BAŞA DÖN

Muhafazakâr çözülme

Fatih Selek
Facebook
Rasim Özdenören'in "Gül Yetiştiren Adam" isimli bir eleştirel romanı var.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında kendini evine kapatan ve elli yıl sonra sokağa çıkan bir adamın yetmişli yıllar Türkiye'sindeki hâletiruhiyesini anlatır.
Roman, yaşlı bir adamın gözünden milletin değişimini, dönüşümünü, uğruna başını verdiği şeyleri nasıl ayaklar altına aldığını ustaca yansıtır.
Zaman zaman düşünürüm. Aynı şekilde iki binli yılların başında dünya ile ilişiğini kesip inzivaya çekilen birini, günümüz Türkiye’sine getirsek acaba neler hissederdi?
Herhâlde değişen teknoloji, gelişen bilim, büyüyen şehirler ve yeniden tasarlanan üstyapı karşısında hayretini gizleyemezdi.
Ne var ki maddi bakımdan ulaştığımız bu ilerlemenin, manevi cephede tam tersine tezahür ettiğini görürdü.
              ***
Kanal D'de sabahları yayınlanan magazin programına denk geldim geçen gün.
"Miss Fashion TV" diye bir kanalın düzenlediği güzellik yarışmasında bir Türk kızı, 45 ülkeden katılan rakiplerini eleyip birinci seçilmiş.
Kanal D de sabah programına bu kız ve annesini konuk etmiş.
Anne başörtülü.... Kızına teşekkür ediyor, "Bize gurur yaşattı" diye.
"Yarışmaya nasıl katıldınız?" sorusuna, "Denesin, görsün, kaybedecek bir şeyi yok diye düşündüm" şeklinde cevap veriyor anne.
Bu arada 7 yaşındaki diğer kızının da baleye gittiğini söylüyor.
Zahirde bazı hassasiyetler içinde olması beklenen bir kadın, kızının yarı çıplak podyumda yürütülmesinden gurur duyuyor ve "Kaybedecek neyi var ki" diyor, diyebiliyor.
Maksadım kınamak, tahkir etmek, hedef göstermek değil. Çünkü herkesin evladı var ve yarın neyle karşılaşacağını kimse bilemez.
Fakat, başörtüsünün temsiliyetiyle ilgili sosyolojik ve psikolojik izaha muhtaç müthiş meselelerimiz olduğu ortada.
Mesela, izdivaç programlarının sürekli aday değiştiren tipleri başörtülüydü.
Yetenek Sizsiniz Türkiye'de çocukları ekranda dans ederken, perdenin arkasında dua eden başı örtülüler gördük.
Yaparsın Aşkım, Yemekteyiz, Gelin Evi... Bütün bu yarışmalarda 'kapalı' adaylar var ve bunlar yarışma gereği yerlerde sürünüyor, kıran kırana laf dalaşına giriyorlar.
"Çocuk kimden?" sorusunun cevabını aradığı hafiye programlarındaki aldatma hikâyelerinin, adi vakaların ve hatta maalesef ensest ilişkilerin bir parçası yapılıyor başörtülüler.
Sınırlar aşılmış, sinir uçları dağlanmış, değerler ise değersizleşmiş...
              ***
2001 yılında "Biri Bizi Gözetliyor" diye bir televizyon programı vardı.
Kaç sezon sürdü hatırlamıyorum ama o sıra gençlerin bir evde yaşaması toplumdan bir hayli tepki çekmişti.
Şimdi BBG Evi'ni yeniden kursalar ve içine başı açık, başı örtülü yarışmacılar koysalar, kimsenin gıkı çıkmaz.
Çünkü, rezillik ekranla sınırlı değil. Toplumsal bir karşılığı var.
 
 
 
Güzel gelişme
 
Beykoz'da tartıştığı kişiyi delik deşik eden adam.
Ankara'da anaokulunda çocuğun üstüne oturan öğretmen.
Bahçelievler'de sınıf arkadaşını pompalı tüfekle vuran çocuk.
Bayrampaşa'da taksicinin kafasına kurşun sıkan gaspçı.
İzmir'de kız arkadaşını sokak ortasında tekme tokat döven haysiyetsiz.
Bunlar, son bir ayda konuştuğumuz vakalar. Hepsi de güvenlik kamerası kayıtlarına takıldı.
Ekranlar maalesef bu tür görüntülerden geçilmiyordu. Bıçaklama, vurma, taciz kayıtları sansürsüz veriliyordu.
Oysa bu tür görüntüler, insanlardaki vicdanları köreltip, olağan dışı hâlleri sıradanlaştırıyor.
İçişleri Bakanlığı bir genelge ile düzenleme getirdi ve dehşet görüntülerini yayanlara ceza verileceğini duyurdu. İyi oldu.
 
 
Fransız Gezi'si
 
Fransa bir haftadır cayır cayır yanıyor. Benzin zamları bahanesiyle başlayan gösteriler ülke geneline dalga dalga yayılıyor.
Merak ettim:
-Gezi olaylarında "Türkiye’de bahar havası" diye manşet atan Liberation, Fransa'da da bir bahar kokusu almış mıdır?
- Gezi'nin sebebini sokakta öpüşememeye, alkol yasağına bağlayan France 24, Paris'teki yangını neye bağlamıştır?
* Gezi olaylarının altından kadın cinayetlerini çıkaran Le Figaro, Şanzelize'deki kadınlar için ne tür bir çözümleme yapmıştır?
* Erdoğan için "Ülkenin tepesinde giderek soyutlanıyor" diye yazan Le Monde, Macron'un politikalarını ne diye duyurmuştur? İtfaiye hortumu şeklinde resmettiği minareyi Erdoğan'ın eline verip, laiklere su sıktıran gazete, kendi ülkesindeki yangını nasıl karikatürize etmiştir?
Bu sorularımın cevabını aramak için İHA Paris muharibi Özlem Kaplan'ı aradım.
Diyor ki: "Medya burada linç ediliyor. Göstericiler basını ‘sansür yapmakla’ eleştiriyor. Hatta kanalın birinde canlı yayın yapan muhabir polis şiddetini anlatırken, pat diye yayını kapattılar. Gazete ve televizyonlar eylemcilerin arasındaki 'çapulcular'a dikkat çekiyor. Yansıtılmak istenen şu: Bir grup şiddetli çapulcu var ve onlar normal iyi niyetli vatandaşları kaosa sürüklüyor. Zaten Macron da ‘casseur/çapulcu’ dedi. İş 'Mesele benzin değil alım gücü, sen hâlâ anlamadın mı’ muhabbetine dönüştü. Eylemciler 1789 Fransız İhtilali'ni referans alıyor."
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
605425 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/605425.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT