Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Hamza Gönenli, sanık Sibel Gönül (SEGBİS ile), tutuksuz sanık Serkan Dalgıç, Hasan Can Bahçe, şikayetçi müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Dolandırıcılık iddiasıyla tutuklu yargılanan Hamza Gönenli yaptığı savunmada, "Suçun ne sıfatla, ne unsura işlendiği dahi belli değil. Suçlamaları kabul etmiyorum. Savunmamı yazılı olarak sundum. Eylemlerim tek tek incelenmiş değildir. Ben kimseden para almış değilim. Bir çoğunu tanımıyorum. Suçun ne sıfatla, ne unsura işlendiği dahi belli değil. Yaklaşık 7 aydır tutukluyum. Ben suç işlemedim. Beraatimi istiyorum. Suçu işlediğime dair şüphe dahi yoktur. Annem yaşam koçu olarak çalışıyordu. Hesabımı kullanmasında sakınca görmedim” ifadelerini kullandı.

"Yaşam koçu olarak çalışıyorum"

Sibel Gönül kendisinin yaşam koçu olduğunu ifade ederek, “Ben hoca, büyücü falan değilim. Suçlamaları kabul etmiyorum. Yaşam koçu olarak çalışıyordum. Bunun karşısında da ücretimi alıyordum. Eray T. benim danışanımdı. Yardımlarımı bildiği için yardım yapmak istediği zaman parayı bana veriyordu. Ben onun adına kurban kesiyordum. Onun yardımlarına aracı oldum” diye konuştu.

“Ben Sibel’e 2 milyona yakın para verdim”

Davada tutuksuz olarak yargılanan Serkan Dalkılıç, Sibel Gönül’e 2 milyon lira kaptırdığını ve onun etkisi altında kaldığını ifade ederek, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Verdikleri iddia edilen paradan bilgim yok. Sibel benim hesap numaramı istedi. Ben de bu paraları çekip Sibel’e verdim. Kim neden gönderdi bilmiyorum. Sibel, haciz ile ilgili sorun yaşadığını ve bu yüzden kendi hesabını kullanmak istemediğini söyledi. Ben Sibel’den yaşam koçluğu desteği aldım. Sibel’in yanına 2012 yılında kayınvalidemin rahatsızlığı sebebiyle gittim. Doktorlar teşhis koyamıyordu. Hoca olarak söylenen Sibel’in yanına gittim. Kayınvalidemi götürdüm ve seanslar uyguladı. Sibel bizim üzerimizde büyüler olduğunu söyledi. Sibel’in tanına bir çok kez gittik. Seanslarda büyü olduğunu söyleyerek bizi seccadenin üzerine alıyordu. Yumurta veriyordu bize. Ne yapmamızı istiyorsa onu yapıyorduk. Ya yakıyorduk, ya gömüyorduk. Seanslarda ayna, kilit kırıyordu. Bazen de su veriyordu. Suyun ve yumurtaların okunmuş olduğunu söylüyordu. Çıkmaz sokağa gidin su dökün diyordu döküyorduk, kör kuyuya dökün diyordu, döküyorduk. Her seansta para veriyorduk. Kurban istiyordu. Ben Hamza’yı görüyordum. Sohbetler sırasında Hamza da oradaydı. Ben Sibel’e 2 milyona yakın para verdim. Bu harcamaları Sibel’in bizi etkisi altına almasıyla yaptım. Küçük meblağlarla başladı. Daha sonra yükseldi. Sibel beni aradı bir kere kan almamız lazım diye. Biz de kendi kendimize kan aldık kollarımızdan” şeklinde konuştu.

“Kurban paralarına ben değil üstatlar karar veriyor”

Kurbanı neden kendilerinin kesmediğini sorduklarını ve ‘üstatlar denilen kişilerin karar veriyor’ şeklinde cevap aldıklarını aktaran Dalkılıç, “Sibel sohbetlere çağırıyordu. Sohbetlerde yemek yiyorduk. Sonra seansları uyguladığı özel odasına çıkıyorduk. Dualar ediyordu. Niye kurban diye konuşmaya başladık. Kendisinin peygamber soyundan geldiğini söylüyordu. Üstün niteliklerinin olduğunu, Hz. Süleyman’ın kanını taşıdığını belirtiyordu. V.T. aracılığıyla benim akrabalardan birçok kişi Sibel ile tanıştı. Dini söylemlerle etkisi altına almıştı. Sibel seans ve kurban parası istiyordu. Biz kurbanları neden kendimiz kesmiyoruz diye sorgulamaya başladılar. Bu huzursuzluk Sibel’e iletilince ‘Kurban paralarına ben karar vermiyorum. Üstatlar karar veriyor. Ne zaman kesileceğine onlar karar veriyor’ diyordu. Üstat dediği kişiler sadece Sibel ile irtibat kuruyormuş” dedi.

“Sibel sopa ile dövdü, Hamza çenemi kırdı”

Serkan Dalkılıç, "Sibel Mevlana’nın, Şeyh Edebali’nin ruhları ile iletişim halinde olduğunu belirtiyordu. Biz inanıyorduk. Ben eylemler işlemedim İki milyon parayı Sibel’ kaptırdım. Yeterince mağdur oldum. Ben Sibel’in yaptığı işleri herkese anlatmaya başladıktan sonra Sibel sopa ile dövdü. Hamza çenemi kırdı. Ben şikayette bulunamadım. Hasan Can’sa sohbet grubu içindeydi. Ben kal aldığına şahit olmadım. Bazı kişiler Sibel ile görüşmeleri sırasında kan verdiklerini söylüyorlardı. Sibel yaşam koçu değil, hoca diye gittim. Ben Hamza’nın okul paralarını faturalarını ödedim. Bankadan ya da kredi kartından ödüyordum. Sibel bizi etkisi altına aldığı için ne derse onu yapıyordum" ifadelerini kullandı.

121 yıl hapis istemi

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, Sibel Gönül ve oğlu Sadık Hamza Gönenli ile adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 2 kişi hakkındaki soruşturmayı tamamlamasının arından Eskişehir 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede sanıklar Sibel Gönül ve oğlu Sadık Hamza Gönenli hakkında ‘dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 27 mağdurun her biri için 4,5 yıl hapis cezası istenildiği öğrenildi.

Mahkeme heyeti dosyadaki eksiklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe ertelerken, sanıkların mevcut halinin devamına karar verildi.

Olay

Tepebaşı Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Keskin Mahallesi'nde bulunan ve 10 dönümlük arazide dergah olarak kullanıldığı iddia edilen çiftlik evinde psikolojik rahatsızlığı bulunan kişileri para karşılığında ilginç yöntemler kullanarak tedavi ettiğini ileri süren Sibel Gönül’ün dolandırıcılık yaptığı şikayetleri üzerine harekete geçti. Olayla alakalı soruşturma başlatan ekipler, çiftlik evine bir operasyon düzenledi. Evde gözaltına alınan Sadık Gönenli tutuklanırken, firar eden Sibel Gönül ise kısa bir süre sonra Sakarya'nın Serdivan ilçesinde yakalandı. Sibel Gönül çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.