BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İstanbul Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğünden cevap var

Anlat Derdini Feridun Ağabeye
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Facebook
Sayın Yetkili “Anlat Derdini Feridun Ağabey’e” adlı köşenizde 07.09.2018 tarihinde yayımlanan makalede; Başmüdürlüğümüze bağlı Sultangazi Posta Dağıtım Merkezinde, …… Şirketine bağlı olarak hizmet alımı suretiyle istihdam edilen engelli dağıtım personeli M. B.’ın baş dağıtıcı ve şirket sorumluları tarafından sonuçlanmayan bir dava neticesinde cebren istifa ettirilerek işine son verildiği iddiasına yer verilerek konu ile alakalı yapılacak açıklamalara da köşenizde yer verileceği belirtilmiştir. Şirketimizi hedef alan bu iddia ile ilgili aşağıdaki açıklamaların yapılması zorunluluğu doğmuştur.
Gönderi alıcısı tarafından Başmüdürlüğümüze yapılan şikâyet üzerine, şirketimizce başlatılan idari soruşturma neticesinde düzenlenen soruşturma raporu ile M. B.’ın sahibine teslim etmediği posta gönderisini alıcının kendi imzasına teslim edilmiş gibi göstererek evrakta sahtecilik yaptığı ve posta gönderisinin alıcısını maddi ve manevi zarara soktuğu tespit edilmiştir. Ayrıca gönderi alıcısının başvurusu üzerine T.C. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili adli soruşturma başlatılmış olup tahkikat süreci devam etmektedir.
Adı geçen hakkında düzenlenen kontrolör raporları ile tespit edilen durumun, bağlı bulunduğu firmaya bildirilmesi üzerine daha sonra istifa ederek görevinden ayrıldığı firma tarafından Başmüdürlüğümüze bildirilmiştir.
Şirketimiz bünyesinde yapılan tüm iş ve işlemler, görevin gereklerinin doğru bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla hukuk kuralları çerçevesinde ve ilgili mevzuat dâhilinde yürütülmektedir.
Kamuoyunun bilgilerine arz olunur.
            PTT AŞ-İSTANBUL AVRUPA YAKASI PTT BAŞMÜDÜRLÜĞÜ
 
 
Bir kız öğrencinin günlüğünden
 
Feridun Ağabey, okullar açılıyor. Ben bir öğrenciyim. Biz çocuğuz. Evde annemiz babamız bize sıkı sıkıya öğütler söylerler. Onu alma, bunu yeme, bunu söyleme; buraya oturma, şununla konuşma, geç kalma, aklınıza gelmeyecek kadar… Okulda öğretmenlerimiz bize derste hep öğüt verir. Şunu yapma, bunu söyleme, bunu öğrenmek zorundasın, bunu yazmak zorundasın. Bunu çalışmak zorundasın. En çok da sabahtan akşama kadar bütün öğretmenlerin sadece kendileriyle baş başayız gibi bize ödev yüklemeleri. Düşünün her gün dört beş öğretmenden ödev almak, evde annenin söylediklerine dikkat etmek, akşam babanın konuyla ne kadar alakası var bilemeden sormaları söylemeleri. Ama bizim hiç kimseye bir şey söyleme şansımız yok. Öğretmenimiz bize kendine göre “ideal” öğrenci olmayı söyler ve bizden bunu ister ama bize hiç sormaz; “Çocuklar sizin istediğiniz bir öğretmen olabiliyor muyum ben?” diye… Annemiz babamız bize hep öğüt verir ve bizden en mükemmel çocuk olmamızı isterler. Hatta kendilerince başkalarının çocuklarını bile örnek gösterirler. Ama kendileri bir kez olsun, “sizin istediğiniz örnek bir anne olabiliyor muyum?” “sizin istediğiniz baba olabiliyor muyum?” Hayır… Herkes bizi çocuk olarak yetiştirmekle kendini görevli hisseder. Herkes bize öğüt verir. Herkes bizi hesaba çeker. Ama internet bizi hesaba çekmez, cep telefonları bizi asla zorlamaz. Ve biz sosyal medyada olabildiğince özgür oluruz. Bilmem neden sosyal medyaya bu kadar düşkünüz anlayabiliyor musunuz?..
         Melike Zeynep Çağnar-Ankara
 
 
Turizm işletmecilerine duyurulur
 
Feridun Ağabey, geçen gün bir dostumla birlikte Sultanahmet’te buluştuk ve öğle yemeği için genelde hepsi turistik mekân olanlardan birisine uğradık. Turistler de gelip gidiyordu. Gerçekten de görsel olarak fena değildi. Müşteriye davranış konusunda da çok canla başla çalışıyorlardı. Hele getirdikleri kebap bir harikaydı… Çok ama çok memnun olduk… Ancak lavaboya gittiğimde hayal kırıklığı yaşadım… Belki mekânların yetersizliğinden olsa gerek ama dışarıya verilen özen ve hijyen lavabolara ve tuvaletlere gösterilemiyor. Daracık ve kokuyu ortadan kaldıracak bir müştemilat yok. Bu konuda birçok iş yerinde ve mekânda otellerde ve dinlenme tesislerine bunu görüyorum ve yaşıyorum. Hatta kendi ülkemize haksızlık etmeyelim yurt dışında da bu konuda nedense tuvaletlere ve lavabolara diğer mekânlara gösterilen özen gösterilmiyor. Oysa insanın yemesi içmesi oturup dinlenmesi ne kadar önemliyse kişisel bakımı ve temizliği de en az o kadar önemli değil mi? Turizm ile ilgilenen kurum ve kuruluşlara iletilmesi dileğiyle...
          Mahmut Sayfalı-İstanbul
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604152 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/anlat-derdini-feridun-agabey-e/604152.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT