BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hatay haberi tesadüf değil

Fatih Selek
Facebook
Medya, savaşın en önemli cephelerinden biri. Bazı ülkeler finanse ettikleri medya kanalları vasıtasıyla Türkiye'de kendi lehlerine algı oluştururken bir yandan da operasyon çekiyor.
Rus Sputnik internet sitesi onlardan biri. Türkiye'de merkez medyadan kovulan muhaliflere kucak açan Sputnik, sinsi şekilde Rus propagandası yapıyordu.
Rus kanalı, önceki gün "Çalıntı eyalet: Hatay, 80 yıl önce neden Fransa tarafından Türkiye'ye verildi?" diye bir haberle düşmanlığını açık etti.
O habere imza atanlar akıllarınca Esad adına eski defterleri karıştırıp Hatay'ın meşruiyetini tartışmaya açmaya çalışıyorlar.
Aslına bakılırsa bu kirli niyetin işaretlerini yakın dönemde çok gördük.
- Suriye'nin eskiden beri Hatay üzerinde bir emeli vardı. Bazen bunu daha da ileriye götürerek Pozantı'ya kadar istiyorlardı.
- Gezi Parkı olayları sırasında en haraketli illerden biri Hatay'dı. CHP milletvekilleri burayı özellikle provoke etmişti. Orada Esad lehine pankartlar açılmış "Hatay Suriye'nin olacak" Tweet’leri atılmıştı. Şehirde üç protestocu genç ölmüştü.
- 15 Temmuz gecesi Hatay Serinyol’da Alevi muhtara Sünnileri katletme emri verdirilmek suretiyle iç savaş çıkarmaya çalışıldığı hatta silahlandırılmış milislerin tugayda bekletildiği ortaya çıkmıştı. Ve bu korkunç planı manşetimizden duyurmuştuk.
-  FETÖ’cü bir subay, eğer darbeciler başarılı olsalardı binlerce DEAŞ’lı ve Şii milisin Türkiye’ye sokulup İskenderun’a saldıracağını itiraf etmişti. O gece birliklerin sınırdan çekildiği belirlenmişti.
Gezi ve 15 Temmuz gibi hadiseler Suriye'den bağımsız değil.
Hatay için hataya mahal bırakmamak lazım.
 
Hünerli diplomasi!
 
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu iktidarın dış politikasını eleştirirken dedi ki: Türkiye pinpon topu gibi. Kahraman Putin, bir süre geçiyor hain Putin oluyor. Kahraman Trump bir süre geçiyor hain Trump!
"Peki ne yapalım Kemal Bey?" diye sorsan hemen İsmet Paşa politikasını önerecek.
Oysa Paşa’m duruma göre hâl alma şampiyonuydu.
İkinci Dünya Harbi başladığında CHP'nin yönettiği Türkiye, tarafsız oldu. Sonra tarafsız değil, harp dışı kaldı.
İngiltere ile yakınlaştı, Fransa ile anlaştı. Hitler, Sovyetlerin kapısına dayanınca Almanya ile dost olmaya çalıştı. Hava üslerini İngilizlere kapatırken Boğazlar’a Alman gemilerini buyur etti.
Almanya, Sovyetlere yenilince bu sefer son dakika Almanlara savaş açtı. Akabinde Amerikancı oldu.
Üstelik görüşmelerden ne Meclis’in ne partinin ne de kamuoyunun bilgisi vardı. İsmet Paşa bu politikayı dar bir kadro ile yürüttü.
CHP'nin ‘hünerli diplomasi’ ‘denge politikası’ diye yutturmaya çalıştığı bu politika, savaş sonrasında Türkiye'nin büyük bir yalnızlık içine düşmesine yol açtı.
Bu işler böyle...
Ya sen oynayacaksın ya da seni oynatacaklar.
Türkiye şimdi birincisini yapıyor.
 
 
Padişah olsa ne fayda
 
Kaynaklara göre Yıldırım Bayezid, sert, öfkeli, azametli bir padişahtı.
Yıldırım Bayezid bir av sırasında, dertli dertli kaval çalan bir çobanla karşılaşır. Onu dinlerken duygulanıp “Çal çoban çal" der, “Ne Ertuğrul gibi oğlun öldü, ne Sivas gibi kalen yıkıldı” Sonra da ağlamaya başlar.
Oğlu Ertuğrul, Kadı Burhanettin ile Çorum civarında yapılan savaşta şehit düşmüştür.
Koca padişahlara galebe çalan evlat acısı, sıradan insanları ne yapmaz ki…
Demem o ki, cepheden şehit haberleri gelirken teselliyi aşan yorumlar yapmamalı.
Unutulmasın ateş düştüğü yeri yakıyor.
 
Vaki olanda hayır vardır
 
Darbe planları, yargı kumpasları, Gezi olayları, 15 Temmuz kalkışması, PKK'nın çukur işgalleri, döviz savaşları, Amerika'nın insansız hava aracı vermemesi, Batı'nın patriotları çekmesi, Almanya'nın tank satışını durdurması, Suriye'ye üç büyük harekât yapılması...
Her kriz yara açtı ama eksikleri gösterip Türkiye'yi daha da güçlendirdi. Bahar Kalkanı da güçlendirecek. Yeter ki iç cephe kuvvetli olsun.
 
Bayrağın serinliği
 
Üç sene evvel Afganistan'da bir evi ziyaret eden Fransız askerleri duvarda asılı Türk bayrağıyla karşılaşmıştı.
Gurur okşayan görüntüler sosyal medyada yeniden gündeme geldi.
Afgan bir arkadaşıma "Bu doğru mudur?" diye sordum.
-"Evet" dedi, "Bizim evimizde ve mihman hanamızda (misafir karşılanan ev) şu an Türk bayrağı var..."
-"Peki Afganlar neden evine Türk bayrağı asar?"
-"Çünkü çoğu Türk olduğunu söylüyor. Türk’ün bayrağı Türk bayrağıdır diye düşünüyorlar. Hem de o dünyada tek adalet timsali bayraktır..."
...
Biz bunları konuşurken Somalili bir diplomat, Türkiye'ye baş sağlığı dileğinde bulunurken şöyle dedi: Zor zamanda yanımızda olan Türkiye'nin şanlı bayrağının serinliğini en iyi biz biliriz. Rabb’im Suriye'de insanlığın onuru olan Türkiye devletinin yardımcısı olsun, kılıcını keskin etsin.
...
Dost bildiğimiz ülkeler yalnız bırakmış, ortaklar hançerlemiş olabilir. Bayrağımızdan kuvvet alan gönül coğrafyamız, sınırlarımızdan daha büyük...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612481 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/612481.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT