BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Maksadımız onun dinini yaymaktır..."

Haftanın Sohbeti
M. Said Arvas
Facebook
Tarih şahittir ki, Müslümanlar, dinlerine ne kadar değer vermişlerse, dünya işlerinde o kadar başarılı olmuş, ilerleme kaydetmişlerdir.
 
 
İnsanoğlu, kendisine ihsan edilen aklı sayesinde, her geçen gün biraz daha ilerleme kaydetmekte, yeni buluşlar ve keşifler elde etmekte ve daha ileri seviyelere ulaşabilmektedir... Yüz sene önce ölen bir insan, bugün dirilse, dünyamızda olup bitenlere bir baksa, ne kadar şaşıracak, âdeta gözlerine inanamayacak. Yaptığı bir aletle, bulutların üstünde seyretme imkânı, dünyanın öbür ucundaki ile görüşüp konuşabilme nimeti, daha neler neler...
Gün yoktur ki, insanlar ilim ve teknik bakımından yeniliklerle tanışmasın. Artık eskiye dönüş mümkün değildir.
Meselâ, asrımızda yaşayan bir hanımefendiye desen ki: "Eskiden çamaşırlar elde yıkanırdı, sen gene eskiden olduğu gibi çamaşırları elinle yıka, onlar gibi ol!" İkna edebilir misin?
Bir başkasına "Eskiden yaya veya atla seyahat edilirdi. Sen de ecdadın gibi yap!" desen, kaç kişiyi buna razı edebilirsin?
Elektrikle değil, gaz lambası ile aydınlanmayı kime kabul ettirebilirsin? Dünyanın en yüksek iknâ kabiliyetine sahip olsanız bile, kimseyi yanınıza alamazsınız...
Netice olarak; kimse gerici olmaz, olamaz ve olmak da istemez. Bazıları bundan niçin endişe ediyorlar?
Bazı şeyler değiştirilemez, yerlerine bir başkası konamaz. Mesela "Güneş milyonlarca sene önceden yaratılmıştır. Bu artık eskidi, bununla aydınlanmak, ise gericiliktir. Biz yeni bir güneş bulalım, o bizi aydınlatsın. Değilse ilerici olamayız" denebilir mi? İstense bile başka güneş bulunabilir mi? Bize ışık ve hayat veren bu güneşi beğenmezsek aptallık etmiş oluruz; hayatımızı da sona erdirmiş oluruz. Mukaddes dinimiz de manevi güneşimizdir. Güneş gibi, eskimez ve alternatifi yoktur.
Tarih şahittir ki, Müslümanlar, dinlerine ne kadar değer vermişlerse, dünya işlerinde o kadar başarılı olmuş, ilerleme kaydetmişlerdir.
Bir aşiretten cihan imparatorluğu çıkaran, altı asır üç kıt'aya hakim olan Osmanlı devletinin kurucusu Sultan Osman'ın oğluna yazdığı vasiyeti meşhurdur. Bir bölümü şöyledir:
"Ey oğlum! Allah için cihad et. Padişahlığın aslı ve esası İslamiyet'tir. Bizim mesleğimiz Allah yoludur. Maksadımız onun dinini yaymaktır. Yoksa kuru bir cihangirlik davası değildir..."
Fatih Sultan Mehmed Han, diğer Osmanlı padişahları gibi çok dindardı, gerici değildi. Çağ kapatıp yeni çağ açmıştı. Beşer tarihinde benzeri olmayan karadan gemileri yürütmeyi planlamış ve başarıyla tatbik ettirmişti. Zamanının en güçlü toplarını imâl ettirip, Bizans surlarını delik deşik etmiş ve İstanbul'un fatihi olmuştu.
Evet, bir gün gelecek ve herkes çok iyi anlayacak ki, dindar olmak gerici olmak değildir...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
600125 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-said-arvas/600125.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
KAPAT