BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Doktor Burcu'nun hayatı gerçek bir başarı hikayesi, 'Amerika’da yapamazsın' dediler iki ofis açtı

Burcu Çetinkaya
Facebook

Amerika’da bir yabancının girebileceği en zor bölüm, kadın doğumdu. “Şansını zorlama” dediler. Bir yıl boyunca günde 12 saat hiç durmadan çalıştım ve kadın doğumcu oldum.  “17 farklı hastaneden teklif geldi. İleri robotik cerrahi lisansımı da aldım. Bir ofis daha açtım. Jinekolojik kozmetiğe de çok talep vardı, onu da öğrendim, burada öncülerinden oldum”  

Chicago’da çok ünlü, güçlü ve başarılı bir kadın, Türk kadın doğum doktoruyla tanıştım. Adanalı, devlet lisesinde okuyup, Gazi Tıp’ı kazanıp daha sonra dil bilmeden gittiği Amerika’da uzmanlığını kadın doğumdan alabilecek kadar kararlı, kendine güvenen enerjik bir hanım Dr. Burcu Sue Kafalı. Hayallerine ulaşabilen insanlar hep bana ilham vermiştir. Dr. Burcu’nun hayatı da İskenderun ve Adana’dan Chicago’ya uzanan bir başarı ve inanış hikâyesi. Umarım beğenirsiniz. Ben şahsen röportaj sonunda enerji dolu, hayata daha ümitle bakarak çıktım.

¥ Nerede doğdunuz?
İskenderun’da, ailem Adanalı, ikinci sınıfa kadar İskenderun’da okudum. Sonra Ceyhan, ve Adana şeklinde devam etti eğitim hayatım. Annem ve babam İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nda çalışıyorlardı. Bu yüzden o taraftaydık. 1980’den sonra da memleketimiz Adana’ya geldik. Ablam da şu anda Diyarbakır’da yaşıyor. 

¥ Eğitim hayatınıza nerede başladınız?
 Adana’da devlet lisesinde okudum. Ortaokuldan beri de doktor olmak istiyordum. Kafamda bölüm ayrımı yoktu, ama doktor olmak istiyordum. Annem bir rahatsızlık geçirmişti. Ben de hastaneye gittiğimde bir adam gördüm, arkasında gencecik insanlar önlerini kapatarak, “evet hocam” diyerek geziyorlardı. Çok etkilendim, “ben de doktor olacağım” dedim. Gazi Tıp Ankara’yı kazandım, oradan sonra da üniversiteyi bitirir bitirmez evlendim. Ankara’da 1,5 sene aile hekimi olarak çalıştım ve sonra da Chicago’ya taşındık. 

¥ Amerika’ya taşınma fikri nereden çıktı?

Eski eşim ablamın iş yerinden arkadaşıydı. Türkiye’de evlendik. Beraber Amerika’ya geldik. 1999 depreminde ilk saatlerde görevli olarak Gölcük, Adapazarı ve İstanbul’a gittim. 3-4 gün görev yaptım ve çok etkilendim, üzüldüm. Eşim de elektronik mühendisiydi. O dönemde de Amerika bu konuda iş gücü arıyordu. Kafamız dağılsın diye gitmeye karar verdik. Benim İngilizcem yoktu. Belki dil öğrenirim en azından diye düşündüm. 3 ay sonra kendimizi Chicago’da bulduk. Ben eş vizesiyle gelmiştim. Sadece ev hanımı olabilirdim. Eşim ise çalışma vizesi almıştı.

¥ Sonra?
Buraya gelince farklı konumlardaki insanları görünce, “onların benden ne fazlalığı var” dedim. İngilizcem yoktu. Denklik sınavlarına girmek gerekiyordu. Kendimi derse verdim. Sabahtan akşama kadar ders çalıştım. Bir yıl içinde 5 sınava girdim. Beşini de çok yüksek notlarla geçtim. Tıp sınavlarından 90 üzeri aldım ama TOEFL’dan (İngilizce sınavı) kaldım. Ama her işte bir hayır vardır. O zaman sadece sınavı geçeyim ve burada doktor olayım diye uğraşıyordum. İngilizceden kalınca bir yıl ek süre oldu ve o bir yılda ben “kadın doğum”a girmeye karar verdim. Günde 12 saat gönüllü olarak hastanelerde çalıştım ve çok iyi referanslar aldım. Aile hekimiyken, kadın doğumcu oldum. Amerika’da bir yabancının girebileceği en zor bölüm, kadın doğumdu. “Şansını zorlama” dediler bana. Bir yıl boyunca hiç durmadan çalıştım ve sonunda oldu. 

¥ Yıl kaçtı?
2002. Sonra başvurdum ve 17 farklı hastaneden bana teklif geldi. Gönüllü olarak çalıştığım hastanenin başhekimi bana iş teklif etti yılın ortasında. 

 ¥ Peki eski eşinizle ne zaman ayrıldınız?

 O sıralarda yürümeyeceğini anlamaya başlamıştık. Asistanlığımın ilk haftasında da hamile olduğumu öğrendim. Burada cerrahi bir branşta hamile olmanız fena, çünkü çok yoğun ve yorucu olarak çalışılması gereken bir bölüm. Hemen bölüm başkanına söyledim. Genelde son ana kadar kariyer kaygısıyla saklıyorlar. “Beni bir deneyin” dedim. Dürüstlüğümden dolayı fırsat verdiler. 1. yılın sonuna gelmeden 2 yerden teklif aldım. Bu arada kızım doğdu. Hamileyken de eşimle ilişkim bitti. 2008’e kadar da boşanmamız sürdü. 

¥  Kariyeriniz nasıl devam etti?
Robotik cerrahi konusunda da uzmanlaştım. Ama hâlâ angarya işleri yapmaya devam ettim ve 2011’de İstanbul’da Robotik Cerrahi Dünya Sempozyumu oldu. Oraya gittim ve kendime Kaliforniya’da iş buldum. Fakat yabancı uyruklu bir amerikan vatandaşı için Kaliforniya lisansı almak çok zordur. Birkaç ay içinde lisansımı aldım. Evimi de buldum. O sırada şu andaki eşimle tanıştık. 

¥ Nasıl oldu tanışmanız? 
 Ben biraz hiperaktifim. Hiç boşluğa gelemem. Fotoğrafçılık kursuna da gidiyordum o sırada. Yanımdaki kız arkadaşımla birbirimizin fotoğraflarını çekecektik. Ben de şalvar giymiştim. Bir restoranda buluştuk ve o sırada eşim arka masada oturuyordu. Ben onun dikkatini çekmişim ve orada benimle tanıştı. Sonra ertesi günü buluştuk ve ben ona “aklına birşey gelmesin, ben Kaliforniya’ya taşınıyorum, bizden bir şey olamaz” dedim ve iki hafta sonra ailesiyle tanıştık. Kaliforniya’dan ek süre istedim. Burada küçük bir ofis buldum, Kaliforniya’ya hayır dedim, aileme haber verdim, ailem gelip tanıştı ve evlendik. 

¥ Kızınız eşinize alışabildi mi? Başka çocuğunuz oldu mu?
 Evlendikten kısa bir süre sonra baba-kız gibi oldular. Ben 39 yaşındayım, zaten kızım vardı. Ama eşimin ilk evliliğiydi. İki çocuğumuz daha oldu, bu arada ben ileri robotik cerrahi lisansımı da aldım. Bir ofis daha açtım. Jinekolojik kozmetiğe de çok talep vardı, onu da öğrendim, onun da burada öncülerinden oldum. 

¥ Eşiniz ne iş yapıyor? Sizin yoğun iş hayatınız aranızda problem oluyor mu?
 Borsada çalışıyordu, finansçıydı. Sonra kayınpederim vefat ettikten sonra, baba mesleğini ele aldı ve müteahhitlik yapmaya başladı. Erik kendine güvenen bir adam, kendini ve etrafındakileri seviyor. Dolayısıyla da aramız gayet iyi. 

¥ Diyelim ki güzel bir yemek masasındasınız, misafirleriniz var ve o sırada doğum başlıyor. Zor değil mi bu hayat? Özgür değilsiniz gibi…
 Bu söylediğiniz o kadar çok oluyor ki. Erik o zaman destek oluyor bana. Ev sahipliğine devam ediyor. Bazen yarım saat, bazen 4 saat sürüyor. Evet özgür değilim gibi ama işimi çok sevdiğim için beni köle etmiyor. Çocuklarım “baba” diye ağlıyor ama olsun. Kızım da kardeşlerine âdeta anne gibi davranıyor. 

¥ Türkiye’ye ne kadar geliyorsunuz?
Çok yoğunum, çok sık gelemiyorum. En son geçen sene bir konferans için 2016 Ocak ayında geldim. Genelde 5 senede bir gelebiliyorum.

KENYA’DAN DA FİLİPİNLER’DEN DE HASTAM VAR
Türkiye’den doğum için çok gelen oldu
¥ Türkiye’den doğuma size gelenler oluyor mu? 

Eskiden senede 25 hastaya yakın geliyordu. Fakat doların değişmesi ve bir yazarın Amerika’da doğan çocukların 18 yaşından sonra mal varlıklarıyla ilgili yükümlülükleri olacağına dair bir yazı yazmasından sonra bıçak gibi kesildi. Oysa böyle birşey yok, işin aslı şu; nerede kazanıyorsanız vergiyi orada ödüyorsunuz. Burada yaşayan Türklerden de çok var gelen. İnsanlar kendilerini çok rahat hissediyorlar. Kenya’dan, Filipinler’den, Romanya’dan beni görmek için gelen hastalarım var. 

Sarma kokuyordu çay ikram ettiler evlenmeye karar verdim
¥ Eşiniz İran asıllı diye biliyorum, nasıl oldu aileyle tanışmanız, zorluk çektiniz mi?
Evlerine ilk gittiğimde, “Sezen Aksu” çalıyordu, sarma kokuyordu ve “çay içer misin?” dediler. O anda vazgeçtim, Kaliforniya’ya gitmekten ve evlenmeye karar verdim. (Bu arada yanımızda olan kayınvalidesi de yaşlı gözlerle “Burcu’yu kızımız gibi seviyorum” diye söze katıldı.)

 

 

595991 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/burcu-cetinkaya/595991.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT