BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BAŞLANGIÇ

Kâzım Kürşat Yücel
Facebook

Cumhurbaşkanı “ba’zı sinyaller alıyorum” dedi. Gâlibâ “güzel sinyaller alıyorum” demek istedi. Zîrâ haber fevkalâde sevindirici. Bir kısım iş adamları servetlerini yurt dışına kaçırmaya çalışıyormuş. Ümîdlerini kaybetmiş oldukları anlaşılıyor. Bu ta’lîmâtdan sonra kötü niyetleriyle kalırlar. Hem açığa çıkacaksın hem tasavvurunu fi’le dökemeyeceksin. Memleket nâmına kaymaklı ekmek kadayıfı…

Yeni rejimin zenginleri de yeniydi. Üstelik hemen hepsinin ipi dışarıdaydı. Para için yapamayacakları şey yokdu. Kimlikleri karışıkdı. Soyadı kânûnu kimin kim olduğunu saklamışdı. Eskiden herkesin soyu sopu belliydi. Kimse araya karışamazdı. Müslimânlar, hıristiyanlar, yahudiler asırlarca heterojen bir hâlde lâkin âhenk içinde yaşamışlardı. Gayri müslimlerin gerçek kimliklerini saklayarak türk ve müslimânmış gibi görünmeleri cumhûriyyetle oldu. İngilizler bu yolla kuyuya öyle bir taş atdı ki yüz senedir çıkarabilmiş değiliz…

Şimâlin soğuk yüzleri her geçen gün irtifâ kaybediyor. Bir asırdır bu gidişi tersine çevirmeye çalışıyorlar. Bununla berâber bir arpa boyu yol alamadılar. Boşa kürek çekdiklerinin farkındalar. Çıkmayan candan ümîd kesilmez misâli saldırıyorlar. 75 sene önce tahtlarını ABD’ye kapdırmışlardı. Aslında sığır çobanları batı nâmına ona son def’a sâhib olmuşdu. Garbın yeryüzünü daha fazla oyalayabilmesi mümkin değil. Afrika’nın çıplak dolaşan kabîleleri bile batılı beyazı tanıdı. Şu an itâatkâr görünmeleri büyük hesâblaşmanın başlamamış olmasından. Böyle bir durumda garb bütün dünyayı karşısında bulacakdır. Hattâ Latin Amerika bile batı safında yer almayacakdır. Rusya devrini tamamladı. Bundan sonra giderek küçülür. İki kaybeder bir alır, üç kaybeder iki alır fakat küçülür. Çin hiçbir sûretle potaya girmedi, giremez. Timur hânın niyyeti gerçekleşseydi islâmla müşerref olacakdı. Bu ise bütün kapıları açacakdı. Hem islâm dünyası hem kendileri için. İktisâdî vaz’iyyeti ne kadar kuvvetlenirse kuvvetlensin mevcûd yapısıyla netîce alamaz. Ertuğrul gâzînin çocukları bu hareketin tabîî lideridir. Bin yıllık misyon kaldığı yerden devâm edecekdir.

İyi de bu nasıl mümkin olabilir?

Her şeyden evvel kendimizi emniyyete almamız lâzım. Nükleer silâhlar olmadan bunun gerçekleşemeyeceğini def’alarca yazdık. Yeryüzünün her köşesine ulaşabilen füzelere sâhib olmamız gerekdiğini de ifâde etdik.  Karşımızdaki gücün hayvandan daha aşağı olduğunu bilmeliyiz. Aç kalmasına, köşeye sıkışmasına gerek yok; kafasına esdiğinde her türlü cânîliği yapar. Nükleer, kimyevî ve biyolojik silâhlar kullanmak bu cümleden. Envantere girmiş veyâ girmek üzere olan farklı teknolojilerdeki ölüm makineleri ayrı bir tasnîfe ihtiyâc duyar. Bütün bunları bilecek ve yürüyüşümüze devâm edeceğiz. Evvel emirde muvâzeneyi kuracağız. Ardından öne geçeceğiz. Sonra fark atacağız. Üstelik bütün bunları bir çırpıda yapacağız…

Sonra mı? Sonra devlet başkanımız televizyonlara çıkıp, “EY YAHUDİ! BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ” diyecek. Uygun gördüğümüz an KUDS-İ ŞERÎF’e on binlerce asker indireceğiz. Şanlı peygamberimizin Medîne-i münevverede BENÎ NÂDİR’e yapdığını yapacağız. Mübârek belde mülevves hınzırlardan temizlenecek.

Ve bu hâdise büyük fetih rüzgârının başlangıcı olacak!

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
599620 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/kazim-kursat-yucel/599620.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT