BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yeni www.turkiyegazetesi.com.tr ile tanışın. Keşfetmek için tıklayın.

Bu tepki çok sert; hatalı ama Rıdvan’ı anlamalıyız

Fuat Uğur
Facebook

ABD ve AB'nin "Artık kontrol edilemez hâle geldi" itirafından sonra ülkemiz son altı yıldır, giderek artan dozda ağır bir küresel saldırı altında. Olan biteni ve devam etmekte olanı burada tekrar etmeye gerek yok, çünkü içinde yaşıyoruz.
İşte bu yüzden son yıllarda antiemperyalist olmak, dinine, rengine ve milliyetine bakmadan bu küresel odakların ezdiği mazlumların yanında yer almak, FETÖ, DEAŞ ve PKK karşıtı olmak, vatanseverlik, ülkesine ve devletine karşı düzenlenen kumpaslara karşı uyanık olmak gibi hassasiyetlere sahip olanlara, solcu, ulusalcı, burjuva, CHP'li ya da HDP'li olduklarına bakmadan dört elle sarılıyoruz.
Sözgelimi Doğu Perinçek tüm bu hassasiyetler konusunda çok öne çıkan bir lider oldu. Anti-Amerikan, Rus yanlısı laikçi bir kadronun darbe yapacağı ve bu darbenin başarı garantili olduğu söylense anında destekleyecek kadar "demokrat" olan Doğu Perinçek, bugün söyledikleriyle âdeta kahraman hâline geliyor.

Ama öte yandan kendine SOL ve DEMOKRAT adını takan bir takım siyasal, akademik ve sendikal oluşumlar Amerika'nın, FETÖ'nün ve PKK'nın eteklerine sığınmış, onlarla aynı dili konuşuyor. Dahası yine onlar aynı zamanda sıkı bir antiemperyalist, özellikle Filistin konusunda antiamerikan ve antisiyonist bir gençlik lideri olan Deniz Gezmiş'e de sahip çıkıyor ve bir anlamda adını kirletiyor.
Oysa Deniz Gezmiş de hiç kimseyi öldürmediği hâlde idam edilmeyip cezasını çektikten sonra çıkarak meşru siyasete atılsaydı, tıpkı Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ya da birkaç ay önce vefat eden Dev-Genç lideri Bülent Uluer gibi bir tutum alırdı son yıllarda ülkemizin başına gelenler karşısında. Türkiye’de solcu geçinenler gibi Erdoğan takıntısına kapılmaz, ülkesine yönelik kumpaslara karşı tavır alırdı.
Ama tüm bunlar; Deniz Gezmiş’in, hayal ettiği ülkeye kavuşmak amacıyla terör yöntemlerini kullandığı, eline silah aldığı, darbe ortamını sağlamak için eylemler yaptığı, kısaca terörist olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Tıpkı Mahir Çayan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Ulaş Bardakçı ve benzerleri gibi.
Ben eski bir sosyalist olarak bu hakikatle 20 yıl önce yüzleştim ve onları kutsayan anlayışı ta o vakit yerli yerine oturttum.
Bugün Erdoğan’ın yanında saf tutan eski solcuları ya da Rıdvan gibi annesi ya da babası geçmişte solcu olan insanları çok iyi anlıyorum. Kendini solcu olarak tanımlayan soytarılara Deniz Gezmiş’i rol model olarak örnek gösteriyor ve "Sahip çıktığınız Deniz Gezmiş, Filistin, Orta Doğu, Amerika gibi konularda bugün Erdoğan’la aynı şeyleri savunuyordu. Aklınızı başınıza toplayın" mesajı veriyor.
Lâkin bu benzetmeyi yaparken önemli bir farkı da atlıyorlar. Yukarıda anlattığımız üzere Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 40 yılı bulan siyasal mücadelesi ve bugünkü tartışılmaz dünya çapındaki liderliği yolunda ilerleyişi esnasında hiçbir zaman benzetildiği bu kişiler gibi antidemokratik bir tutuma tevessül etmedi. Gençlik yıllarındaki o heyecanlı dönemlerinde bile demokrasiden milim sapmadı.
Bu türden ön kabuller bazen bir hayli sorun üretebiliyor. Yoksa Rıdvan Dilmen’in samimiyetinden zerrece şüphem yok. Rıdvan, sadece siyasal ve antiemperyalist duruşuna hayran olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişteki sol kesimin bile temsilcisi olabileceğini söylemek istedi. Misal, o kesimden bugüne kalan, sosyalist ve Atatürkçü kimliğiyle tanıdığımız usta sanatçı Selda Bağcan’ın, dünkü Sabah’ın Günaydın ekinden Tuba Kalçık’ın sorularına verdiği yanıtları okuyun derim. Filistin’den Trump’a, Kudüs’ten FETÖ’ye ve PKK’ya… Esaslı ve kalbe dokunan sözler.
Esasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuyu açmasaydı bu kadar tartışılmayacaktı belki de Rıdvan’ın sözleri. Ancak Bahçeli’nin sert tepkisinin arka planında geçmişte onun da içinde bulunduğu ülkücü hareketin 1980 öncesinde solcularla taraf olmuşlukları ve her iki tarafın da birbirini silahlı eylemlerle katletmesinden kaynaklı bir acılı tarih var.
Hiç kimse masum değildi o dönemde ama son tahlilde hepsi de masumdu. 12 Eylül 1980 faşizmi darbeyle işbaşına geldiğinde ne solcu ayırdı, ne de ülkücü.
Sonuçta Sayın Bahçeli, Rıdvan Dilmen’in sözlerine böyle sert tepki vermek yerine biraz daha anlayışlı olabilirdi. Çünkü böylesi sert tepkiler MHP söz konusu olduğunda hep geçmişi çağrıştırıyor.
Oysa milletçe unutmamız gerekiyor o geçmişi. Hem de Kenan Evren’in “Darbeyi yapmak için biraz daha kan dökülsün ve şartlar olgunlaşsın diye bekledik” sözlerini unutmadan.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
599774 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/599774.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT