BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“Şer Üçgeni” nerede?..

Noktalar
İsmail Kapan
Facebook
Yıllar önce dönemin ABD Başkanı W. Bush, Kuzey Kore, Suriye ve İran’ı kastederek “ŞER EKSENİ” ifadesini kullanmıştı… Suud’un çok tartışılan Veliaht Prensi de “ŞER ÜÇGENİ” deyiverdi. Peki nerede bu üçgen?!
 
 
Üçgen deyip geçmeyin… Geometri-trigonometri ilminde çok önemli bir bahis olması, kenarları ve açıları üzerinden bir dünya hesaplama ve ölçme yöntemi geliştirilmiş olmasının yanı sıra, konuşma ve yazı dilinde de sıkça başvurulan bir kavramdır. Bir zamanlar “Bermuda Şeytan Üçgeni” çok aktüeldi. Çok sayıda esrarengiz kazanın meydana geldiği Bermuda-Florida ve Porto Riko arasında kalan bölgeye bu ad verilmişti. Yıllarca tartışılıp konuşuldu ve sonunda güçlü bir ihtimal olarak, gemi ve uçakların bu bölgede ani biçimde kaybolmasının, bölgede aniden oluşan olağanüstü boyutlarda güçlü hava akımından kaynaklandığı ileri sürüldü. Ama kesin bir açıklama da getirilemedi. Her neyse konumuz bugün “şeytan üçgeni” değil, “şer üçgeni”... Hafta başında medyada bu ifade yer aldı ve bir iki günlük bir süre içinde de unutulur gibi oldu. Bu ifadeyi kullanan kişi Suudi Arabistan’ın tahtına çok enteresan bir şekilde vâris olan ve yaptığı icraatla da pek fazla tartışılan Prens Muhammed Bin Selman’dı… Veliaht Prens olduktan sonra çıktığı ilk yurt dışı gezisi olan Mısır’da bir grup gazeteciye mülakat verirken şunları söylemiş: “Bizim düşmanımız şer üçgenidir. Bu da Osmanlıcılar, İran ve terör örgütlerinden teşekkül ediyor. Erdoğan’ın Türkiye’si hilafet düzenini geri getirmek istiyor. İran da Müslüman Kardeşler'i kullanarak devrim ihracı yapmak istiyor. Terör ise bizim savaştığımız şeydir...” Bu haber, Mısır’da yayınlanan El Şurok gazetesinde yer aldı ve tahmin edilebileceği üzere Türkiye’de de büyük tepki çekti… Ancak Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçiliğinden hemen bir basın açıklaması yapılarak, Prensin bahse konu açıklamasında Türkiye’den bahsetmediği, sözde Müslüman Kardeşler örgütü ile radikal grupları kastettiği belirtildi. Suudi Prensin Türkiye’ye pek olumlu gözle bakmadığı bir sır değil. Vaka, olumlu veya olumsuz bakması arasında da cirmi kadar yer tutar!.. Ama burada yalnızca Prensin şahsı değil, beraberinde sürüklediği kendi ülkesiyle son zamanlarda oluşturmaya başladıkları ‘netameli üçgen’ üzerinde durmak icap ediyor.
Vaktiyle ABD Başkanı W. Bush, Kozey Kore, Suriye ve İran’ı şer ekseni ilan etmişti. Hatta onun bu tanımlamasından yola çıkılarak, bazılarınca Irak işgalinden sonra sıranın Suriye’ye, belki de İran’a gelmek üzere olduğu tahminleri yürütülmüştü. Öyle olmadı, ama gelişen olaylar en az onun kadar kötü oldu. Suriye’nin hâli malum!.. ABD’nin şimdiki başkanı Donal Trump da her fırsatta İran’ı sert sözlerle hedef alıyor. Arkası nasıl gelir, şimdiden kestirmek kolay değil. Mesela bugünlerde ABD Suriye, Irak ve Ürdün Sınırında (Gördünüz mü yine ve yeni üçgen çiziliyor) bir güç temerküzüne gidiyor. Bu kuvvet yoğunlaştırmasının hedefinin İran olduğu ifade ediliyor. Bunu bir tarafa bırakıp yine Suudi Arabistan’a dönelim. 2017 yılı Mayıs ayında Trump bu ülkeye yaptığı ziyarette Kral Selman ve Mısır Diktatörü El Sisi ile birlikte “sihirli küreye” birlikte el basmıştı. Radikal Düşüncelerle Mücadele Merkezi diye adlandırılan kuruluşun açılış merasiminde bunu yapmış ve dünyaya bir mesaj vermeye çalışmışlardı… Bu defa Selman’ın oğlu Mısır’dan değişik bir mesaj vermeye çalıştı. Peki, bu mesaj ne anlama geliyordu? S. Arabistan hâlihazırda Yemen üzerinden İran ile fiilî savaş durumunda. Müslüman Kardeşler teşkilatı ise Mısır’daki askerî diktanın en büyük rakibi, daha doğrusu düşmanı… İşte M. bin Selman, Sisi’nin ülkesinde tarafını ve niyetini böylece belli ediyor. Yalnızca bu mudur? Elbette hayır!
Şu sıralarda, Arap Körfezi ve çevresinde çok farklı ve tehlikeli bir üçgen kurulmaya çalışılıyor… Epey zamandan beri İsrail Birleşik Arap Emirlikleri ile saman altından su yürütüyordu. Ancak uzun zamandır var olduğu kesinleşen ilişkiler, artık gün yüzüne çıkmış durumda. İsrail bununla da kalmayıp BAE üzerinden Suudi Arabistan ile fiilî ilişkiler kurmaya başladı… Bu ilişkinin kurulmasında BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid asıl ara bulucu. Bin Zayid’in ipinin kimlerin elinde olduğunu kolaylıkla tahmin edebilirisiniz. Ve asıl “şer üçgeni"nin nasıl ve niçin kurulmakta olduğunu da rahatça kestirebilirsiniz! Suudi Prens, İsrail ile geliştirmekte oldukları tuhaf ilişkileri gözlerden saklayabilmek için böyle atraksiyonlarda bulunmaya devam edecek anlaşılan. Krallık tahtına daha oturmadan fiilen ülkeyi yöneten ve bugüne kadar görülmemiş baskı politikalarını fütursuzca uygulamaya koyan Prens, çizmek istediği reformcu profiliyle büyük patron ABD’nin gözüne girmeye çalışıyor zahir. Eh şu ana kadar yaptıkları da karşı tarafı memnun edecek kadar var. Bunun yanında babasının silah alımı için harcadığı yüz küsur milyar dolar da işin nakdî rüşvet kısmı… Ancak burada esas üzerinde durulması gereken Suud’un ABD’ye kullanamayacağı silahlar için ödediği paralar değil, yeni üçgenin (S. Arabistan-BAE-İsrail) nelere yol açacağıdır!..
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
601115 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ismail-kapan/601115.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Reklamı Geç
KAPAT