BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Özgün mutfağıyla devleşen şehir: Kastamonu

Ulusal kültürümüzden söz ettiğimizde, onu oluşturan birçok yerel, bölgesel ya da alt-kültür olarak nitelenen kültürlerle karşılaşmaktayız. Bunlar ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. Ulusal sınırlar içinde alt-kültür adı verebileceğimiz bu farklı birimleri “BİRLİK İÇİNDE ÇOKLUK” olarak da değerlendirebilmemiz mümkün. Anadolu’nun bereketli topraklarında herkese yetecek kadar ekmek, herkesin dinleyebileceği kadar efsane ve bütün dünyayı şaşırtacak kadar lezzet var. Doğaldır ki bu kadim coğrafyada oluşan lezzetleri anlamak isteyenler için süreli zamanlar yetersiz kalabilir. Toplulukların kendi yeme-içme alışkanlıklarını ve mutfak kültürlerini oluşturmalarında hiç şüphesiz, yaşamış oldukları coğrafi şartların, yetiştirdikleri tarım ürünleri ile nesilden nesile aktarılan kültürlerinin etkisi oldukça büyüktür. Kastamonu, bu anlamda bilinmesi ve anlaşılması gereken en özel örneklerden. Yapılan araştırmalar Kastamonu yöresinin PALEOLİTİK dönemle birlikte neolitik, kalkolitik ve erken tunç dönemlerine kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu göstermektedir. Bir alt-kültür geleneği olarak varlığını sürdüren ve en sıra dışı şehirlerden biri Kastamonu’da tespit edilmiş hâli ile 812 adet farklı yemek var. Asıl önemlisi ise bu sayının çokluğu değil bu  yemeklerin birçoğunun diğer yöreler tarafından bilinmemesidir. Kastamonu’da yetişen, Üryani eriği, Taşköprü sarımsağı, İnebolu kestanesi, İnebolu kirazı, Azdavay armudu, Tosya pirinci, Araç cevizi ve Kızılcığı şüphesiz mutfağın gelişmesinde çok önemli. Pastırma ise TABAKOĞLU markası ile şüphesiz Türkiye’nin en iyisi. Yani Kastamonu mutfağı ülkemizin diğer gastronomi iddiası içindeki şehirleri gibi birbirini tekrar etmekten ziyade yani bölgesel olmaktan daha çok ÖZGÜN olması ile iddialı. Amacım gastronomi anlamında şehirleri yarıştırmak değil. Ülkemizin her bir metrekaresi çok değerli ancak bazı gerçeklerin de söylenmesi, yazılması ve çizilmesi lazım. En büyük problemimiz BİLGİ KİRLİLİĞİ. Bazı şehirler gereğinden fazla öne çıkarken bazı şehirler tam tersi fazla sessiz. Elbette bu sessizliğin öncelikli sorumlusu o şehri yönetenler ve şehrin yaşayanları. Kastamonu bereketli toprakların üstünde; binlerce yıldır hayat sürmüş görkemli devletlerin, imparatorlukların kalıcı şahidi. Deniz, yayla, ova gibi gastronomi açısından en değerli coğrafik varlıkları ile ilginç bir noktada olan Kastamonu, sır lezzetleri ile çok zengin bir bölge. Böylesine bereketli topraklara binlerce yıldır yaşayanlar, çok farklı bir mutfak kültürünü ve çeşitliliğini ortaya çıkarmışlar. Çok kültürlü bu bölgede yaşayanlar arasındaki dinî ve etnik farklılıklar kadar aynı bölge içindeki coğrafik farklılıklar da kendisini gösteriyor. Özetle Kastamonu; yaşayanları için sadece paylaşılan toprak olmamış, paylaşıldıkça zenginleşen bir mutfağın temsilcisi olmuş. Kastamonu mutfağının varlığı ve ünü; doğaldır ki farklı coğrafya ve çok kültürlü hayat biçimlerinin ortaya çıkardığı somut bir sonuçtur. Ancak bugüne kadar bu görkemli mutfak varlığının yazılı ya da görsel anlamda insanlarımıza yeterince sunulamadığı da çok açık bir gerçek. Kastamonu mutfağından birçok özel yemeğin artık sadece belleklerde kalmış olması, bu gerçeğin sonucu olsa gerek. Bu yönde alınacak tedbirlerin kamu-özel sektör iş birliğiyle en etkili şekilde gerçekleştirilmesi ve aynı zamanda gastronomi içerikli hamleler yapılması, sektörün bütün aktörlerinin tamamlayıcı uygulamalarla topyekûn hareket etmesi KASTAMONU adına çok önemlidir. Kastamonu, son günlerde gastronomi turizminde “ben de varım” diyor. Görünüyor ki ne kadar özel bir coğrafyada olduklarını ve doğal olarak GASTRONOMİ alanında güçlü olduklarının farkına varmışlar. Global GASTROEKONOMİ Zirvesi’nde Kastamonu yemeklerini tanıtmışlar ve dünyanın en büyük turizm fuarı olan ITB Berlin’de yer almışlar. Bunun yanı sıra Kastamonu’ya gönül vermiş ve şehrin turizmine yatırımlarıyla değer oluşturan çok kıymetli isimler var. Başta 2004 yılında Toprakçılar Konakları ile başlayan ve Uğurlu Konakları ile Kastamonu turizminde oldukça önemli bir isim olan Gülsen Kırbaş, Mehmet Reis (REİS GIDA), Ece Aydın (İKSİR ÇİFTLİĞİ), Serdar İzbeli (İZBELİ ÇİFTLİĞİ) ve Mustafa Afacan gibi kentin bütün paydaşlarıyla birlikte yapacağı çalışmalarla 2019 yılı Kastamonu için gastronomi turizminde yükseliş yılı olacak gibi görünüyor. Elbette KAMU-SİVİL-ÖZEL-YEREL birlikteliği için Kastamonu en değerli örnek. Ne mutlu topraklarına sahip çıkanlara.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607477 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/adnan-sahin/607477.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT