır. Southwick ve Charney, araştırmalarda duygusal dayanıklılığı yüksek insanlarda çok büyük bir doğru/yanlış ayrımı olduğunu fark etti. Bu kişiler zor anlarda hayatlarını tehdit edebilecek durumlardan, sadece kendilerini değil, başkalarını da düşünerek kurtuldular. Duygusal dayanıklılığı yüksek bireyler aynı zamanda doğru ve yanlışın keskinliği sayesinde hayata tutunuyor ve birçoğu şu cümleyi kuruyor: Başını dik tut ve her zaman doğru olanı yap.

3- HERKESİN KORKULARI VAR
Her ne kadar bazılarının lügatinde korku diye bir kelime yok gibi görünse de onlar korkusuz değil, korkularıyla yüzleşmiş olanlardır. Korktuğumuz şeylerden kaçtıkça daha çok korkmaya başlarız. Korkularla yüzleştikçe onlar gözümüzde küçülmeye başlar. Bunun en iyi yollarından biri, kişinin güvenli bir ortamda korkuya sebep olan uyaranlara maruz kalması ve bu durumun beynin yeni bir tutum oluşturmsı için yeterince uzun sürmesi gerekir. Korktuğumuz şeyle, hiç olmadık bir zamanda karşılaşmaktansa, onu yenmek için karşımıza oturtmak çok daha iyi bir yöntem olacak.

4- İNANÇLI İNSANLAR DAHA DAYANIKLI
Araştırmacılarımız ortak özellikleri ararken çok önemli bir şeye de ulaştı. Hayatın merkezine. Onlar anladı ki yüksek maneviyatı olan, dinî inancı güçlü insanlar hayata devam etme konusunda çok daha başarılı... Dindar değilseniz, duygusal gücünüzün önemli bir parçası yok demektir. İnanç, insanlar arası bağı da güçlendiriyor. Güçlü insani bağlar ise dayanma gücünü artırıyor. İnançları ve dinî bağlılığı olan bir grubun parçası olmak önemli. Bir parça değilseniz, tek başına bir bütün olmak çok zor olabilir.

5- AİLE VE AKRABALAR ÖNEMLİ
Tamam, savaş esirleri, ülkesinden, toprağından koparılmak zorunda kalmış insanlar için aile ve akrabaya ulaşmak bile imkânsız olabilir ama bu durumlar dışında çok önemli bu manevi bağlılık. Ekonomik buhran dönemlerinde bile Türkler gibi memleketten gelen destek bile o sıkıntının atlatılmasında büyük rol oynuyor. Bu nedenle Türkiye’de zaman zaman yaşanan ekonomik sıkıntılarda memleketteki akrabanın gönderdiği ürünler rahatlama sağlasa da asıl desteğin “Evet, yalnız değilim” mutluluğu olduğu bir gerçek. Bir savaş esiri hücreye atıldığında, sadece duvarı tıklattığında aldığı tıklatma sesiyle yalnız olmadığını anladı ve dayanma gücünü buldu, ayakta kaldı.

6- MUTLAKA BİR ROL MODELİNİZ OLSUN
Zor şartlarda yetişen çocuklar düşünün... Ben düşündüğümde aklıma siyah bir tişörtün arkasına tebeşirle 10 numara ve Alex yazan çocuk geliyor. O çocuğun rol modeli Fenerbahçeli Alex. Afrikalı bir çocuğun ise belki de Hüseyin Bold. Bir başkasınınki, köyünde çobanken cumhurbaşkanı olabilen bir isim. Psikolog Emmy Werner ise alkolik, küfürbaz ve akıl hastası ebeveynlerin çocuklarının daha güçlü, üretken ve sağlıklı olduğunu gözlemlediğini anlatıyor. Sebebinin de o çocukların bulduğu rol modeller olduğunu anladı. Çünkü o çocuklar ne olacaklarını bilmeseler de ne olmayacaklarını çok iyi biliyorlardı.

7- BEDENİNİZİ, SAĞLIĞINIZI KORUYUN
Duygusal dayanıklılığın fiziksel zindelikle de çok yakın ilgisi var. Dayanıklı insanların çoğu düzenli bir egzersiz alışkanlığına sahip olduğunu gören araştarmacılar, onlarn travmatik sorunları iyileştirmede de kendilerinden yardım aldığını doğruladı. Duygusal anlamda kırılgansanız, fiziksel zindelik sizin için çok daha önemli hâle geliyor. Egzersiz stresi, hayatın bize meydan okuduğu zaman hissedeceğimiz güçsüzlük duygusunu yenmemize yardımcı oluyor. Düzenli yürüseniz daha duygusal olarak çok daha güçlü olacağınız kesin.

8- ÖĞREMEYE HEP AÇIK OLMALISINIZ
İnsan hayat boyu öğrenmeye açık olmalı. Zihinleri büyütmeye, öğrenmeye, dünya, insanlık, çevre ve her şey hakkında yeni bilgiyle yenileniyor insan ve uyum sağlamakta zorluk çekmiyor. Yeni kelimeler öğrenmenin zihni açık tuttuğu da bir gerçek.

9- EN ZOR DURUMDA BİLE GÜLMEK
Sresli durumlarla başa çıkanların bir özelliği de gülebilmeleri. “Ben hep güleyim” gibi bir yol izlemezler ama düşünceleri esnektir, duruma göre en iyisini kullanırlarlar. Bazı filmlerde görmüşsünüzdür; adam savaşta en zor durumdadır ve belki de ölmek üzere ama arada esprisini de yapar. Bu sadece film gereği değil; biliyor musunuz!... Mizahın, başa çıkma mekanizması olarak etkinliği ispatlanmıştır. “Mizah, stresli durumların tehdit doğasını azaltmak için kullanıldığında, esneklik ve stresi tolere etme kapasitesini artırır” diyor ünlü bir psikiyatrist.

10- YAPTIĞINIZIN ANLAMINI BULMALISINIZ
Dayanıklı insanlar işlerine sadece iş olarak bakmazlar. İşlerinin içini anlamla doldurur ve bir amaç belirlerler. Bu durum, ne kadar sıkılmış ya da bıkmış olsalar da devam etmelerini sağlar. Bir insan işini en iyi yapmaya çalışırsa o iş olarak değil, keyif olarak gelmeye başlar. Yaşadığım bir yerde temizlik işçisi vardı. Sokakları süpürürken yerde tek bir yaprak bırakmamsıyla ünlüydü ve “Burası benim evim gibi, öyle temizlemeliyim” derdi ve işini çok severdi. Bir doktor insan hayatı için çalışırken mutluluk duymuyorsa, başarı gelmeyecek ve o işi hep gece nöbeti, kan ve sorun olarak görecektir.