BAŞA DÖN

Nasıl bilirdiniz!

İrfan Özfatura
Facebook

Walker Bush, ABD’nin 41. başkanıdır. 43. Başkan George W. Bush’un da babasıdır. Bu yüzden Baba Bush diye anılır.
1924 yılında Milton’da (Massachusetts) dünyaya gelir, babası Connecticut senatörlerinden Prescott Sheldon adlı bir bankerdir, parayla oynar.  
Bush Connecticut’ta (Greenwich) büyür, özel okullarda okur. Andover’daki Phillips Akademisini bitirdikten sonra Deniz Kuvvetlerinde yedek subay olur.
II. Cihan Harbi’nde torpido bombardıman pilotu olarak Büyük Okyanus’taki uçak gemilerinde vazife alır. Göğsüne nişanlar takılır.
1945’te Barbara Pierce ile evlenir; ileride altı çocuğu olacaktır.
Paradan yana derdi olmaz, verir ücretini Yale Üniversitesine girer, beyzbol takımına da kaptanlık yapar ayrıca.
Amerikalılar böyle tiplerden hoşlanırlar, bol bol fotoğraf çektirir; balık tutarken, köpeğini severken...  İleride siyasete oynayacaktır zira.



PETROLCÜ BUSH
Üniversiteyi bitirdikten sonra (1948) babasının yanında çalışmaz, Teksas’ta petrol malzemeleri pazarlamaya başlar. Kurduğu şirketler (Zapata Petroleum Corporation) ile büyük paralar kazanır.
1966’da Cumhuriyetçi Parti’den Temsilciler Meclisine seçilir. Sonraki seçimlerde bir başarı gösteremez. Başkan Nixon onu ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki büyükelçiliğine atar.
Ardından CIA başkanlığını yürütür (1976-77) Ronald Reagan’ın hukuksuz işlerini kovalar. Sonra Başkan Yardımcılığı yapar, hatta Reagan hastaneye yattığında yetkilerini devralır. Bu bir ilktir Amerika’da.  
1988 seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olur ve rakibi Rum asıllı Michael Dukakis karşısında rahat kazanır.
O da Reagan gibi silahlı çözümlerden yanadır. General Manuel Antonio Noriega’yı devirmek için Panama’yı işgalden kaçınmaz.
SSCB (Sovyet Rusya) dağılırken 1989-93 Beyaz Saray’da oturan Bush, Doğu Avrupa’daki gelişmelere seyirci kalmaz.
Her Evanjelik gibi onun da körkütük bir İsrail hayranlığı vardır. “Armageddon” inancı gereği Ortadoğu ile ilgilenmeye başlar.
Dünyanın sayılı ordularından birine sahip olan Irak’ı askerden silahtan mahrum etmenin yollarını arar. Tel Aviv’e nefes aldırmaya çabalar.
İran karşısında açıkça Saddam’ı desteklemiştir, Kuveyt’in işgal için de yeşil ışık yakar.



SADDAM’I KULLANARAK
Irak İran’la sürdüğü savaş boyunca çok masraf etmiş ekonomisi tükenmiştir. Saddam kendisine sürekli gaz veren ama ellerini taşın altına koymayan Arap ülkelerine hesap sormaya kalkar. Biraz da onlar bedel ödesindir. Mesela Kuveyt kolay bir lokmadır. ABD den “sen işine bak” gibi bir mesaj gelince komşusunu işgal eder ve Dünya petrol rezervinin yüzde 20’si Bağdat’ın eline geçer bir anda.
Ancak Bush karşı safa geçer, Kuveyt’in hamiliğine kalkar.


ABD öncülüğünde İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye, Mısır gibi 28 devlet, askerî koalisyon yapar, Irak’ın baş etmesi mümkün değildir bunlarla.
Arap ülkeleri; Saddam’a karşı olanlar ve Saddam’ın yanında olanlar diye ikiye ayrılır. Arap birliği Irak’ı kınasa da Ürdün, Yemen ve FKÖ Bağdat’ın yanında dururlar.
Saddam bu oyuna düşerek hem halkını zora sokar, hem de ABD’ye kolay bir zafer kazandırır. Birinci Körfez Harekâtı’nda Irak ordusu neredeyse tek mermi atmadan teslim olur.
Yapacakları bir şey de yoktur, dümdüz çöl saklanma imkanı vermez. ABD uçakları için zahmetsiz av olurlar.
Irak geri adım atmak zorunda kalır, kuzeyde hava sahası kapanır. Halk 12 yıl ambargoyla boğuşur aspirin ve sargı bezine bile muhtaç kalır.
Bebek ölümleri görülmemiş bir şekilde artar.  

BİZİM BAŞIMIZA PATLADI

BAAS’çılar halkına zarar vermeye devam eder. Fransa ve İngiltere’den aldıkları kimyasal silahları Halepçe üzerinde kullanırlar. Beş bin masumu böcek gibi ilaçlarlar.
Peşmergeler Türkiye sınırına yönelir. Burada dostça karşılanırlar.
Turgut Özal, Irak karşısında müttefiklerin safındadır. Hatta daha aktif olup sınır dışı operasyonlara fiilen katılmayı planlar. Bir koyup üç alacak, ayağını Misak-i Millî sınırlarına atacaktır. Belki Kerkük Türkmenleri ve Musul petrolleri ile ilgilenme fırsatı bulacaktır sonunda.
Türk dış politikası henüz böyle şeylere hazır değildir, muhalifler bunu macera olarak görür, karşı dururlar.
Ankara BM ambargolarına harfiyen uyar, Kerkük Yumurtalık boru hattı kapanır, ihracatımız durur, müteahhitlerimiz, kamyoncularımız işsiz kalırlar.
Bütçemiz açık vermiş, enflasyon artmıştır. Ama zararlarımız tazmin edilmez. Başkan Bush ettiği vaatleri yerine getirmez.
Türkiye ayrıca “Çekiç Güç” gibi bir oldu bitti karşısında kalır. Batılılar Kürt kartı ile daha fazla oynamaya başlar.
Oğul Bush liderlik vasfı olmayan bir vasattır, şüphesiz 11 Eylül senaryoları ve Afganistan ile Irak’ın işgalinde babasının parmağı vardır.
Bugün İslam coğrafyasında dökülen onca kanın, yıkılan onca şehrin, boğulan onca mültecinin vebali Bush’ların omzundadır.
Halep’e, Yemen’e, Gazze’ye, Herat’a, Guantanamo’ya bakın onları göreceksiniz açıkça.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
605407 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/605407.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT