BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Arda’nın marifeti ve Rusya...

Kemal Abinin Haftalığı
Kemal Belgin
Facebook
Hatırlarsanız; Rusya’da iki ünlü futbolcu bir yerlerde birini epeyce dövdükten sonra gözaltına alındılar ve çıkarıldıkları mahkemede tutuklandılar. Duruşma da iki ay sonra. Yani bu iki yıldız demir parmaklıklar arkasında en azından iki ay yatacaklar. Gelelim bize... Arda Turan adlı futbolcumuz, iddialara göre, çirkin bir söylemden sonra kendisine karşı çıkan bir vatandaşa kafa atıp burnunu 13 yerden birden kırıyor. Sonra da peşinden hastaneye gidip ruhsatsız silahını fora ediyor. Ve bu silah da bir defa patlıyor. Sonuç mu? Ruslar içeride, bizimki bilmem ki bu gece nerede?
 
Hıncal Abi bu satırlar sana...
 
Hıncal Uluç Ağabey gerek köşesinde, gerekse de bizim 90A’da devamlı günümüz spor medyasını eleştirir durur. Haksız mıdır? Hemen haksız olmadığına bir kanıt... Bosna Hersek’le oynayacağımız özel maç günü Milliyet Spor’da bir muhtemel takım çıktı ki sormayın gitsin... Millî takım sahaya çıktığında tam 6 isim Milliyet'teki kadrodan değişik idi... Hey gidi Namık Sevik Ağabey hey! Tabii ki hey gidi hey Ercüment Karacan isimli patron hey! Şimdi soruyorum, acaba bir tek kişi, patron ve müdür, bu komedinin farkına vardı mı? Cevabı delikanlı gibi isterim haaa...
 
G.Saray ve UEFA...
 
Bana öyle geliyor ki, ya da öyle görüyorum diyelim, Galatasaray'ın yeniden UEFA sorgu masasına çağrılışının sebebi İtalyan yaygarasıdır. Çoook eski yıllardan beri bu UEFA'yı dışarıdan hep İtalyanlar yönetmiştir. Bir keresinde de Artemio Franchi başkan olmuştur ama bu kuruluşu sanki İtalyan gibi değil, vatanı olmayan biri gibi yönetmiştir. Sen anlaşma imzala... İmzanın karşı tarafı da sözünün arkasında dursun, sonra yeniden masaya çağır. Olmaz böyle şey... Ben Galatasaray'ın yerinde olsam bu çağrıya elimdeki sözleşmeyi yollayıp hayırlı işler dilerdim. CAS mı? Yeni bir karar yok ki...
 
Spor kulübünün aile sırları!
 
Spor kulüplerinde, hele hele söz konusu büyük kulüpler ise, bünye içerisinde meydana gelen istenmeyen olaylar olursa bunlar dillendirilmeden, kamuoyu ile paylaşılmadan faturaları kesilir. Söz konusu tabii ki Fenerbahçe... Bendeniz meslekte 50. yılı tamamlarken, ömrümün geri kalan kısmını da bu kulübün içerisinde geçirdim. Ve hiçbir dönem, hatta hatta neredeyse tek başıma eleştirdiğim Aziz Yıldırım döneminde bile kulübe böyle yara açılmamıştır. Sorarım şimdi; Bundan böyle kim gelir de bir göreve soyunur acaba? Öyle ya sokağa çıkamayacak hâle getirilirse... Neyse, bir kupa maçı sırasında takım kaptanını locasından küfürle ve ite kaka attıranlar varsa, ben de neyi konuşup, yazarım ki...
 
TRT’ye önemli not!
 
TRT'ye önce teşekkür edeyim. Çünkü Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonasını ekranlara getirdi. Ancak ne var ki önemli bir eksikle... Onu da yazayım da eksik bir şey kalmasın... Bizim maçların dışındakilerde benim ülkemde oynayan o kadar çok oyuncu vardı ki salonda... Neden acaba bir tekinin dahi ismi “Bizde şu takımda da önemli işler yapıyor” falan gibisinden sözler araya sıkıştırılmadı. Her izleyen her şeyi bilmez ki...
 
Eleştirirken dikkatli olunuz!
 
Elimde sağlam kanıt olmadan asla kimseleri eleştirmem. Ama ya başkaları? Kadim dostlardan Erman Toroğlu dedi ki “Lucescu'nun tercümanı sözleri değiştiriyor... Saptırıyor...” Olmadı Erman! Sinan, Saint Joseph mezunudur. Bizim mahallenin de çocuğudur. Üstelik Fransızcasını çeşitli ortamlarda, çeşitli bayraklar altında da geliştirmiştir. Sen bu dili bilip eleştiri yapsan tamam... Ama ona buna kanıp sallarsan, en azından bana hedef olursun, sevgili dostum...

Bu millî takım yapıya uygun mu?

 
Tabii ki her spor branşında olduğu gibi takımlar yenilenirler... Dengeli biçimde olursa da gidenler pek aranmaz. Ancak ne var ki bu uygulama yapılırken bile millî takımların ülke futbolu, ya da ülke futbolcusu gerçeğinden kopmaması gerekir. Yani mi? Biz paldır küldür oynamayız. Biz hâlen alan daraltabilirsek, topun arkasına kalabalık olarak geçebilirsek, bunları yaparken de kazanılan veya sunulan toplarla kontra planlarımız, tabii ki bunların oyuncuları olursa, skor tabelasında önde görünebiliriz. Rakip sahada yetmiş metre derinlikle başlayan kontra gol yiyorsak ve benzerlerini yemiyorsak, yazdıklarımı bir düşünün. Devamla; Nedir bu yangın yahu? Yenildiğimiz takım son Dünya Kupası'nın penaltılarla elenmiş çeyrek finalisti değil mi be?
 
VAR varken...
 
VAR ortaya çıktığında “Ben hakem olsam, hemen düdüğü rafa kaldırırım” demiş ve yazmıştım. Aradan zaman geçti ve beklediğimin neden olmadığının farkına vardım. Safız ya... Hakem bir maç günü sahada, bir başka maç günü VAR’ın başında oluyormuş... Yani haftada ortalama iki indirme... Eh, neden düdüğü rafa kaldırsın ki?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
604706 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/kemal-belgin/604706.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT